İZ

31 3 0
                                    

2 günSonra...
Alara'dan:
Hala kendimi toparlayamadım. Kızlar da aynı şekilde ama benden daha iyiler tabiki. Ondan bu darbeyi beklemiyordum.
Yazarlar'dan:
Evet arkadaşlar, Alara'nın neden bu kadar üzgün olduğunu merak ediyorsunuzdur. İsterseniz hemen bir flashback yapalım.
2gün önce:
Mark'dan:
Arkadaşlarıma oyun oynamaktan,onlara yalan söylemekten ve kandırmaktan çok sıkıldım artık! Oysaki benim tek istediğim şey 3-4 günlüğüne arkadaşlarımla takılmaktı. Ama şu hale bak! Nelere sebep oldum, benim isteğim yüzünden kaç kişi mutsuz oldu,arkadaşlarım darbe aldı! Ya kızlar?! Onca yıldır bekledikleri aşkı kaybettiler! Niye?! BEN... BENİM YÜZÜMDEN!! BENİM SAÇMA İSTEKLERİM YÜZÜNDEN!! Şuan içimden gelen odamda ne varsa paramparça etmek,her şeyi dağıtmak ve en çok da Nicole'ü ifşa etmek istiyorum! Ama ne yazık ki hiç biri mümkün değil! Odamı dağıtsam şüphelenirler, Nicole'ü söylesem o beni ifşa eder yani büyük bir çıkmazın içindeyim! Ama daha fazla arkadaşlarıma yalan söyleyip onları kandırmak istemiyorum! Bir plan yapmam lazım Blakeler'in benim böyle bir olay çevirdiğimi anlamadan kızların onlara geri dönmesini sağlamak zorundayım. Aynı zamanda Nicole'ü ortadan kaldırmam lazım! Ama önce Nicole anlamasın diye Charles ve Alara'yı da ayırmam lazım! Off işkence başlayacak en azından yatıyım biraz kafam dağılsın.
Yarın akşam...
Celine'den:
Ilgınla ikimizin olayı hala çok taze kalbim yanıyor resmen! Alara da kıyamam oda Charlesla görüşemiyor bizim yüzümüzden):
I: Celineee!! Alaraaa!!! Gelin!!!
C-A: Ne olduu??!
I: Şunlar Joeyler değil mi?!
A: AA aynen nereye gidiyor ki bunlar?
C: Aa yüzsüz gördüm sanki!
A: Celine tamam sakin. Nereye gidiyorlar acaba?
C: Kesin bara gidiyorlardır kafa dağıtmaya.
I: Bencede! Gerçi neyin kafasını dağıtacaklarsa bizi üzdüler onların mı kafası bozuk asıl bizim kafa dağıtmaya ihtiyacımız var!
A: Şimdi kızlar ne yalan söyliyim tabiki haklısınız ama bence onlarda sizi çok seviyordu siz onları terk ettiniz sonuçta belki haklı yönleri vardır dinlemediniz sonuçta?
C-I: HAYIR HAKLI DEĞİLLER!
A: Tamam tamam sakin!
Mark'dan:
Evden çıktık ne kadar kötü hissetsemde Blakeler'e bir şey çaktırmamak için gülümsüyordum. Bunu hala nasıl becerebiliyordum! Yüzsüzün tekiyim ben!
B: Biz nereye gidiyoruz Mark? Hala söyleme zahmetinde bulunmadın.
M: Gidince görürsünüz. Şimdi arabaya binin.
Ch: Uzak bir yere mi gidiyoruz?
M: Giderken sen karar verirsin yakın mı uzak mı?
Vardık ve taksi şoförüne ücretini verdikten sonra içeri girdik.
J: Sen ciddi misin?
M: Evet.
Ch: Ne yapalım. Hadi keyfinize bakın.
Telefonum çalıyor. Arayan Nicole. Size oynadığım son oyun olacak. Nicole'yi anlamasınlar diyerekten Michael isimli biri olarak kaydettim iyiki.
J: Mark telefonun çalıyor bakamacak mısın?
Meşgule attım ama beni aramaya devam etti. Yine mi!
J: Aç. Belki önemlidir.
Açtım ve adımlarımı dışarıya doğru yönelttim.
M: Ne oldu?
N: Planı biliyor musun? diye kontrol etmek istemiştim. Eğer plan dışına çıkarsan neler olacağını biliyorsun. Biz şuan dışarıdaki arabadayız, Birazdan geliyoruz. Daha doğrusu onlar gelecek?
M: Onlar? Sadece Charles değil miydi?
N: Tek kişi gelmesi biraz saçma değil mi sence? Kız kırmızı elbiseli. İlk önce o girecek.
Telefonu kapatmamla fırlatmam bir oldu.
J: Ne yapıyorsun sen?
Ne yaptın sen Mark!
M:....
J: Ne derdin var senin. Bir kaç gündür tuhafsın. Hadi gel. Bugün kafa dağıtma günü, sen söylemiştin.
M: Tamam. 😒
İçeriye geçtiğimizde Charles ortalarda yoktu. Off nereye gittin? Tamam onu gördüm. Yanlarına gidiyorum.
5 dakika sonra
Joey'den:
Mark'ta da gariplikler vardı ama belki kendi içinde bir sorundur diye üstelemedim. Bir masaya oturduk.
Ch: Beyler bugün içimizde ne sıkıntı varsa boşaltalım(:
B: Tamam ama geçeceğini sanmıyorum 1,2. Si çok içmeyin !
J: Evet çünkü kızlar yok ): o yüzden sarhoş olursak bizi toparlayacak kimse yok ):
M: Tamam beyler ben içeceğim (: siz beni toparlarsınız.
B: Tamam :/
Ch: Tamam beyler şuan mutsuz olmanın sırası değil. Ben Marklayım. Önce kim başlıyor konuşmaya?
J: Ben başlayayım o zaman.
15dakika sonra...
J: Benimki bu kadar. Sıra sende Blake.
B: Joey.
J: Efendim.
B: Gazeteciler! Charles'i alıp gidelim burdan. Ben dışarıya çıkıyorum.
J: Tamam.
Mark'dan:
Ama haber vermedi! Charles! Ama nasıl! Ne zaman o kızın yanına gitti! Joey onu arıyor. Plan da değişiklik var! Off.
M: Joey ben Charles'ı alırım.
O kızın yanında. Eyvah! Gazeteciler içeri girdiler bile! Fotoğraflar!
Blake'den:
Off, nerede kaldılar? Biraz daha uzaklaşayım da. İki sokak döndüm, tamam burası ıssız ve güzel. Bir dakika. Ama o...
Nicole? Çok benziyor. Ama ne işi var ki bu sokakta onun? Telefonla konuşuyor. Sesi de çok benziyor. En iyisi yanına gideyim. Yavaşça yanına yaklaştım. Gazeteciler ile ilgili bir şey konuşuyor.
N: Dedim ki sana Luna, gazeteciler hala fotoğrafları çekemediler mi? Bekle oraya geliyorum. Blake çıkmıştır o ortamdan.
Tam arkasını döndüğünde,
N: B-b-Blake?!
B: Ne yaptığını zannediyorsun sen! Hani bizim hayatımızdan defolup gitmiştin! Hani bir daha bize, bizlere oyun oynamayacaktın! Hani değişmiştin!
Telefonunu elinden çekip yere fırlattım. Ekranı paramparça oldu. Kullanılamayacak halde.
Mark'dan:
O kadar kargaşanın içinde şimdi de dinleme cihazından sesler geliyor. Dinleme cihazına doğru:
M: Nicole orada mısın? Nicole? Bağlantı kesilmiş. Neden bütün kötü şeyler beni buluyor. Charles! Gazetecilerden geçilmiyor ki.
Joey'den:
N: İmdat! Yardım edin!
Bu ses nerden geliyor! Ardından bir kez daha imdat çağrısı gelince sesin geldiği yöne doğru koştum. Biraz sonra Blake ve Nicole'ün bağırışlarına şahit oldum. Anladım ki Nicole yine bir şeyler karıştırmış.
B: Neden bağırıyorsun.
N: Telefonu mu yere fırlattığın için olabilir mi?
B: Neden, telefonunda gizli işler mi çeviriyorsun?
Yoldan geçen 4 adam Nicole'ün bağırışları üzerine Blake'in üzerine doğru yürümeye başladılar. Bunu gördüğüm anda bir şeylerin ters gittiğini anladım. İri yarı olan adam Blake'i köşeye sıkıştırınca son hızla adamın üzerine uçtum ve bir tane yumruk attım. Hızlı ve ani geldiğim içi ne olduğunu anlamadı ve yere yığıldı arkadaşları onu toparlamaya çalışırken Blake şaşkınlıkla:
B:JOEYY?!
N: J-joeyy?!
J:Nicole sen varya! Bittin kızım!!
B: Joey çabuk gitmeliyiz buradan!
J: Tamam sen koş arkandayım!
Dediğim anda Blake'i iki adam yakalamıştı! 'Kahretsin!' Diye mırıldandım. Tabiki Blake'i bırakıp gitmeyecektim onu kurtarmaya çalışırken ensemde büyük bir darbe hissettim ve gerisi karanlık!
Mark'dan:
M: Charless! S-sen az önce ne yaptınnn??!!
Ch: Napmışım?
M: Alarayı aldatmış bulunuyorsun sen şuan!
Ch:Mark hayal mi görüyorsun?
M: Tamam o zaman yarın gazatelerdeki fotoğrafı sevgiline açıklarsın! Diyip kolundan tuttuğum gibi dışarı çıkardım!
Tamam neyse ki o lanet ortamdan kurtulmuştuk! Bir markete girdik ve 1 şişe su aldım dışarı çıktığımızda ani bir şekilde Charles'ın üzerine boşalttım.
Ch: NE YAPIYORSUN MARK?!
M: Başka türlü ayılmayacaktın!
Ch: Tamam tamam iyiyim sağ ol.
M: Charles? Alara'ya ne diyeceksin? 😥
Ch: Ne diyim ki ne yaptım ben?
M: Hatırlamıyor musun?
Ch: Hayır.
M: Başka bir kızı öptün ve gazeteciler bunu çekti!
Ch: O-olamazzz!! Nasıl yapabildim böyle bir şeyi ?! Off Charles deli misin sen ya!
M: Aslında kız seni öptü o arada çektiler ):
Ch: Blake ve Joey nerede?
M: Bilmiyorum. Onlar gazetecileri uzaklaştırmak için dışarı çıkmışlardı bizi bekleyeceklerdi.
Ch: Tamam dur ben arayayım.
Blake aranıyor...
Ch: Alo Blake nerdesiniz?
N: Ben Nicole.
Ch: Ay seni yılan! Nerden çıktın yine sen Joey ve Blake nerde?
N: Onlar bir kavgaya karıştılar şuan hastanedeyiz.
Ch: Nee??! Çabuk konum at oraya geliyoruz!
M: NE OLDUU?!
Ch: Blake ve Joey kavgaya karışmışlar şuan da hastanedelermiş telefonu da Nicole açtı!
M: Hadi gidelim çabukk!
Off Nicole bunun hesabını senden çok iyi alacağım arkadaşlarımı hastanelik ettin demek sıra sende!
Ch: Ben kızlara haber vereyim!
Aşk aranıyor...
A: Alo Charles ne oldu bu saatte?
Ch: Hemen konum atıyorum kızları al ve oraya gel!
A: Charles ne oldu! Korkuyorum?!
Ch: Joey ve Blake... Hastanedeler kavgaya karışmışlar!
A: Nee?! T-tamam hemen geliyoruz.
Alara'dan:
A: K-kızlar üstünüze bir şeyler giyinip hemen aşağı gelin!
C-I: Neden?
A:Fazla vaktimiz yok hadi soru sormayın!
Yaklaşık 2 dakika sonra kızlar geldiler nasıl söylecektim onlara?!
C: Alara ciddi bir şey mi var?
I: Ne oldu Alara, korkutma bizi?!
A: Kızlar hastaneye gitmemiz gerekiyor.
C: Hangi hastane ve neden?
A: xxxxxx hastanesi... çünkü... Blake ve Joey, dediğim anda ikiside dışarı koştular.
C: Hadi gitmeliyizz!!
I: Off niye gelmiyor bu taksi?!!
A: Kızlar sakin olun Charles ve Mark yanlarında.
Neyse ki taksi hemen geldi.
Ilgın'dan:
Off Joey off nasıl yapabildin böyle bir şey?!
I: Heh geldik!
Danışmaya koştuk.
C: Blake Gray ve Joey Birlem.
X: 114-115 numaralı odalar sizin isimleriniz.
C: Celine Moon.
I: Ilgın Uz Aras.
A: Alara Soykan.
X: Buyrun geçebilirsiniz.
Yukarı kata doğru koşmaya başladık.
I: Joey hangi odada?!
M: 114.
Ben Joey'in Celine Blake'in odasına daldı. Odaya girdiğimde Joey'i öyle görünce sanki kalbimin bir parçasını söküp atmışlar gibi hissediyordum.
I: Joey? Hadi uyan lütfen. Lütfen hadi):
Yüzüne baktım morluklar vardı. Parmakları kızarmıştı. Ensesinde iae kocaman bir kırmızılık var. Elini tuttum kızarıklıklara ve morluklara baktım. Gözümden bir damla yaş süzüldü. Eline damladı. Saçını sevdim,yüzüne dokundum. Uyanmasını bekledim. İçeri doktor girdi. Telaşla:
I: Nasıl durumu?!
Dr: Bir şey yok canım sıradan bir kavga sadece iğne yaptırmaktan korktu bizde ona sakinleştirici verdik o yüzden uyuyor (: birazdan uyanır.
I: Ahh tamam çok sevindim (:
Doktor odadan çıktı. Ve Joey yavaş yavaş ayılmaya başladı.
J: Ilgın? (: diyip bana sarıldı dayanamadım bende ona sımsıkı sarıldım.
I: İyi misin? (:
J: Evet öyle önemli bir şey yok :) gelemene çok sevindim.
I: (: iğneden korkmuşsun :D
J: Onu sana söylediler mi? 😒
I: Hahaah evet 😂
J: Ilgın?
I: Efendim?
J: Biz şimdi neyiz? 😕
I: Biz çok iyi arkadaşlarız 😐
J: Yapma ama o konuda beni bir kere bile dinlemedin sen. Bak b..
I: T-tamam şey bu konuları konuşmaya gerek yok artık :) s-sana geçmiş olsun görüşürüz:/
J: Görüşürüz :(
Odadan çıktım.
Celine'den:
Blake'in odasına girdim. Nicole içerdeydi şaşırmamıştım. Nicole'e gülümsedim oda şaşkınlıkla bana gülümseyip konuşmaya başladı:
N: Ben sizi yalnız bırakayım.
C: Yoo çıkmasanda olurdu :)
B: Celine!
C: Ne var ki? Nicole değişmemişmiydi?
N: Celine ben çıkayım en iyisi :/
C: Çıkm...
B: Nicole defoll!!
N: Tamam.
Blake'e baktım dudağı patlamıştı, gözünde morluk vardı. Onu böyle görünce içim yanmıştı. Sanırım mutszuluğum yüzümden de anlaşılıyordu.
B-C: İyi misin?
C: Sen iyi misin?
B: Evet ,yani fiziksel olarak.
C: Fiziksel olarak mı? Her yerinde morluk var dudağın patlamış nasıl iyisin?!
B: İçim daha çok yanıyor, dışımın ne anlamı var?
C: 😔
B: Sen nasılsın?
C: İyiyim ben.
B: Yapma Celine! Gözlerin kızarmış,şişmiş gözaltların mosmor. Ağlamışsın sen hemde baya! Benim yüzüm..
C: Şşşhh! Tamam şuan beni düşünmeyelim :) krem falan varmı yüzüne sür biraz.
B: Var ama gerek yok. Acıyı hak ettim ben.
Yatağının ucuna oturdum. Sehpada duran kremleri aldım, bir miktar sıktım. Dudağının patlamış kısmına sürmeye başladım. Ani bir şekilde geri çekildi sanırım yakmıştı,nazikçe üflemeye başladım. Sonra tekrar sürdüm.
B: Gözlerin çok güzel:) dedi ve iç çekti. Bakışlarımı ona çevirdiğimde çok yakındık.
C: Seninkilerde :) diye fısıldadım. Bana yaklaşmaya başladı, ne kadar onunla barışmak istesem de yapamazdım ve artık sevgili değiliz beni öpemezdi. Yavaşça geri çekildim sinirle ayağa kalktı.
B: Celine biz nolucaz?! Hep böyle mi davranacaksın bana! Açıklamama bile izin vermedin! Ben bizi kurtarmaya çalışıyorum!
Blake çok sinirliydi ve o genelde bu haldeyken onunla tartışmamak için dua ederdim ama şimdi onunla tartışan benim ve böyleyken cidden çok korkutucu oluyor!
C: S-sen şuan ç-çok sinirlisin bu konuyu daha sakinken konuşalım olur mu bende sana çay yapayım.
Konuşmasına izin vermeden odadan çıktım. Kafeteryadan bir barda çay aldım ve odaya geri döndüm.
B: Ben sana çay istiyorum dedim mi?! Ben sana konuşalım dedim dimi Celine?!
Off cidden şuan Blake'den ödüm kopuyor 😔
C: T-tamam b-bende konuşmayalım demedim ki? S-sadece sen biraz daha sakinken konuşalım dedim :) hadi sen iç çayını sakinleş konuşalım sonra.
B: HAYIR! şimdi konuşacağız! Diye bağırdı ve elimdeki çaya vurdu. Kaynar çayın hepsi elime boşaldı. Canımın yandığını belli etmemeye çalıştım ama inlemeden duramıyordum, ona çaktırmadan elime baktım yanmıştı! Blake, o bana zarar verdi! Hemde ömür boyu çıkmayacak bir izle! Ama isteyerek yaptığını düşünmüyorum o bana isteyerek zarar vermez sadece fazla sinirliydi. Kendine geldi sanırım.
B: Olamazz!! B-ben ne yaptım s-sana??!!
İstemeden gözümden bir damla yaş süzüldü çünkü canım çok yanıyordu.
B: B-ben sana zarar verdim! B-ben yaptım! BEN SANA ZARAR VERDİM! Diye bağırdı ve ağlamaya başladı. Kendine vuruyordu saçlarını çekiştiriyordu.
Blake'den:
Nasıl yapabildim ben ona nasıl kıydım! Nasıl nasıll?!
C: Blake, sakin ol.
Sesi o kadar huzurlu ki istemeden onun dediğini yaptırıyor insana.
C: Şşh! Tamam sakin ol geçti. Bana sarıldı ve yavaşça saçımı okşamaya başladı, bende ellerimi sımsıkı beline doladım. Sakinleşmiştim. Sarılmayı bıraktı. Elini tuttum ve yanan yere baktım.
B: Çok üzgünüm.
C: Sen dinlen biraz ben burdayım zaten:)
Celine'den:
Odadan dışarı çıktım. Herkes bana bakıyordu.
A: Celine iyi misiniz odadan bağırışlar geldi.
Elimi gizlemeye çalışarak başımı salladım ama Alara çakar mı hiç.
A:Elini ver bakayım. Pes etmişçesine elimi uzattım herkes şaşkınlıkla bana baktı.
M: Ne yaptın eline sen?!
C: B-Blake biraz öfkelendi ve kontrolünü kaybetti.
I: Sana bunu nasıl yapabilir ya?!
C: Tamam büyütülcek bir şey değil :) isteyerek yapmaz o.
A: Gel bir senin eline baktıralım.
Ilgın ben Alara hemşirenin yanına gittik elime baktı.
H: Sıkıntı yok :) 1. Dereceden yanık, yanık kremi kullanın acısı geçer birkaç güne ama maalesef izi kalacak.
"ARKADAŞLAR BÖLÜM SONU UMARIM HİKAYEYİ SEVİYORSUNUZDUR YORUMLARINIZI BEKLİYORUZZ"






Asla Pes EtmeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin