Bea Miller - Yes Girl (Multimedya)
-
Gözlerimi sıkıca kapattım. Bu hayatı yaşamayı ben seçmemiştim. Hatalarımı bile kendi isteğimle yapmamıştım. Hayatım birilerinin elinde oyuncaktı ve ben sadece onların oynadıklarını gerçekleştiriyordum.
Bu zamana kadar hayatımdaki her şey başkaları tarafından seçilmişti; okulum, kıyafetlerim, arkadaş çevrem, yaşadığım ev ve işim.
Sadece bir şey hayatımda benim seçimimdi. Justin. Onuda kaybetmiştim ve tekrardan oyuncak olmuştum. Teyzemin isteği üzerine geldiğim o otel odasındaydım şimdi de. Çünkü gidecek yerim yoktu. Teyzemin bu kadar değişmesi beni kuşkulandırsada artık düşünmek istemiyordum. Düşünmeyecektim.
Hazırlanıp otelden çıktım ve okulun yolunu tuttum. Günler artık daha uzun ve yorucu gelmeye başlamıştı. Derslere ilgim azalmıştı ve benim konu eksiklerim ile ne yapacağım belli değildi.
"Faith! Dur," diye bağıran Scott'a döndüm. Belli ki koşmuştu.
"Buradayım koşma."
Hızını azaltarak yanıma geldi ve yanaklarımdan öptü.
"Bugün okuldan erken çıkmam gerekecek, sabahtan söylemek istedim," diyerek konuya girince ne diyeceğimi bilemedim.
"Benim için sorun değil. Hadi okula gidelim."
-
Benim için sorundu. Hatta kocaman bir sorundu. Okulda yalnız başıma kalmam yetmemiş gibi Justin'in bakışları, Emma'nın omuz atmaları ve herkesin beni konuşması başlamıştı. Kafeteryada kimse yoktur diye gelmiştim ama tüm okul buradaydı.
Karşımda ki boş sandalyeye oturan kişiye baktığımda tek kaşım kalkmıştı.
"Ne istiyorsun Justin?"
Justin parmaklarını masaya vurarak ritim yakaladı.
"Karşında olursam daha rahat bakabilirim diye düşündüm," diyerek sandalyeye yayıldı.
Kaşlarım çatıldı.
"Bunu yapma işte. Karşılaşmayalım diye elimden gelen her şeyi yapıyorum. Bitti anlamıyor musun? Daha ne istiyorsun?"
Sinirlendiğimde hep sesim yükselirdi ve bu herkesin bana dönmesini sağlardı. Ama bu sefer sinirlenmeme rağmen sesim yükselmemişti.
"Sakin ol Faith, şaka yapıyordum sadece. Bugün sana bazı şeyleri anlatmaya karar verdim. Buna hazır mısın?"
"Her zaman."
-
"Sadece konuşacağımızı sanıyordum, bu iğrenç yerde ne işimiz var?"
Justin kolumu tutarak beni önüne geçirdi.
"Ne zaman susacaksın diye bekliyorum ve yaklaşık 1,5 saattir konuşuyorsun. Gittiğimizde görürsün kızım bir sus."
Dudaklarımı büzdüm ve iğrenç kokulu caddede yürümeye devam ettim. Baya ağır bir koku vardı çevrede. Daha da kötüsü bir yaşam belirtisi yoktu.
En sonunda açık mavi renk olan küçük bir evin orada durduk.
"Fazla tepki vermeni istemiyorum, içeride yaşayan kişiyi hatırlayacağına adım gibi eminim. O yüzden seni buraya getirdim. Adamı dinlemez veya aşırı tepki verirsen seni buradan götürürüm ve asla gerçekleri öğrenemezsin."
Sözleri yutkunmama sebep oldu. İçeride kim vardı ki?
Kapı açıldı, hemde biz kapıyı çalmadan. Gözlerim yavaşça kapının arkasında ki adama gitti.
'O burada daha fazla kalamaz...'
'Ondan kurtulmamız lazım...'
'Gerçekleri öğrendiğinde bizden intikam almak için geri dönecek...'
Babamın sözleri kulağıma doluştuğunda nasıl bu kadar yaşlandığını düşünüyordum. Mavi gözlerinde ki bakış değişmemişti, hala soğuk ve acımasızdı.
Yıllar sonra babamı görmek hem kalbime hemde beynime işlesede çareyi evin içine girmekte buldum.
Sakin olacaktım ve gerçekleri öğrenecektim. Beni neden bıraktıklarını ve annemin nerede olduğunu...
"Salon bu tarafta," dediğinde ses tonunu duymak kalbimde ki acıyı körükledi. Onu takip ederken arkamda kalan Justin'e döndüm.
Bana elini uzattı. Tuttum ve ona minnettar bir bakış attım. Koltuğa oturduğumuzda bile ellerimiz birbirinden ayrılmadı.
Babam karşıma oturduğunda yüzüme zar zor baktığını fark ettim.
"Ne kadar güzel bir genç kız olmuşsun Faith," dedi.
Justin'e döndüm ve alaycı bir şekilde güldüm.
"Teşekkür etmem mi gerekiyor? Babamla beni terk ettiğinden beridir ilk defa konuşuyorum. Sence nasıl davranmalıyım?"
Justin elimi destek verircesine sıktı.
"Bunların yaşanmasını istemezdim Faith," derken babama döndüm ve acıyla güldüm.
"Eğer istemeseydin yapmazdın! Beni tek başıma bırakmazdın!"
Ayağa kalktığımda oda ayağa kalktı ve karşıma geçti. Babamla karşılıklı durmayı bile özlemiştim.
"Sen nasıl bir babasın? Nasıl yüreğin acımadı?"
Sonrasında söylediği o 4 kelime kalbimde hiç kapanmayacak yarayı açmış, kafamın daha çok karışmasına sebebiyet vermişti.
"Ben senin baban değilim."
-
but I won't be your yes girl,
no,
not anymore
tm neyse vote ve yorumlarınızı bekliyorum öptm
ŞİMDİ OKUDUĞUN
texting // jb
Hayran Kurgu"Zorsun Faith, ben bu zorlukları yenmek için buradayım. Benim için ne iş yaptığının önemi yok, şu sol tarafında atan bir kalp var ya; işte onun önemi var."
