Münferit

287 49 538
                                        

İçinde kendine çokça yabancı olan duygular kol gezmekteydi. Bazıları ne kadar tanıdık gelse de bunca zaman bihaberdi onlardan. Bazıları ile görüşmeyeli ise uzun zaman olmuştu. Bundandı Ezgi'ye olan yakınlığı sanki o yabancı duygularla onu tekrar tanıştıracak olan oydu.

"Hala ya nereye daldın sana sesleniyorum."

Örneğin şu an yüreğinde baharın açtığını söyleyen kuşlar uçmaya başlamıştı. Umudu fısıldamaya başlamışlardı kulaklarına.

"Efendim canım dalmışım," dedi İzge.

"Onu anladım zaten hala. Ben de onu diyorum işte nereye daldın?" Diyerek çokbilmişliği ile konuşmaktan geri durmadı Ezgi.

"Önemli bir şey değil halacım. Sen ne demiştin?" Diyerek yeğenine yöneltti sorusunu.

"Babam diyorum neden sana bağırdı?" Meraklı gözlerle halasına bakmaktaydı. Ne kadar duymasını engellemeye çalışsalarda duymuştu olanları. Ve bunca zaman Erkut'un onda oluşturduğu İzge'ye olan sevgiye ters düşmüştü Baybars'ın bağırışları.

Her şeye rağmen Ezgi'ye İzge'yi anlatmıştı Erkut. Onu sevin ve bilsin istemişti çünkü İzge'nin bir gün dönmek mecburiyetinde kalacağını biliyordu. Evde Baybars'ın adını anma yasaklarına rağmen Ezgi'yi İzge'ye hayran bir biçimde yetiştirmek için çok uğraşmıştı. Baybars hakkında kötü şeyler demese de hiç konuşmuyordu ve bu da iyi bir izlenim değildi.

Baybars için İzge o evden çıkarken sanki hiç varolmamıştı. En azından Baybars öyle olsun istiyordu çünkü varlığını kabul ederse nefret etmeye devam edecekti. Geri dönmeyeceğine de o kadar emindi ki Ezgi babannesinin elinde bir fotoğraf görmüş olmasaydı varlığından hiç haberi olmayacaktı.

"Olur birtanem öyle şeyler büyükler arasında bazen," dedi İzge sorulardan kaçmak için.

"Ama babam beni üzmemek için bana bağırmaz seni niye üzmek istesin ki?" Dedi Ezgi masumca bir tavırla.

"Ben onu biraz üzdüm, sinirlendi o da o yüzden canım. Sen boşver şimdi bunları."

Dudaklarını büzüp içinde bulunduğu kolların arasında daha da yayıldı küçük kız. Yavaş yavaş mayışmaya da başlamıştı zaten. Ama meraklı halinden taviz vermeden soru sormaya devam etti.

"Hala sana bir şey sorucam." Diyerek asla susmadan devam edeceğini sözlü olarak da dile getirdi.

İzge asla şikayetçi değildi bundan. Ve bu durum kendisine de garip gelmeye başlamıştı genellikle günün sonlarına doğru etrafında oluşan her sese sinirlenmeye başlıyordu. Kafasını dinlemek istediği bu vakitlerde etrafındaki konuşmalarda hiç hazzetmiyordu.

"Sor halacım," dedi İzge.

"Ama kızmak yok."Diyerek kaldırdığı kafası ile alttan alttan bakışlarını iyice kadının yüzüne dikmişti.

"Niye kızayım? Söz kızmak yok, sor ne istersen," diyerek güven verdi yeğenine.

"Ama babam kızıyor bu konu da konuşunca."Kendini açıklama gereği duymuştu ister istemez Ezgi. Baybars istediği her şeyi yapıyor olsa da bazı konuları asla konuşmuyordu. Bunlar genelikle Ezgi bilmesin diyeden önce kendisinin konuşmayı kaldıramayacağındandı. Ezgi'nin bilmesini de istemiyordu elbet ama bu kısma zaten hiç gelemiyorlardı.

"Boşver sen babanı kızar o ara ara geliyorlar ona," diyerek Baybars'a kendince laf atmaktan geri durmadı.

"Tamam o zaman soruyorum. Şimdi ben dedemi hiç görmedim, annemi de hiç görmedim ya." İri gözleri dolmaya başlamıştı ama titreyen sesine inat cümlelerinden vazgeçmedi.

DİLHUN Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin