Arkadaşlar bölüm çok uzun olduğundan iki kısma bölmeye karar verdim. Diğer part yarın ya da öbür gün yüklenecek.
Bölüm Şarkısı Multide var: Meghan Trainor- All About Taht Bass
Montumun fermuarını açıp kalabalık koridorda ilerlemeye devam ettim. Sınıftan içeri girerken elimde tuttuğum çikolata kabını çöpün içine attım. Başımı çevirdiğim an, boşluğu tutan elimle karşılaşınca bakışlarımı ağır çekim yukarı kaydırdım. Matematiğim kıt olduğu için uğraşmayıp paramın direkt iki bölü ikisi ile aldığım çikolatamın dört bölü üçünün sınıftan içeri yeni giren Aliş'in ağzının içinde turladığını görmemle yıkıldım.
Kızgınlıkla ona bakarken sınıfa yeni gelen Rüzgâr, bir iki adım ilerlemişken bir şeyi yeni fark etmiş gibi geri geri yürüyüp yanımıza gelmişti. Aliş'in kaydığı için gözünü kapatan mavi beresini düzeltip bir şey söylemeden sırasına ilerledi. Görüş alanı açılan Aliş, gözlerini rahatsız olmuş gibi hızla kırpıp çikolatayı yerken kızgın bakışlarıma karşılık bana gülümseyip kucağında yığılı olan çiçeklerden bir tanesini uzatmakla yetindi. Bir süre uzattığı çiçeğe baktım.
"Mezarlıktan toplamadın değil mi?" diye sordum. Ağzı dolu olduğu için kafasını iki yana sallamakla yetindi. Gülümsememe engel olamadan çiçeği sevinçle elinden aldım. Ben çiçeğin kadife yapraklarında parmağımı gezdirirken güçlükle yutkundu.
"Market açılışındaki çelenklerden, belediye başkanları sağ olsun." Yüzüm anında düşerken güldü. "Şaka kız. Ben aldım, valla!"
"Doğru söyle."diye üsteledim.
"Ciddiyim!" dedi. Yanımızdan geçen Nehir'i son anda fark edince kolunu uzattığında ancak saçından yakalayabilmişti. Yanımıza çekip bir çiçek de ona verirken "Hayırdır?" dedi Nehir, kızgın bakışları şaşkınlıkla aydınlanan bir mutluluğa yerini devrederken.
"Kadınlar günü ya ondan şey ettim." Yüzünü ekşitti. "Size de güzellik yaramıyor be." deyince aynı anda bağırdık. "Aman be!"
"Ne var be!"
"Sus be!" diye bağırdık Nehir ile tekrar eş zamanlı olarak. Sınıftan içeri giren Zeytin "Günaydın!" diye bağırdı enerjik bir ruh haliyle yanımızda dururken.
"Al!" dedi Aliş elimde kalan çikolatanın son parçasını parmağımı da ısırarak yediği sırada Zeytin'e bir çiçek uzatırken.
"A-a çiçek." diyen Zeytin, Aliş'in uzattığı çiçeği hemen aldı. "E, ben ne anladım bu işten? Çiçek verdin çikolatamı yedin."
"Teneffüste alırım ben sana, üşeniyorum şimdi. Hiç kantine inemem Defne." Tam ağzımı açıp cevap verecekken sınıftan giren çatık kaşlı Yıldıray'ı Aliş, kollarını iki yana açıp büyük bir sevinçle karşıladı.
"Yıldıray vereyim mi bir buket çiçek, günün kutlanır aslanım?"
"Lan! Boğarım seni çocuk." diye atılırken "Yıldıray!"diye hep bir ağızdan tüm kızlar bağırınca Aliş, gülüp arkamıza sığındı. Sabah sabah tüm kızları mutlu ettiği için refleksif bir şeymiş gibi hep bir ağızdan onu korumuştuk.
"İttifak yaptım, nasıl ama?"dedi Yıldıray'a küstahça gülümseyip kaşıyla bizi gösterirken.
Sınıftan içeri giren Işın hoca ile Aliş'i terk edip sıramıza ilerlerken ilk dersin kimya olmasına sevinmiştim. Biz sıramıza yerleşirken Aliş sırasına gitmeyip Işın hocayı takip ederek bir çiçek uzatmıştı. "Kadınlar gününüz kutlu olsun öğretmenim!"deyip coşkuyla ekledi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KESKİN
UmorismoSınıf arkadaşlarının tanımadığı bir çocuğu bıçakladığına şahit olan Defne, adım adım isyana sürüklendiği sırada gerçekleri öğrenme uğruna atıldığı her olayda düştüğü komik durumlara tanık olurken, onu çileden çıkaran tek şeyin bununla sınırlı kalmad...
