kırk altı

1.7K 95 22
                                        

Jaymes Young - Parachute

Emma saçlarıma son dokunuşlarını yaparken sürekli telefonuma bakıp duruyordum. Ellerim heyecandan terliyordu ve sürekli kırmızı elbiseme sürmek zorunda kalıyordum.

Bugün neler olurdu, neler yaşardık bilmiyordum ama içim içime sığmıyordu.

Benim için tekti. Yaşadığım her şey özeldi. Justin'in benim için doğru kişi olduğunu en başından beri hissediyordum.

Sonumuzun ne olacağı pek umrumda değildi, bizim için anı yaşamak önemliydi.

Hazır olduğumda çantamı aldım ve salona geçtim. Emma ise arkamdan gelerek üstüme parfüm sıktı.

"Justin her ne kadar senin kokunu sevsede azıcık parfümden zarar gelmez," diyerek göz kırptı.

Ben ise sadece tebessüm ettim ve elbisemin etekleriyle oynamaya başladım. Heyecandan içim içime sığmıyordu ve bir an önce gelmesini istiyordum.

Zil sesini duyduğumda derin bir nefes aldım ve kapıya ilerledim.

Bu kadar heyecan yapmamın hiç bir mantığı yoktu. Kapı açıldığında siyah smokini ile onu gördüğümde tam anlamıyla kalbimin sesini duymaya başladım. Uzun süre bakıştık.

Çok yakışıklıydı ve ben sadece bakakalmıştım.

Çok güzeldi ve sadece oturup onu izleme düşüncesini aklımdan geçirmeme sebep olmuştu.

Yakışıklı olmasının yanında bana bakışları o kadar güzeldi ki.

Zaman dursun istedim; sadece onu izleyebilmek için.

"Burada böyle dikilecek misiniz? Gidin artık."

Emma'nın beni itmesi ile kendime geldim ve Justin'in bana doğru uzattığı koluma tutundum.

Yavaşça yaklaşıp küçük bir öpücük bıraktı dudaklarıma.

"Çok güzelsin."

Gülümsemem genişlerken başımı yere eğdim ve onu takip ederek arabaya bindim.

-

Sadece camdan oluşan ve sahilin tam ortasına konulan bir yere getirmişti beni.

Bize özel yapıldığı süslemelerden ve içerisinde ki masadan belli oluyordu. Masada genelde sarı çiçek hakimdi ve beyaz masa örtüsünün üstünde oldukça nazik duruyordu.

Elimden tutup beni oraya götürmesini beklerken kendi kuma indi ve beni kucağına alarak masaya doğru ilerledi.

Kokusunu hissetmek bile bana yetiyorken böyle bir insanı bulmak kendimi o kadar şanslı hissettiriyordu ki.

Cam mekanın içine girerken ayakkabılarımı çıkardım ve elimde tutmaya başladım.

Beni yere indirdi ve sandalyemi geriye doğru çekti. Oturdum ve sandalyemi düzelttim.

Kendisi ise karşıma geçti ve ceketini çıkardı.

"Daha güzel bir yer düşünmüştüm fakat zamanım azdı. Bu kadar oldu."

"Buranın ne kadar harika olduğunu görmüyor musun? Seninle olduğum sürece her yerin bana cennet olduğunu unutma," diyerek elini tuttum.

Sırıtmaya başladığında kaşlarımı çattım.

"Romantik şeyleri benim demem gerek senin değil."

Omuzlarımı silktim ve ona bakmayı sürdürdüm. Çok yakışıklıydı. Yeni kestirdiği saç modeli ona çok yakışmıştı.

"Ne düşünüyorsun?"

Sorusu üzerine aklımdan geçeni direkt söyledim.

"Yeni saç modelin yakışmış."

"Sen beğendiysen sorun yok."

Gülümsedi ve eliyle arkama doğru işaret yaptı.

Hemen sonrasında gelen yemekler ve tatlılar sayesinde karnım doymuştu.

Yavaşça sandalyesinden kalktı ve elini bana uzattı. O sırada müzik sesi kulağımı doldurunca elini tuttum.

Bir elini belime bir elide ait olduğu yerine; elime yerleştirdi.

Gözlerimiz birleştiğinde onu ne kadar sevdiğimi yeniden anladım. Benim için çok özeldi.

Dansımızın sonunda alnıma öpücük kondurdu.

-

Kumsala uzanmıştık ve yıldızlara bakıyorduk.

Ne düşündüğünü gerçekten merak etsemde sormaya cesaret edemedim. Sessizce onun kokusuyla yıldızlara odaklandım.

Bir anda kalktı ve oturur vaziyette durdu. Bende aynı şeyi yaptığımda bana yaklaştı. Dudaklarımı hapsederek elini belime koydu. Ben ise şaşkınlıktan olsa gerek gözlerimi kapamayı bile unuttum.

Kendime geldiğimde hem ona karşılık veriyor hem de elimi ensesine götürmüş saçlarını okşuyordum.

Bir anda bunu neden yapmıştı hiç bir fikrim yoktu. Ama beni her öpüşünde yeniden canlanıyordum.

Nefessiz kalınca alnını alnıma yasladı ve gözleri kapalı bir biçimde gülümsedi.

"Keşke aklıma girebilip, kendine benim gözümden bakabilsen Faith."

Gözlerini açıp burnumu öptü.

"Özelsin."

Tekrar dudaklarıma öpücük kondurdu.

"En güzelsin."

Yavaşça boynuma doğru ilerledi ve orada durdu.

"Sadece benimsin."

Sonra boynumu öpmeye başladığında kalbim hızlanmış, ellerim ise onun sırtına yerleşmişti.

Tekrar yüzünü yüzüme getirdi. Uzun soluklu bir öpücük bıraktı.

"Seni seviyorum."

-

selaaammmmmm

uzun zaman oldu ya:')

ama artık sizi bu kadar bekletmeyeceğim arkadaşlar

her neyse yorumlarınızı eksik etmeyin öptümmm

texting // jb Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin