***Christmas Special OVA ***

1.5K 60 0
                                        

(YAY! Süpriz ova bölümü! Bir nevi geçmişe ufak bir bakış idk.)

Marianna küçük oğlu Nicholoas yılbaşı ağaçlarının altındaki parlak paketler ve kurdelelerle süslenmiş hediyeleri parlak gözlerle bakarken gülümsedi.

Yılbaşları kesinlikle oğlunun doğum gününden –ve belki de abisinin doğum gününden- sonra en sevdiği gündü.

İçinde bulundukları salon malikanelerinin en küçüklerinden biriydi. Marianna Nicholoas doğduğundan beri bir yılbaşını ilk kez evde, ailecek geçirecekleri için ortamın samimi olması açısından bu salonu tercih etmişti.

İçlerinden birine Marianna’nın oturduğu iki tekli biri üçlü, çam ağacı ve yana şöminenin etrafına yerleştirilmiş kahverengi koltuklar, yerdeki çiçek desenli halı, odanın daha gerisinde akşamın ilerleyen saatlerinde yemeklerini yiyecekleri masa ve duvarda bir orman tablosu vardı.

Harold Kenndy Villnowich, yani Marianna’nın kocası, çocuklarının çam ağacı dışında evin hiçbir yerini süslemelerine izin vermemişti. Adam böyle şeylerden nefret ediyordu. Çam ağacına bile kahverengi saçlı, kocaman yeşil gözlü karısı neredeyse ağlayarak yalvardığı için razı olmuştu.

Marianna mutlu bir şekilde hala yüzünde gülümsemesiyle ince parmakları arasında tuttuğu kahve bardağından bir yudum aldığı sırada salonun kapısı açıldı. Kadın kahve bardağını ağzından çekip kapıya, daha doğrusu kapıda durmuş salonun içine bakan büyük oğlu Sherlen’e döndü.

Büyük oğlunun oldukça soğuk bir biçimde odayı tarayan bakışları küçük kardeşini görünce yumuşadı. Sherlen koşup çam ağacının dibinde oturan kardeşine sarılırken anneleri yüzündeki gülümsemeyi devam ettirmek için çabaladı fakat ister istemez yüzü solmuştu.

Kendi oğlundan bu derece korkman onun içini acıtıyor üzüyordu fakat vücudunun sol tarafındaki ağrı ona karşısındaki varlıktan korkması gerektiğini söylüyordu.

Geçen hafta Sherlen Hogwarta’da yemek sırasında birini bıçakladığı için eve bir hafta erken gönderilmiş, daha doğrusu uzaklaştırılmıştı. Eve geldiği gün bu yüzden oldukça sinirliydi ve sonunda ufak bir olay yüzünden Marianna’ın üstüne bir masa fırlatmıştı. Tahta, ağır bir masa. Sol kaburgalarından biri çatlaktı şu anda bu yüzden. Şifacı şanslı olduğunu söylemişti. Bir-iki hafta içinde ağrısı bile kalmayacaktı fakat şimdi, sol tarafı her sızlayışında Marianna ister istemez büyük oğlunun Nicholoas’ın etrafına doladığı kollara bakıyor, o masayı havaya kaldırıp atabilen kolların kolaylıkla küçük oğlunun da kemiklerini kırabileceğini düşünüyordu.

Ne var ki, Sherlen küçük kardeşini çok seviyordu. Aslında o gün annesinin üstüne masa atma sebebi de Nicholoas’dı. Akşam yemeğinde Nicholoas tabağının kenarındaki brokoli ve havuçları yememekte diretiyordu. Çok minik bir olaydı aslında. Marianna her annenin yapacağı gibi oğluna onları yemesi gerektiğini o itiraz ettikçe tekrarlamış, Nicholoas ağlamaya başlayınca ise sesini yükselterek bağırmıştı. Küçük oğlu normalde yapacağı, yani geçmişte yaptığı gibi özür dileyip sebzelerini yemek yerine tabağını alıp yere fırlatmıştı. Marianna kalakalmış yerde paramparça olan tabağa bile dönememişti. Büyük oğlu Sherlen’in de sinir problemleri böyle başlamıştı, küçükken böyle ufak olayları alttan almışlardı ve şimdi insanları bıçaklıyordu. Bu düşünceyle neredeyse refleks olarak küçük oğluna bir tokat atmıştı. Fazla sert değildi, yüzüne bile vurmamıştı, omzunun biraz aşağısına fakat bu Sherlen’in delirmesine neden olmuştu.

Küçük kardeşi doğduğundan beri Sherlen onu kendisinin bellemişti. Hep yalnız olduğu kocaman malikaneye annesi sonunda oynayabileceği, canlı, ufak bir şey getirmişti. Babası evcil hayvanlara tahammül edemiyordu. Bu yüzden Nicholoas çok değerliydi. Daha henüz yürüyemezken Sherlen’e istemeden de olsa oyunlarında katılmış, kurtarılması gereken prenses, yaşlı birine götürülmesi gereken ‘sepet’ olmuştu.

Out From HellHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin