Sabah çalan zille uyandığımda koşarak aşağıya inip kapıyı açmıştım. Ve karşılaştığım yüz gülümsememe sebep olmuştu.
"Günaydın Asel."
"Günaydın Cansu. Gelsene."
Dediğimde beraber salona geçmiştik.
"Nasılsın ?"
"İyiyim Cansu sen?"
"İyiyim işte. Bende beraber kahvaltı yaparız diye bir şeyler getirmiştim."
"Mutfağa geçip hazırlayalım o zaman."
Başını salladıktan sonra mutfağa girmiştik. Ben elindekileri alıp kahvaltılıkları çıkarıyordum. O da masaya yerleştiriyordu.
"Abimle aranız nasıl ?"
"İyi."
"Sadece iyi mi ? Mesela sevgili misiniz arkadaş mı ?"
"İkiside değiliz."
"Tahmin etmek zor değil. Abimden bahsediyoruz."
"Nasıl yani ?"
"Abimin kızlardan hoşlandığını söyleyemem Asel. Şu kaza olayını biliyorsun dimi ?"
"Evet."
"O günden beri çevresindeki kızlardan uzaklaştı. Sevgiliyi geç kız arkadaşlarını bile kendinden uzaklaştırdı. Bazen benimle bile konuşmuyor. Ben buraya geldiğimde tersleyerek göndermeye çalışıyor."
"Neden böyle ?"
"Annemden başka kimseyi istemediğini söyledi. Pars anneme çok bağlıydı. Ondan hiç ayrılmazdı. O ağladığı zaman ağlar o güldüğü zaman gülerdi."
"Bana da dün anlattı. O anki ifadesini gördüm Cansu. Onu öyle görmek benim içimi acıttı. Ama o çok güçlü duruyor."
"Onu seviyorsun dimi Asel? Bakışlarından bunu anlamak kolay."
"Yalan söylememe gerek yok. Seviyorum Cansu. Çok seviyorum."
"Umarım o da seni sever Asel. Ama bunun imkansız olduğunu düşünmüyorum. Senin şuan onun evinde olman bile buna bir işaret."
"Onun beni sevmesi için elimden geleni yapacağım."
Dediğimde bana gülümsedi. Masada eksik olanları alarak yerleştirdi. Kahvaltı hazır olduğunda Cansu masaya oturmuştu.
"Hadi git de kaldır şu uyuzu."
Dediğinde kıkırdayarak yukarı çıktım. Odasına ilk defa girecek olmanın verdiği heyecanı unutmaya çalışırak kapıyı tıklattım.Ses gelmediğinde sessizce içeri girdim.
Uyuyordu. Yastığa sarılarak uyuyordu. Yanına yaklaşarak ismini söyledim. Ama etkilenmemişti. Yatağına oturarak ellerimi saçlarının arasında gezdirdim. Bu mükemmel bir histi.
"Pars."
"Pars uyan."
Gözlerini açtığında ellerimi saçlarından çekmedim. Zaten ona karşı hislerimin olduğunu tahmin ettiğini düşünüyordum.
"Günaydın. Kahvaltı hazır."
Dediğimde gülümsemişti. Bunu çok nadir yapıyordu. Ve şuan neden yaptığını merak etmiştim.
"Neden gülümsedin ?"
"Annemde beni böyle uyandırırdı. Onu hatırlattın."
"Üzgünüm."
"Hayır. Bu iyi hissettirdi."
Dediğinde bende gülümsemiştim. Yataktan kalkarak odadan çıktım. Kalbim fazla hızlı atıyordu. Ben aşağıya indikten kısa bir süre sonra o da masaya oturmuştu.
......
Arabadan indiğimizde yine her zaman ki gibi okulun gözü bizdeydi. Pardon Pars'ta. Bakan kızlara gıcık olan ben yürürken taşa takılıp düşecekken Pars'ın elimi tutmasıyla kaybettiğim dengemi sağlamıştım. Elimdeki elini çekmemişti. Buna dünden razı olan bende bir şey dememiştim.
"Elini tutmama izin vermenin sebebi ne İzgi ?"
"Yine aynı şeyi yapıyorsun Uluhan. Ama bana söylediğin cümleyi unutmuyorum. Sen cevaplarını bildiğin soruları soruyorsun ve bende bunu bilerek sorularına cevap vermiyorum."
"Aferin Asel. Beni tanımaya başlıyorsun."
Sınıfa girdiğimizde Çisil'in yanına oturmak yerine Pars'ın yanına oturmuştum.
Pars'ın kulağıma söylediği şeyle fazlasıyla heyecanlanmıştım.
"Benim sayemde içindeki cesaretli kızı çıkartman hoşuma gidiyor küçük kız."
Hoca sınıfa girdiğinde ise kafamı sıraya koyarak uyumayı tercih etmiştim. Tabi bunu başaramadan kafam Pars'ın omzuna konulmuştu.
"Boynunun ağrımasını istemezsin dimi İzgi ?"
"Hı hı."
"Pars Uluhan."
Öğretmenin sert sesiyle Pars omuzlarını dikleştirmişti ve bende kafamı kaldırmak zorunda kalmıştım.
"Anladık sevgili olmuşsunuz ama derste düzgün durmak zorundasınız."
"Cesaret hapı mı kullanıyorsun sen ?"
"Hayır Pars. Seni azarlamam veya uyarmam için cesaret hapına ihtiyacım yok."
"Haklısın. Hap falan yetmez. Yürek yemiş olman gerekir."
"Sınırlarını aşma Pars."
"Asıl sen sınırını aşma. Bana böyle davrananların nasıl ağlayarak karşımda özür dilediğini biliyorum ben. Senin bu yükselmelerin bana geçmez. O sesinin seviyesini indirip öğrencilere dersini anlatmaya devam et."
Dediğinde hoca kafasını diğer tarafa çevirerek dersine devam etmişti. Pars ise şuan titriyordu. Neden herkes şu adamın sinirlerini zorluyordu ki. Elini tutarak gözlerinin içine baktım.
"Sakin ol."
Dediğimde gözlerini kapatarak nefesini düzenlemeye çalıştı. Bir süre sonra gözlerini açtığında eskisi gibi sinirli bakmıyordu ve titremesi geçmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PARSEL
ChickLitPars Uluhan. Vazgeçemediğim mükemmel adamım. Sevdiğim. "O olmadan nefes bile alamıyorum ben." ..... "Benim etrafımda dolaşma küçük kız. Etkilenirsin." "Uçurumdan atlamaktı benim için seni sevmek." Tüm hakları saklıdır. Öyle bir durumda yasal işlem...
