30.Bölüm

2.6K 170 133
                                        

Arkadaşlar merhaba sonunda geldim! Bölüm sonunda bir sonraki bölümün kesiti bulunmakta. Bölüm geç geldiği için baya uzun yazmaya çalıştım iyi okumalaaar!

Bölüm şarkısı multimedyada var: Steal My Girl

Odama girip kapıyı kapadığımda Rezzan'ı fark etmem biraz zaman almıştı. Az önce söylediklerimin yankısını bedenimden sıyırmakta güçlük çekiyordum. İçten içe daraldığımı hissederken bulunduğumuz mevsimi ve Rezzan'ı göz ardı edip yukarı doğru açılan pencereye ilerleyip biraz uğraş sonucu kaldırdım ve içeriye soğuk havanın süzülmesine izin verdim.

Pencereden karanlık sokağa doğru bakarken tenime çarpan soğuk hava içimde alevlenen siniri söndürmüyor adeta harlıyordu.

"Şey... sen iyi misin?" diye yatağın ucuna oturmuş tiriko hırkasını parmaklarının ucuna çeken Rezzan'a bakmadan gözlerimi ağırca yumarak yanıt vermeyi tercih ettim. Elips şeklindeki gözlüğünü çıkartıp temizlediğini göz ucuyla fark ettiysem de pencereye bir adım daha atıp başımı pervaza dayadım ve aldığım derin nefes adeta boğazımı yakarak ciğerlerimi karşıladı.

Konuşursam sesimin sinirden titreyeceğini biliyordum. Ama bu sinirin sahibi Ece değil kendimdim. Nasıl olur da arkadaşlarının arasında ona böyle bir şeyi tereddütsüzce söylerdim. Acımasızdım! O benim için değerliydi. Ve benim yaptığım kuşkusuz alçakçaydı. Gelen ağlama isteğini bastırmak için gözlerimi yumdum. Stresin etkisiyle terleyip titreyen avucumu kaldırıp soğuğun bir bıçak gibi saplandığı mermere dayadım ve çaresizlikle soğuk geceye doğru fısıldadım, hiç bir faydası olmayacağını bile bile.

"Yapmamalıydım..."

"Pencereyi açmayı mı?" Gelen soruyla iç geçirdim.

Hıı, pencereyi açmayı. Ben malım ya çünkü. Pencere açılınca gelini tarafından maaşı gasp edilen kayınvalide tribine girip çöküyorum anında. Ama Ahmet Kuralığım tutmuş olacak ki 'Diyemedim ya la. Ben bunu yatağın ucunda oturan gözlerini üzerime dikmiş dişlek ve benli Rezzan'a diyemedim arkadaş!'

Benden yanıt alamayınca "Öğretmeni çağırıyım mı?" diye devam eden Rezzan'la gözlerimi son haddine kadar açıp fevri bir hareketle döndüm. "İlkokul 1 de değilsin hâlbuki ne bu sorular," deyince bir iki saniye kal geldiğini gördüm. Dudakları titremeye başlarken bozulup bakışlarını kaçırdı. Al işte! Daha birini kırmam yetmezmiş gibi Rezzan'ı da tek sözümle küstürmüştüm. "Aferin ulan aferin bana! A-fe-rin!" diye hece hece kendimi odanın içinde deli gibi akışlarken Rezzan dayanamamış olacak ki höykürerek ağlamaya başladığında Zeytin odaya daldı ve şaşkına döndü. Zira hakkıydı. Kim bu manzarayla karşılaşsa şaşkına dönerdi. O kapıyı ardından kapatıp yanıma geldiğinde leğen kemiğime ellerimin dış tarafını yaslamak suretiyle ağlayan Rezzan'a dik dik bakıyordum. Zeytin de öyle. Ama tek farkla benim meymenetsizliğime karşı onun bebek gibi olan yüzüne şaşkınlık hakimdi.

"Niye ağlıyor?" Sesindeki hayrete takılı kalmamak elde değildi.

Ağzını ayır ayıra ağlayan Rezzan'ın alt ve üst dişi arasında tıpkı bir lastik gibi uzayan salyasından bakışlarımı ayırıp Zeytin'e baktığımda ne var dercesine kafasını salladı.

"Bırakmıyorsunuz bir acımızı da yaşayalım!"

"Başın mı ağrıyor?" diye sorunca "Sakın!" dedim temkinle işaret parmağımı ona sallayarak, ama sesimdeki şiddet daha baskındı.

"Ne sakın?"

"Her türlü sakın! Kendini şerrimden sakın, Rezzan'ı benden sakın, mümkünse kişiliği bölünmüş Defne'yi de ruhumdan sakın."

KESKİNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin