Ilgın'dan:
Offf. Mark.
M: Ne oldu?
I: Karanlık bir evde gizli işler çevirirken birden yüzüne bir ışık patlayınca insan doğal olarak irkiliyor.
M: Gidiyoruz. İşimiz bitti. Çantaları alıp gidelim ve gidince çantaları ve içindekileri yok edeceğiz.
Güüüüüm...
Nicole'den:
Bu ses de ne böyle. Ayy Nicole ister misin şimdi Blake burda olsun, seni buradan çok uzaklara götürsün beraber mutlu mesut yaşayın. Ama böyle bir şey olmayacak neden?
Çünkü o salak Celine ve arkadaşları burada olduğu sürece sana huzur yok. Ya da ister misin şimdi Ilgın, Alara, Celine benim evimde olsunlar. Onları ifşa eder ve erkeklere geri teslim eder kendi aralarında kavgaya sebep olurum. Haha Ilgın ve Joey bir kavgayı daha kaldıramazlar zaten. Alara ve Charles; ne oldukları belli değil. Celine ve Blake de aynı şekilde. Neyse.
Güüüüm... Güüüüm...
N: Yeter ama.
Mark:
M: Ne yaptın? Masaya tekme attın.
I: Bilerek yapmışım gibi konuşuyorsun.
C: Hadi. Uzatmayın.
N: Kim var orada!!
A: Saklanın.
Hepimiz bir yere saklandık. İyiki sokak kapısına yakındık. Eğer hala üst katta olsaydık işimiz bitmişti.
N: Kim var orada! Acabaa kim geldi?!
Bütün odaların kapılarına bakıyor. Gerçekten akşam habersiz bir şekilde karşıma çıksa arkama bakamdan kaçarım. Tuvalet deliğinin içine bile baktı. İğrenç! Sonunda gitti. Beklememiz lazım. Saklanıyor olabilir. Kızlara yanımda bir yerlerde olmalarına rağmen mesaj attım. Hepsi onayladılar ve tam 20 dakika bekledikten sonra hızlıca evden çıktık ve kendi evimize yaklaştığımızda;
Ilgın'dan:
I: Iıı kızlar saat kaç?
A: 03:45. Neden ki?
I: Marklar'ın evinin önünde neden bu saatte bir adam var.
Daha da yaklaştıkça netleşiyordu adam.
C: Ilgın o adam dediğin insan Joey!
I-A: Ne!
M: Ne diyeceğiz biz şimdi.
I: Hallederiz bir şekilde.
Offf Joey'e yalan söyleyeceğime inanamıyorum. Ben ona hiç yalan söylemedim ki. Onun sana yaptıklarını düşün. Nedense onu hala affedemedim. İnsan sevdiğini zor affedermiş. Evet geldik ve şuan benim karşımda, benden bir açıklama istermişçesine anlamlı anlamlı bakıyor. Lütfen söze sen başla Joey.
J: Ooo nereden böyle "bu saatte"
I: Saat çok geç değilki.
J: Hımm öyle olsun. Bir şey söylemeyecekmisiniz.
C: Biz kız kıza hava alalım demiştik.
J: Markla?
M: He yok öyle değil şimdi. Şöyle oldu... Ilgın anlatsın sana, diyerek beni öne doğru itekledi.
I: Biz eve doğru dönerken M-Markla karşılaştık.
J: Benim buna inanmamı mı bekliyorsunuz?!
A: Ama siz barlara gidip bir de yetmezmiş gibi başınıza iş açmayı biliyorsunuz. Kavgaya karışmayı...Şimdi de gelmiş bize hesap soruyorsun!
J:... İyi geceler size de. Ilgın sen gitme.
Kızlar benim gözlerimin içine bakıyorlar. Off kesin benimle bir şey konuşacak. Ne zaman benimle bir şey konuşsa sorun çıkıyor. Belki de sadece zaman geçirmek istedi.
I: Tamam eve uğrayıp gelerim, deyip eve girdik.
C: Alara, biraz ağır olmadı mı?
A: Yoo gayet de hak etmişti. Değil mi Ilgın?
I: Evet. Ben şimdi gidiyorum. Bir şey olursa zaten haberiniz olur. İyi geceler size.
A-C: İyi geceler.
Koşar adımlarla Joey'in yanına gittim. Arka bahçedeydi bu yüzden kapıyı çalmama gerek kalmadı.
Ertesi gün...
Yanımda biri bana mı sesleniyor? Ilgın rüya görüyorsun. Bu rüya hiç bitmesin, uyanmak istemiyorum.
J: Ilgııın. Off neden uyanmıyor bu kız? Ilgıın!
I: Efendim?
Bir gözüm açık bir gözüm kapalı bir şekilde arkamı döndüm. Joey'miş. Rüya da değilmiş. Gerçekmiş❤️.
J: Yağmur yağmış ve sırılsıklamsın!
I: 5 dakika daha.
Yüzümde buz gibi biz su hissettiğim anda kendime geldim.
I: Ne yapıyorsun sen?
J: Bahçede şezlongda uyuya kalmışız. Yağmur yağınca da ıslandık doğal olarak, bende sen uyanmayınca zaten sırılsıklam olduğun için yüzüne bir bardak buzlu su döktüm. Ayrıca kahvaltı hazır.
I:....
J: Şaka yapıyorum😂. Hadi kalk seni bir yere götüreceğim.
I: Sende ıslaksın ve hasta olucaksın ve burnunun ucu tıpkı bir "ayı" yavrusu gibi pespembe. O zaman ben eve gidip hazırlanayım. 20 dakika sonra kapının önündeyim.
Eve geldim ve Alara markete gidecekti. Ona Joey'in beni biryere götüreceğini ve bana kahvaltı koymamasını söyledim tabiki.
Alara'dan:
A: Peki ama neden her yerinden şıpır şıpır su damlıyor?
I: Yağmur.
A: Tamam o zaman. Ben markete sen banyoya.
O lanet kapıyı keşke açmasaydım.
Charles'dan:
O lanet kapıyı keşke açmasaydım. Bakma Charles ama benim yaptığımda saçmalık olur şimdi. Off.
J: Charles!!
Ch: Bütün sokak inledi Joey!
Aslında bütün sokaktan kastım, Alara'nın duymasıydı. Bana bakıyor.
J: Bana kahvaltı hazırlamanıza gerek yok. Ben Ilgın ile dışarı çıkıyorum birazdan!!
Ch:...
Birbirimize kitlenmiştik.
J: Duymuyor musun sen beni? Oraya getirtmesen olmaz dimi.
Ch:...
J:Off Charles. Alara?...
Alara'dan:
I: Alara neden kapıda bekliyorsun?
I: Charles? Alara bir şans daha ver. Seviyorsun işte, demesine kalmadan içeri girdi Charles, ben de aynı şekilde.
I: Ben üstümü giyiniyorum gelince konuşacağız!
A:...
C: Ne oluyor ya burda? Sabah sabah. Ilgın sen neden ıslaksın, Alara sen neden ağlamaklı gibisin, bir şey mi kaçırdım?
I: Alara sana anlatır gelince hep beraber konuşacağız! Ama benim giyinip çıkmam lazım.
1 saat sonra...
Joey'den:
Ilgın burayı çok beğenmiş gibi gözüküyor. Huzur. Yeşil çam ağaçlarının kokusu kahvelerin kokusuna karışıp gidiyordu.
I: Joey burası çok güzel bir yer. Aslında ormanın derinliklerinde kamp bile yapılabilir.
J: Tamam o zaman yarın, sonraki gün, ondan sonraki gün... Hep gelelim. Hatta istersen yarın kamp yapmaya gelelim.
I: Tamam. Diğerlerini de bugün barıştıralım o zaman. Yoksa onların barışacağı yok. Ben eve gidince Alara ve Celine ile konuşacağım zaten.
J: Aynen bende.
Ilgın'dan:
I: Ben garsona şu kurabiyelerin tarifini sorucam. Birazdan gelirim, dedikten sonra masadan kalkıp garson aramaya başladım. Sanki hepsi...
N: Naber.
Burnumda tuhaf kokulu bir mendil hisssettim...
Alara'dan:
A: Celine market de gidemedik. Hadi gel beraber gidelim. Ben hazırım zaten.
C: Bende.
Evden çıktık ve yürümeye başladık. Ancak Celine'nin yanımda yürümediğini farkettim. Arkamı döndüm ve burnumda kokulu bir mendil...
Joey'den:
Nerede kaldı bu kız? Bir tarif sormak bu kadar uzun sürmez ki. Gidip bir bakayım en iyisi. Garsonlara sordum kimse tarif falan sormamış. Endişelenmeye başladım. Bir şey mi geldi başına? Ormana girdim. Bulunduğum noktadan çok uzaklaşmamak şartıla aradım. Hiç bir iz yok. Kızları aradım. Acaba bir haber verdiler de gitti mi? Gerçi gitse beni burda bırakmaz. Blake'i de aradım. O da bilmiyor. Eve gideyim belki de karşılaşırız. Off bilmiyorum. Nereye gidebilir ki. Eve geldim. Kızların evinin kapısını çaldım ancak kapıyı açan olmadı. Gidip bizimkilere durumu anlattım.
B: Ne yapacağız biz şimdi? Hepsinin aynı anda ortadan kaybolması çok tuhaf. Kesin bir şey oldu.
Bu sırada Mark yanımıza geldi ve ona da olanları anlattım.
M: Benim aklıma biri geldi de.
B: Kim?
M: Nicole.
Ch: Olabilir.
B: Arayayım mı?
J: Hayır. Evine gidelim. Eğer o yaptıysa ve geleceğimizi öğrenirse önlem alır.
Yola koyulduk ve Nicole'ün evine geldik. Kapıyı Nicole'nin arkadaşı Luna açtı. Adından Nicole de kapıda belirdi ancak ondan da bir şey çıkmadı. Eve geri döndük.
Arıyor Gizli Numara...
J: Bu da ne böyle. Şu insanlar eğlenmek için neden bunu yapıyor.
Ch: Sen salak mısın? Belki de biri bize oyun oynuyor.
Telefonu açtım.
X: Ee gençler nasılsınız? Umarım keyfiniz yerindedir. Ama biraz sonra ben eğlenmeye başlayacağım.
B: V-ver şu telefonu bana! Sen ne diyorsun lan ne eğlenmesi! Kızlar nerede?!
X: Kızlar mı? Hahaha :D siz onları dert etmeyin zaten onlarla eğlenecektim.
B: Nee? A-allo! Kapattı şerefsiz!
J: NE YAPICAZ BİZ ŞİMDİ YA KIZLARI KAÇIRMIŞ!!!!!
Mark'dan:
M: B-ben hemen dönerim.
Aahh Markk! Ne diye kızları işin içine kattın ki?! Benim yüzümden yine Nicole o****usu kızları kaçırttı anlası tabi ka**r! Tamam sakin olmalıyım hayır yetti artık sakin falan olamam! Son hızla Nicole'ün evine gittim kapıyı yumruklamaya başladım.
N: Napıyo...
M: YETER ARTIK SEN KENDİNİ NE ZANNEDİYORSUN ALÇAK SÜ**K! Kızları kaçırtmak ne ha?! Sen bittin şimdi!
N: Ne yapacaksın? Tamam delillerimi yok etmiş olabilirsiniz ama hafızamı silemezsiniz!
M: Bana mı inanırlar sana mı? Ben zaten batmışım arkadaşlarıma 1 kere daha yalan söylesem hiçbir şey ifade etmez! Sonun geldi Nicole! Ya adamlarına söyle kızları bıraksın ya da...
N: Ya da nee?!
M: Asla şu güne kadar yapmaya cesaret edemediğim bir şey yaparım!
N: Asla yerlerini söylemeceğim!
M: S-sen i-istedin! Bu çözüm yolu hayatımda asla ne kadar sinirlensemde yapmayacağım bir şeydi ama yeter artık bu kadar! Yapmak zorundayım! Nicole son gücümle yumruk attım. Dudağı patladı. Dona kalmıştı işte şimdi benden korkuyordu.
M: Yürü hadi gerçekleri anlatacaksın!
N: Bir kıza vurmak he iyi çö...
M: YÜRÜ DEDİM!!!
N:....
Celine'den:
Gözümü açtığımda soğuk ıssız depo gibi bir yerdeydim. Bileğim çok fena sızlıyordu. Yanık ve şişmiş elime baktım,daha da kızarmış hatta kanamıştı bile ip izleri vardı bileklerimde o-olamazz y-yoksa kaçırıldık mı biz!
C: ILGINN! ALARAAA!! Cevap verin kızlarr!!
A: Celine!! Alara'nın sesini takip ettim küçük penceremsi bir şey vardı ama parmaklıklıydı. Kutuların üzerine basıp pencereden baktım. Alara ve Ilgın diğer depodaydılar.
C: Kızlarr?! İyi misiniz?!
I: Biz iyiyiz! Asıl sen iyi misin?!
C: Evet sadece yanık elim... kanamış biraz.
A: O***pu Nicole! Seni niye ayrı odaya tıkmış ki?!
C: Çünkü onun derdi benle! Sizi niye içine kattı bilmiyorum?!
A:Tamam kızlar öncelikle sakin olmalıyız belli ki bu Nicole bizim ona iş çevirdiğimizi anlamış ve bizi kaçırtmış sakin bir plan yapmamız gerek.
I-A: Aynen!
Erkekler...
Mark'dan:
Kapıyı çaldık. Blake açmıştı.
B: M-mark?! Ne yaptın sen Nicole'e?!
J-Ch: Ohaa!
M: Cidden Nicole'ü mü yoksa sevgililerinizi nasıl kaçırttığını mı merak ediyorsunuz!!
J-Ch-B: Nee?!
M: Dökül bakalım sü***k!
N: T-tamam. Edinburg sok. 890. Issız depolar.
B: Sevgililerimiz depoya mı tıktınn?! Hemde onlarla eğlenmek isteyen adamlarla?!!
N: Çaresizdim Blake herşey bizim için...
B: NICOLEE! SUS YOKSA SENİ MARK'IN YAPTIĞINDAN DAHA BETER YAPARIM!
J: Mark sen şunu karakola götür ve yanımıza gel!
M: Tamam!
Kızlar...
Alara'dan:
I: Bence bu plan mükemmel!
C: Hadi adamlar gelmeden yapmalıyız!
Planımız aslında çok mükemmel değildi ama yinede depoların ayrı olması bize güçlük çektirecekti. Bu yüzden Celine'i bizim depoya almalıyız klostrofobisi tutmadan önce! Şu bizim depoya geçen parmaklıklı pencere o kadar da küçük değildi planı onun üstüne kurduk.Celine zaten zayıf olduğu için geçerdi. Biz parmaklıkları çekiyoruz Celine'de levyeyle ittiriyordu. Bunu birçok kez denedik ama olmuyordu!
C: Kızlar boşverin kaldık burda!😭
Celine'in deposunun kapısı açıldı.
X: Selam güzellik senin depoyu azıcık daraltalım dedi ;)
C: Ha-hayırr! ne olur yapmayın lütfen!! Lütfen!! LÜTFENNN!!!
A: YAPMAYIN Lütfen!!
I: Ona zarar vereceksiniz yapmayın!!
Z: Amaç o zaten! :) duvardaki demir kolu çekti. Depoyla aynı demir duvar hareket etti ve odayı iyice daralttı.
C: Hı hı hı hıı
A: C-celine lütfen sakin olmak zorundasın!
Erkekler...
Joey'den:
J: Sanırım burası.
B: Sessiz olmalıyız.
Ch: Aa bakın şurada penceremsi bir şey var.
J: Oraya bakalım.
B: Baksak bile şuan dışarıdayız,içeriye girmek zorundayız. Pencereye koştuk en uzun boylumuz Blake olduğu için o baktı.
B: Buradalar!
Ch-J: Kızlar iyi misiniz?
A: İnanmıyorum geldiniz :)
B: Heralde geleceğiz :) Celine nerde?
A: Nicole.. biliyorsun derdi onunla. Onu başka depoya aldılar, üstelik depoyu daralttılar Celine'i sakinleştirmeye çalışıyoruz!
B: Nee?! Klostrofobisi mi tuttu?
I: Neredeyse tutacak çabuk olmalısınız!
B: Beyler siz kızları çıkarın! Ben Celine'e bakacağım!
Ch: Olmaz tek başına çok tehlikeli!
M: Tek başına olduğunu kim söyledi? :)
J-B-Ch: Mark? :)
M: Ben Blakeleyim kızlar sizde Celine bizde hadi çabuk!
Celine'den:
Nefes almam gittikçe zorlaşıyordu penceremden hava almaya çalışıyorum ama ayağa kalkacak gücüm yok. Nefes alamıyorum.
C: 😭😭 NEFESS ALAMIYORUM!!!
I: Celine!! Biz burdayız merak etme! Blakeler de burda!
C: Beni bırakma.. hıı öhö öhöö! K-kızlar b-ben dayanamayacağım sanırım.
A: Sakın hayır! Kendini bırakma! Blake sana yardıma geliyor sakin kal lütfen!
C: 😭 ühüü
B: Aşkımm! Ağlama burdayım!
C: Blake?! Öhö höhöö!
B: Aşkım sakin ol lütfen! Şimdi yavaşça ayağa kalk ve nefes al.
C: Kalkamıyorum!
B: Pes etme! Ayağı kalk!
Birkaç kez daha denedim sonunda kalkabilmiştim!
B: Aşkımm!
C: Blakee! Parmaklıklar yüzünden sadece elini tutabiliyordum.
A: Beyler çabuk saklanınn!
C: Ne oluyor?!
I: Bizi almaya geliyorlar.
Kapılar açıldı bizi zorla sürükleyerek hücreden çıkardılar ve ellerimiz olabildiğince sıkı bağladılar. En azından kızlara yakındım artık.
X: Gelin bakalım biraz eğlenelim!
Bizi birer sandalyeye oturttular ve bağladılar. Alaralar erkeklerle bir plan yapmışlar galiba. Çünkü Blake'i görebiliyorum.
Z: Patron hala gelmedi. Neyse biz başlayalım. Şimdi kızlar burayı bir sorgu odası gibi düşünecek olursanız, siz neden Mark ile Nicole'nin evine girdiniz?
Blake'den:
B: Nee. Mark?
M:...
J: Bu konuyu sonra konuşacağız.
Celine'den:
C: Bu seni ilgilendirmez.
I: Celine sus istersen.
A: Neden susacakmış. Ben devam edeyim. Sizin o salak patronum dediğiniz kişi insamların hayatını çalmaya çalışmakla kalmıyor hedefindeki kişinin çevresine de zarar veriyor. Ben o salak Nicole yüzünden sevgilimden ayrıldım. Ama gidip bunu ona söyleyemiyorum çünkü yüzüne bile bakamıyorum.
X: Yeter! dedikten hemen sonra Alara konuşmaya devam etti ancak sözünü bitiremeden adam ona tokat attı.
I: Yok artık!
Z: İkinci patron hoş geldin!
İkinci patron dedikleri kişi Luna mıydı? Bir dakika o kız Ilgın Joey ile kavga ettikten sonra Ilgın evden kaçıp bu kızda kalacağım deyip ona gitmediği zaman ki kızla aynı.
L: Nabersiniz! Bakıyorum keyfiniz yerinde değil.
I: Seen!
L: Ben çok üzgünüm. Ama sana dostum diyen herkese güvenme. Bu arada sevgilince çok tatlıymış.
I: Ne demek istiyorsun sen?
L: Yemeğe çıktığınız... Aa pardon, çıkamadığınız akşam.
I: Sen!
Ilgın olduğu yerde tepinmeye ve iplerden kurtulmaya çalışırken arkama baktım ve Blake, Charles ve Mark Joey'i zar zor tutuyorlardı.
X: Patron ne yapacağız bunlarla. Silahlarınız hazır mı?
A: Silah mı?
L: İstersen bıçak kullanalım. Biz sizi düşündüğümüz için silah kullanacaktık. Tek seferde az acılı olsun diyerek ama sen bilirsin.
Blake dönüp bir kez daha baktım ama orda değildi. Ölücek miyiz biz?
C: Bizi mi öldüreceksiniz?
L: Ay sen yanlış anlamışsın!
Kahkaha attı ve aniden susutu. Bazı sizi kurtarmaya gelecekti de. Bunun bir bedeli var. Blake'i, Charles'ı ve Joey'i önümüze attılar. Hepsini planlamışlar.
L: Arkadaşlar tetikleri çekin! Mark çok üzgünüm. Durun! Joey'i ben alayım. Ilgın'ı atın ki bana ayak bağı olmasın.
Joey'i sandalyeye Ilgın'ı da Erkeklerin yanına fırlattı. Üzgünüm Joey ama benimle olmazsan birazdan olucaklardan daha kötüsü olur. Haberin olsun aşkım! Erkekler ve Ilgın bağlı değillerdi ama en ufak bir haraketlerinde vuracaklar belli. Off. Ilgın ani bir haraketle önündeki adamın elindeki silahı tuttu ve adamın bir el havaya sıkmasına neden oldu. Sonra Luna'ya doğru koştu ve önünde durdu.
I: Ben demin onun için ölümü göze aldım sen yapabilir misin? Deyip yanında adamın elinden silahı çekti ve ona doğrulttu.
I: Hadi bakalım kahramanlık sırası sende!
Joey'den:
J: Duruun! Ilgın sen kafayı mı yedin!
I: Evet yedim! Eğer buradan herhangi birine bir şey yaparsan seni öldürürüm!
L: Öldürün!
Ilgın bir el havaya ateş açtı. Ben hala o şokun içinden çıkamadım. Eğer Luna'ya bir zarar gelirse hapislerde sürünür.
Tam bu sırada polis ekipleri içeri daldı ve Luna'yı adamları alıp götürdüler. Kalan polislerde bizi çözüp ifademizi alıp gittiler.
Sakin bir ses tonuyla:
J: Onu öldürmeyi düşünmüyordun değil mi?
I: Tabiki de hayır, dedi elindeki silahı göstererek.
Ch: Artık eve gidebilir miyiz?
A: Evet!
Biz eve döndük, Celine ve Blake de hastaneye gittiler.
Ev...
A: Saat kaç?
Ch: Gece yarısı oldu. Çok uzun bir gündü. Neyse Celine ve Blake dönene kadar biz biraz yalnız kalabilir miyiz?
J: Tabiki. Sizin konuşacaklarınız vardır.
Biz kızların evine geçtik. Ilgın bana anlamsızca bakıyor. Bu kızı seviyorum. Lan benim için ölümü göze aldı. Bir süre sessizliğin ardından:
I: Özür dilerim.
J: Ne?
I: Özür diliyorum senden. O kız yüzündenmiş hepsi. Yani sana inanmıştım ama...
J: Tamam. Affettim.
Alara'dan:
A: Sen mi başlarsın ben mi?
Ch: Ben. Öncelikle ben gerçekten hatırlamıyorum ama bir dahakine sana yemin ederim böyle bir şey olmayacak. Senle olursa bilemem tabi de.
A: Şapşal! Diyerek koluna vurdum ve sarıldık. Bana fısıldayarak:
Ch: Seni çok seviyorum. Bunu bil istedim.
A: Bende.
Joey'den:
O Mark denen kişiylede ayrı konuşacağım. Neyse bunları düşünmenin sorası değil, tam zamanı Joey. Yaklaştım yaklaştım. Vee.
C: Been geldiim!!
J: Yeteeer!
Ayağa kalkıp kafamı duvara vurmaya başladım.
J:Yeter artık evren bizi ayrı tutmak için elinden geleni yapıyor. Blakee! Deyip Blake'i evin içinde kovalamaya başladım...
B: Beni niye kovalıyorsun ben ne yaptım? :)
J: Sevgilini 2 saniye daha geç getiremedin mi?
C: Sorry ;)
B: İyi gel aşkım gidelim biz.
J: Sonunda gittiler.
I: Bence uğraşma :D
J: HAYIR! artık yetti! bıktım bizi bölmelerinden bugün bu iş burada biticek! dedim ve Ilgın'ı aniden kendime çektim. Dudakları... ilk kez benimkilerle birleşti. Ayrıldığımızda ikimizde şapşalca sırıtıyorduk.
I: Bu ilkti :)
J: Off ama çok iyi de be dimi:)
I: Joey yapma kızardım!
J: Bidaha yapalımmı?? ;)
I: Joeyy! Seni döverim :)
J: Şaka yapıyorum domatesim :)
I: Seni seviyorum:)
***Blake&Celine***
Blake'den:
B: Bunlar yine öpüşmeye çalışıyordu galiba :)
C: Evet :)
B: Joey çok sinirlendi ama :)
C: Hahaha evet yüz ifadesini gördün mü? ahaha :))
Ne kadar da güzel gülüyor :) Sanki o bana her gülümsediğinde yeniden yaratılıyorum hayatım güzelleşiyor acılarım gidiyor :)
B: Celine... dedim ve ona yaklaştım. Aşkım benim kızardı hemen ama ben artık sevgilim BENİM olmasını istiyorum!
C: E-fendim?
B: Ben seni çok seviyorum... senin kadar kimseye bağlanmadım ben... sen benim dünyadaki değişmeyeceğim tek şeysin... ve artık tamamen benimsin :) dudaklarına nazikçe kendiminkilere bastırdım. Oda kollarını boynuma doladı bende ellerimi beline sımsıkı sardım. Kıvılcımlar var sanki her tarafta ayrıldığımızda bana yine o tatlı sırıtmasını yaptı ve sımsıkı boynuma sarıldı tekrar.
C: Sen benim başıma gelen en dertli, en hüzünlü, en belalı ama en güzel şeysin! Ben seni ne zaman bırakırım biliyor musun?
B: ?
C: Ancak mezarda :)
B: Seni seviyorum:)
****Alara&Charles****
Charles'dan:
Off içim kıpır kıpır! Yaa yeter !
Ch: ALARA YETER!
A: Ne yeter?!
Ch: Bugün seni ilk kez...
A: Evett :)
amann kelimelere ne gerek var canım! dudaklarına attım kendimi! kollarımı beline sardım oda boynuma. Ayrıldığımızda onu kaldırıp döndürdüm.
Ch-A: Ohaa ilk kez öpüştükk! :D
***Kızlar***
C-I-A: Kızlar bir şey söylemeliyim.
C-I-A: Tamam aynanda 1..2....3...
C-I-A: BİZ ÖPÜŞTÜK!
C-I-A: Aaaaaaaa!!! :D
Arkadaşlar bir bölümün daha sonuna geldik. Gelecek bölüm hakkındaki yorumlarınızı İnstagram sayfamıza yapabilirsiniz. Sizleri seviyoruz...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asla Pes Etme
Genç KurguLos Angeste aynı evde yaşayan 4 kız vardı. Bu kızların en büyük hayali liseyi Los Angeles ta okumaktı. Ta ki aşık olana dek... Bu kızlar Türkiye'de yaşıyorlardı. 3'ü türk 1 tanesi almandı. İsimleri Ilgın,İlknur,Alara ve Celine. Bu kızların hayati i...