Nefes alamıyordum. Boğazımda bir şey vardı ve yutkunmamı engelliyordu. Hareket edecek gücü kendimde bulmamam bir yana, gerçek olmayan babamın yüzüne bakacak cesaretim yoktu. Çünkü o benim babam değildi, hiç olmamıştı.
Bir yalanın peşinden sürüklenmiştim. Justin elimi tutana kadar hayatla soyutlaşmış gibi duruyordum. Beni kendine çekti ve beraber evden çıktık. Hala şok içerisindeydim. Biraz yürüdük ve durduk.
Bana döndüğünde yüzümü avuçlarının arasına aldı. Alnını alnıma yasladı ve, "Özür dilerim," dedi. Dilemesine gerek yoktu ki. Onun sayesinde öğrenmiştim.
"Sen nereden biliyorsun?"
Sorum üzerine gözlerini kapadı ve başını iki yana salladı. Tekrardan bal rengi gözleri bana döndüğünde, "Buradan gidelim," diyerek sorumu cevapsız bıraktı. Niye söylemiyordu?
Uzun yollardan sonra beni otele getirdiğini fark ettim. Sanırım benimle kalmayacaktı. Yüzüm daha da asılırken ona döndüm.
"Getirdiğin için teşekkürler," dedim ve arabadan indim.
Beni bu acılarla tek başıma mı bırakacaktı?
"Faith bende geliyorum."
Ona dönmeden gülümsedim ve otele doğru ilerledim.
Odaya geldiğimizde kendimi yatağa bıraktım ve derin düşüncelerle boğuşmaya başladım. Justin ise koltuğa oturmuş bana bakıyordu.
"Düşündükçe kendini üzüyorsun, düşünme."
Keşke dediği kadar kolay olsaydı. Keşke her şeyi unutabilseydim.
Yatağa oturdu ve beni kendine çekti. Kafam göğsüne geldiğinde kalp atışlarını hissediyordum.
"Bu kadar yakın olmamız doğru değil," diyerek kendimi geri çektim. Biz artık sevgili değildik, bu hareketlere gerek yoktu.
Justin inadına yaklaşırken bende geri çekiliyordum ama bir süreden sonra yataktan düşeceğimi fark ederek durdum.
Dudaklarını dudaklarıma sürttü ve, "Ne kadar yakın olmamız gerekiyor doğru olabilmesi için?" dedi.
Gözlerim kapandığında kalbim hızlanmıştı. Dudakları hala dudaklarım ile temas halindeydi ama hareket etmiyordu. Bir eli belime gittiğinde yutkundum. İyice bana doğru döndü ve beni kucağına aldı.
Hareket etmemi kısıtlayan bu durum gitgide hoşuma gitmeye başlıyordu ve ben şu an utancımdan yerin dibine girebilirdim.
Bir eli belimde bir eli bacağımdaydı şimdide.
"Dayanamıyorum," diyerek beni kendine bastırdı.
Bende de durum farklı değildi. Bir anda beni öpmeye başlayınca karşılık verdim. Onu gerçekten özlemiştim.
Öpücüğü derinleşirken beni yatağa yatırdı ve kendisi üstte kaldı. Tişörtünü tek hareketle çıkartırken nefes nefese onu izliyordum. Bir daha bana doğru eğildi ve bu sefer boynuma eğildi. Hareketleri çıldırmama sebep olacak şekilde yavaştı.
Benim ellerim ise onun sırtında yer buldu kendisine. Kokusu beni sarhoş etmeye yetiyordu.
Bir anda aklıma gelen şey ile onu ittim. Bana şaşkın bir biçimde bakarken omuzlarımı silktim.
"Şimdi olmaz."
-
Justin odamdan çıktığından beridir surat ifadesine gülüyordum. Telefonuma baktığımda mesaj attığını fark ettim.
Justin: o cümlemi bir gün bana ödeteceğini biliyordum
Justin: peki ne zaman olur?
-
bu bölüme özel yorumlarınızı bekliyorum wldmwlxöwlxösşcldş
ŞİMDİ OKUDUĞUN
texting // jb
Fanfiction"Zorsun Faith, ben bu zorlukları yenmek için buradayım. Benim için ne iş yaptığının önemi yok, şu sol tarafında atan bir kalp var ya; işte onun önemi var."
