Merhaba arkadaşlar, bölüm şarkısı Multimedia da var. Mutlaka onunla dinleyin hatta başa sarıp sarıp dinleyin çok sevimli oldu bölümle birlikte...
Michael Jackson- Black or White!
Bu arada diğer bölüm gelen yorumlara çok teşekkür ederim ama okuyan kişilere rağmen çok az yorum paylaşılıyor lütfen bölüm sonu bir iki saniyenizi ayırırsanız çok mutlu olurum. Zaten finale yaklaşıyoruz. İyi okumalar...
"Saat olarak on iki. Ama ne olacak ki?" diye kendi kendime sorunca, dibime kadar eğilmiş, gözlerimin önündeki silueti kapanan ışıklar yüzünden gulyabaniyi andıran Zeytin "İyi misin?" diye sordu endişeyle.
"Zeytin!"diye büyük bir heyecanla ama bir o kadar da sessiz bir biçimde iki koluna birden oturduğum yerde yapışınca gerildiğini hissettim. Ben iyiydim ama birilerinin bu gece öyle kalmayacağı aşikardı.
"Günah dolu bir geceye hazır mısın?"
"Seninleyse hayır!" diye korkuyla geriye doğru kaçmaya çalışırken başını hızla iki yana salladı. Rezzan uyanacak olmasa ona bağırabilirdim. "İyi o halde ben de tek giderim." diye ayağa kalınca şaşkınlıkla donakaldı.
"Defne ne yaptığını anlamıyorum," diye koca gözlerine yerleşen hayret dolu ifadesiyle beni izlerken, pijamamın üstüne sessiz olmaya çalışarak kabanımı giydim ve gri renk boyunluğumu taktım. Yanıt vermek yerine kapıya doğru yöneldiğimde ciddi olduğumu bir kez daha anlamıştı.
"Kafayı mı yedin sen," cümlesini olmayan beynimin türeviyle alırken çıkan tüm sonuçların negatife açıldığını görünce bir süre benim gibi suskun kaldıktan sonra karanlık oda da elini kaldırarak bana beklememi işaret etti.
Tabii ki de bilmediğim bir şehir de tek başıma dışarı çıkacak kadar kaçık değildim! Kapıya kararlılıkla ilerlerken ona blöf yapıyordum. Yabancı dil pratiği benden daha iyi olan Zeytin'i yanıma almam durumu hafifletiyordu.
Zeytin, sessiz olacağım diye karanlıkta takılıp düşünce olduğum yerde doksan dereceye atılan kazak gibi eziş büzüş olurken, endişeyle yüzümü ekşittim. Parmak ucumda hızla ona doğru ilerledim ve tam zamanında ağlamadan ağzını kapatarak onu susturdum neyse ki...
İçini çeke çeke ağlamasına engel olamamıştım o ayrı bir mesele. Gözyaşları ince parmaklarımı ıslatan Zeytin'in kıvırcık saçlarına eğilip bir dizi tehditvari uyarımı sıraladıktan sonra elimi ancak çekebildim. Atkıyla onu mumyaladıktan sonra sessiz olmayı başararak diken üstünde gibi tedirginlikle kapıyı ilerlemiştik.
"Sessiz aç," diye titrek bir sesle konuşan Zeytin'in sözü üzerine başımı sallayıp, kapı kulpunun soğuk metalini sıkıca kavradım. Dişlerimi gerginliğimin bendeki etkisi olarak birbirine sıkıca bastırmaktan alıkoyamazken, temkinle kulpu indirdiğimde aniden gözüme hücum eden ışıkla donakaldım.
"Sessizce aç! Çok sessiz, olabildiğince sessiz" diye hala kapıya pür dikkat bakan heyecanlı Zeytin'e yandan bir bakış attım.
"Işıklar açıldı," dediğimde yüzü ilk önce ifadesizleşti ve ardından şaşkınlıkla başını kaldırdı. Yavaşça topuklarımızın üzerinde arkamızı döndük.
Biz kaş göz hareketleriyle anlaşana kadar yatağından kalkan Rezzan, kabanını giyinip şapkasını kıvırcık, kahverengi, uzun saçlarına geçirmişti bile. Ya da ben lavabodayken öyle hazır ve nazır bir vaziyette mi yatmıştı?!
"Sen nereye Rezzan?" diye fısıldadığımda attığı adımla ayağı takılıp sendelerken bize doğru iyice yaklaştı. Bu arada gözlüklerini bulamadığı için pazarda sebze, meyve seçen annem gibi gözlerini kısmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KESKİN
HumorSınıf arkadaşlarının tanımadığı bir çocuğu bıçakladığına şahit olan Defne, adım adım isyana sürüklendiği sırada gerçekleri öğrenme uğruna atıldığı her olayda düştüğü komik durumlara tanık olurken, onu çileden çıkaran tek şeyin bununla sınırlı kalmad...
