Not: Bu olay asıl hikayenin zamanında değil daha öncede geçiyor. Yani nooluyo demeyin asdfgh geçmiş bu. :P
Sidney, yada onu Avustralya'nın bir şehri olarak görmek istemeyen arkadaşları için 'Sid' hava kararır ve sıcaklık birkaç derece düşerken çocuk parkının köşelerindeki banklardan birine oturmuş eve giderse neyle karşılaşacağını düşünüyordu.
Babası öleli beş yıl olmuştu. Annesi de aşağı yukarı aynı zamanlarda kendini alkole boğmaya başlamıştı. Evlerine girip çıkan bir çok adamdan sonra annesi Fred isimli bir polisi eve getirip artık birlikte yaşayacaklarını söyleyince mutlu olmuştu. Annesinin başına bir şey gelme riskinin azalmasıyla birlikte adam bir polisti. Diğer adamlardan parklı olarak düzenli bir işi vardı ve yüksek ihtimalle uyuşturuculara bulaşmamıştı. Sid mutluydu. En azından ilk başta.
Adam daha taşınırken Sid'den hoşlanmadığını belirtmiş. Eşyalarının sığmadığını bahane ederek anlamsız bir biçimde Sid'in odasını depoya çevirip eşyalarını oraya koymuştu. Tabii Sid'in yatağı ve masası, kısaca bütün eşyaları da bodruma inmişti.
Rutubet kokusu, hiç camı olmaması ve örümcekler ona oda arkadaşlığı yapmasına rağmen önemli değildi. Zaten yapabileceği bir şey yoktu. Annesi içki parasını verdiği sürece Fred'i göndermezdi.
Sonra okul başlamıştı. Okulun başladığı günün akşamı Sid'in bilgisayarı ve telefonu elinden alınmış, üvey babası saat başı ders çalışıp çalışmadığını görmek için bodrumun kapısında kafasını uzatır olmuştu. Ders çalışmak yada uyumak dışında bir şey yapmasına Fred sinirleniyordu. Çizgi romanları ve müzik çaları da okulun başlamasından tam iki hafta sonra gitmişti.
Annesi içki yüzünden sızdığında yada iş yapamayacak kadar baş ağrısı çektiğinde ev işlerini ve yemeği de Sid'in yapması gerekiyordu. Eğer düzgün yapamazsa... Fred sabırlı bir insan değildi ve çocukların eğitiminde dayağın kullanılması gerektiğine inanıyordu.
Sınavların zamanı geldiğinde her şey daha kötüye gitmişti. Fred ders çalışsın diye onu sürekli bodruma kilitliyordu, sınav sonuçları ise onu neredeyse hastanelik etmişti. Daha da kötüsü Sid son yediği dayakta bir şey fark etmişti. O zamana kadar Fred'in onu dövdüğünden annesinin haberi olmadığını sanıyordu ama en son sınav sonucunu getirdiğinde (B+ Fred için yeterli değildi) üvey babası ona cezasını verirken içeri annesi sakince girmiş yeni kocasına öğle yemeği için ne istediğini sormuş ve cevabını alıp dışarı çıkmıştı.
Sid her şeye rağmen annesine inanıyordu. Babası ölene kadar kadın çok iyi, çok neşeli bir anneydi. Sanki babası öldüğünde birileri annesini de kaçırıp onu ona benzeyen ama onun tam tersi davranan bir kopyasıyla değiştirmişti.
Dün aldığı haberle bütün umutları son bulur gibi olmuştu. Annesi hamileydi. Bu Fred hiçbir şekilde gitmiyor demek oluyordu.
Ağlama isteğiyle gözleri ısınırken dikkati çocuk gülüşmeleriyle dağıldı. Karşı sokakta küçük bir grup kostümlü çocuk evlerin olduğu bir mahalleye doğru koşuyordu.
"Cadılar bayramı..." diye istemsizce mırıldandı çocukları gözleriyle takip ederek. Babası öldüğünden beri kostüm giyip kapı kapı dolaşmamış bu bayramı kutlamamıştı. Aslında en son ne zaman şeker yada çikolata yediğini bile hatırlamıyordu. Fred birde dişçi parası vermek istemediği gerekçesiyle bütün habur cuburları yasaklamıştı.
Gözleriyle gittikçe uzaklaşan çocukları takip ederken tam karşısındaki bankta oturan birini fark etti. Birkaç kez dökülmeyen yaşlar yüzünden yanlış gördüğünü düşünüp gözlerini ovuşturdu. Doğru görüyordu. Sadece hayatında hiç bu kadar güzel biri görmemişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Out From Hell
VampireSherlen eski bir büyücü, yeni bir vampirdir. Gücünün yanında kendine zarar verecek kadar umursamazdır da. Sokak kedisi gibi bir o insana bir bu insana sığınan Sherlen'in hayatı Fangtasia barının seksi sahibi ile tanışmasıyla değişir. Boy x Boy (Eric...
