ISSIZ...

39 4 0
                                    

Celine'den:
C: Olamaz!
S: Ne oldu?!
Söylememem gerekiyordu ama söylemek zorundayım. Başına bir şey gelmiş olabilir. Yok canım ne alaka şimdi. Özür dilerim Ilgın ama başına bir şey geldiyse senin nerde olduğunu bildiğim halde burada öylece oturup bekleyemem.
S: Bir şey söylemeyecek misin?
C: Şeyy.
S: Neyy. Artık söyler misin?!
C: Ilgın bu akşam eve gelmecek, siz ona ulaşmaya çalışırken ben onu aradım ve ona ulaştım işte en son rıhtımdaydı konuşurken birden kamyon korna sesi geldi ve telefon kapandı. Tekrar aradım ulaşmadım. Ya başına bir şey geldiyse burda öylece duramam ben.
S: Neee!!
C: Bağırma, kimseye söyleme dedi.
S: Ilgın'ın başına bir şey gelmiş olabilir ve sen sessiz mi kalıyorsun. İnanamıyorum! Deyip arkasını döndü.
C: Nereye!
S: Tabiki de Joey'e söylemeye.
Hayır.
C: Dur! Lütfen! Beraber çıkıp dışarıya arayalım.
S: Gecenin bu saati. Eğer biz dışarı çıkarsak bu saate nereye diye sormayacaklar mı zannediyorsun!
C: Tamam fikrin nedir?
S: Bilmiyorum ama bir şekilde gelmemelerini sağlayacağız. Hadi aşağı iniyoruz.
C: Hadi.
Tam kapıdan çıkıp aşağı inecekken Alara bütün olan biteni duymuş.
A: Ben de geliyorum sizinle!
C-S: Hayır!
A: Neden?
S: Çünkü eğer sen gidersen Charles her şeyi anlayacak ve diğerlerine söyler kesin. Joey'de öğrenince bize kızar kesin. Haklı da ama sen onları oyala bir şey olursa arasın.
Aşağı indik ve bütün gözler bizi buldu.
C: Biz Sunny ile Ilgın'ı aramaya gidiyoruz.
B: Bu saatte.
Sunny beni dürrtü. Anladım Sunny.
C: Siz evden ulaşmaya çalışın.
Bunu dememizle çıkmamız bir oldu. Bu yüzden kimse bir şey söyleyemedi.
^^^Yolda^^^
S: Joey ve Ilgın'ın arasında ne geçmiş olabilir?
C: Ben tahmin edebiliyorum. Nicole. Zaten çok belli etmesede gözlerinden yaşlar süzülüyordu. İyi ki yine dikkat çekmeyi başaramamıştı. Mark'a da üzüldüm. O kadar olayın arasında kaldı:) İyi çocuk ya.
S: Ayn. Ayh konu nerden nereye geldi. Benim anlamadığım Nicole ne yapmış olabilir? Ilgın kızsa bile bunu dışa vurmaz. Demek ki onu bile çıldırtmayı başardı.
Rıhtımın giriş kapısına geldik.
C: Ayrılalım. Sen otoparka bak ben de diğer tarafa 45 dk sonra buluşalım.
30 dk sonra...
Alaradan:
Off nerde kaldınız kızlar. Yok böyle olmuyo.
Aranıyor Celine...
A: Buldunuz mu?
C: Maalesef. Sunny'de bulsaydı arardı zaten.
A: Çok ayrılmayın birbirinizden sizin de başınıza bir şey gelirse ben bu kadarını kaldıramam.
C: Merak etme sen hadi kapatıyorum.
A: Çabuk gelin.
J: Kimdi o? Sesinden ne kadar endişeli ve korkmuş olduğu belliydi.
A: Celine.
J: Eee
A: Rıhtıma bakmaya gittiler daha bulamamışlar.
Ch: Şuan tek yapmamız gereken beklemek illaki yarın gelicek. Alt tarafı kavga ettiniz.
J: Alt tarafı kavga ama ben hayatımda ilk defa bir kıza bu kadar sesimi yüksettim.
M: Ne oldu peki?
J: Şimdi şöyle ben yemekten sonra ellerimi yıkamak için yukarı çıktım. Nicole de ellerini yıkamak için benim arkamdan çıkmış. Ben farkında değilim kısaca. Tam banyodan çıkacakken Nicole ile karşılaştık. Yanağımda bir şey varmış Ilgın gelip Nicole saldırınca ne olduğunu öğrenemedim. Ben Ilgın'a ne yapıyorsun diye sesimi yükseltince bana bağırmaya başladı. Ben de o anlık şok ve sinirle bağırdım ne dediğimi hatırlamıyorum. Sonrasını sizde biliyorsunuz zaten.
Nicole'e e imalı bir bakış attım.
A: Nicole ne varmış Joey'in yanağında?
Tam o sırada kapı çaldı. Sonunda! Kapıyı açtım. Bulamamışlar belli.
Celine,Sunny ve ben salona gelince Joey hızla ayağa kalktı Ilgın'ı göremeyince yerine oturdu.
S: Yok rıhtıma bakmakla kalmadık bütün ara sokaklara girdik neredeyse. Hatta bazı ağaçlara bile baktık. Burada bir şey yoksa biz odamıza çıkıyoruz.
H: Tamam.
Odaya çıkınca kızlara;
A: Kızlar Ilgın'ın gidebileceği bir arkadaşı var mı?
C: Aa evet onu söylemeyi unuttum bu akşam onda kalacaktı. Ama o kamyon sesinden sonra sesin gitmesi ve ona ulaşılamaması  beni hala endişelendiriyor.
S: Şarjı bitmiş olamaz mı?
C: Tam kamyon geçerken mi bitti!?
A: Kamyon geçerken korna sesinden irkilmiştir sonra telefonu düşürüp kırmıştır. Kızlar ben endişeleniyordum ama benim aklıma kötü kötü şeyler geliyor.
B-Ch: Kızlar?
A: Efendik?
B: Hadi yatın siz çok yoruldunuz.
S: Arkadaşımız gecenin bir yarısı dışarıda yalnız ve bizim uyumamızı mı bekliyorsunuz!
Ch: Hadi aşağıya o zaman yastık ve örtü de alın ama.
Yastık ve örtülerimizi alıp aşağıya indik herkes bir koltuğa uzanmıştı. Ben de gidip Charles'ın üstünü örttükten sonra yanına kıvrıldım. Celine ve Sunny'de öyle yaptı.
**********
Birileri beni dürtüyor, ne alaka şimdi!
A:Nee!
C: Hadi kalk uyuya kalmışız.
Hızlıca kendime geldim.
A: Ee bir haber var mı?!
C: Bağırmasana herkes uyuyor.
A: Upps pardon.
C: Hadi gel biraz hava alalım.
A: Tamam.
Ön bahçeye çıktık.
C: Joey!
Joey arkasına bile bakmadı.
A: Joey sen dün geceden beri burada mısın?!
J: .....
Yanına gittim gözleri kanlanmıştı. Göz altları şişmiş. Off dön artık Ilgın!Celine Joey'in kolundan çekiştirdi.
J: Bırak!
İçeriye gidip Charles'i uyandırmam gerekiyordu. Salona doğru ilerledim. Off ama çok tatlı uyuyor.
A: Charles... Charles canım... Charles canım uyan artık.
Ch: Efendim. Uyandım aşkım.
Off hala uyuyordu. Ama ayakta. Bir gözü açık bir gözü kapalı halde.
A: Joey'in sana ihtiyacı var şu anda acil. Dün geceden beri bahçede Ilgın'ı beklemiş.
Ch: Oo. Tamam gidiyorum, deyip kalktı. Ahaahh çok komik yürüyor... Aslında buna bile gülecek halim yok.
Joey'den:
Keşke Ilgınla öyle konuşmasaydım! Off Salakk Joeyy!!!!! Kendimden nefret ediyorum! Ölmek istiyorum Ilgın'ı haketmiyorum ben! Şuan düzgün düşünemiyorum çünkü tüm gece Ilgın'ı bekledim ama gelmedi! Ben kara kara bunları düşünürken omzumda bir dürtü hissettim. Baktım Charles.
Ch: Nasılsın?
J: Sence?
Ch: Hadi yorgunsun git dinlen biraz.
J: Hayır. Ç-çünkü Ilgın'ı aranmaya bir de ben çıkacağım birazdan. Hatta şimdi.
Üstümdeki örtüyü Charles'ın suratına fırlattım ve hızlı adımlarla evden ayrıldım. İlk önce neden bilmiyorum ama bizim eve bakmak geldi aklıma. Ama orda yoktu. Sokak boyunca yürümeye başladım. Rahatsız edici bir sessizlik var. Diğer sokağa döndüm ve sokağın başında yerde kırık bir telefon... Elime aldım. Birisi düşürmüş olmalıydı. Telefonu açtım ekran çok bulanık, kırık ve dokunmatiğinin hasar görmüş olmasına rağmen çalışıyordu. Telefon kapanmış sadece. Kim düşürmüşse yazık olmuş. Acaba şifresi varmı. Yook! Ahah ne garip. Ama...
J: Nee! Ama. A-ama bu Ilgın'ın telefonu!! O zaman buralarda biryerlerde. Bugün beni en mutlu eden şey. Blake!
Aranıyor Blake...
J: Blakeeee!!!
B: Nee bir şey mi oldu?
J: Telefonunu buldum. Ama neredeyse kullanılmayacak halde. Telefonu buradaysa buralarda bir yerlerde. Bizim sokağın başında buldum.
B: Bekle geliyorum.
J: Gerek yok, ısrar etme!!
B: Tamam, ısrar etmiyorum.
Hızlı adımlarla hatta koşarcasına 3 sokak aşağıdaki bir caddeye girdim. Burayı daha önce hiç görmedim ama Ilgın asla buraya girmez. Geri çıktım. Bir sonraki sokak, diğer sokak, bu sokak...
J: Yoook!!!
Çıldırıcam. Tamam sakin Joey. Sakın kendini kaybetme. Ilgın'ın sana ihtiyacı olabilir. Olsa bile bunu sana söyleyemez. O senin yüzünden burada değil. Eve döneyim en iyisi. Polise mi gitsem. Ama ne dicem ki; ben sevgilimle kavga evden gitti 1 gündür ortada yok. Eve dön Joey.
15dk sonra...
Sonunda eve gelebildim. Kapıyı açtım.
Mark, Charles, Blake ve Hunter başıma toplandılar.
J: Boşuna gelmeyin yok. Bakmadığım yer kalmadı. Aklıma kötü şeyler geliyor.
Ch: Yok artık!
H: Yalnız haklı.
B: Duruun! Böyle yaparak onu buraya getiremeyiz. Joey çok iyi düşün bakmadığın bir yer sokak ya da nerden bileyim sokak köşesi gibi yerler.
J: Aslında bizim evin 3 sokak aşağısında çok ıssız bir sokak var Ilgın oraya hayatta girmez diye bakmadım bile.
B: Oraya gidiyoruz.
Ch: Hadi o zaman.
Tam o sırada Nicole geldi.
N: Şeyy ben gideyim artık, Ilgın'dan haber alırsanız söylersiniz deyip uzun uzun Blake ve bana bakıp gitti. Bu kızı anlamıyorum. Neyse...
J: Hadi! Mark ve Hunter siz burada kalın kızlar için.
M-H: Tamamdır.
A: Nereye?
Ch: Ilgın için dışarı çıkıyoruz. Artık bulamazsak ya da...
J: Yeter. Onu bulucağız ve buraya onula döneceğiz. Onu bulmadan sizi bilmem ama ben bu eve adımımı atmam.
B: Tamam sakin. Daha gideli tam 2 gün bile olmadı.
C: Bende geliyorum.
B: Asla hayatta olmaz.
C: Neden ?
B: Olmaz işte sen burda kal lütfen!
J: Hadi artık akşam olmaya başladı.
Kapıdan çıktık ve koşar adımlarla daha önce gelip fakat bakmadığım sokağın başına geldik. Kalbim duracakmış gibi hissediyorum. Başım dönüyor. Sendeledim. Her yer neden bu kadar bulanık.
Ch: Joey?! Sırası değil.
Bir kez daha sendeledim ve ayağım bir şeye takıldı. Hala bulanık görüyorum. Başım dönüyor.
Charles'dan:
Joey kendinden geçmiş belli. Blake onu kolarından kavrayıp kaldırıma oturttu. Yanaklarına vurmaya onu kendine getirmeye çalışıyorduk. Gözleri yarı açıktı ama tepki vermiyor.
Ch: İleride bir market var. Gidip su alayım hemen.
B: Tamam. Acele et.
Onları arkamda bırakıp koşmaya başladım. Zaten vardım da. Markete girip su aldım ve marketten çıktım. Ama yan tarafımdaki parkta bir kız bankta oturmuş ağlıyor. Ilgın olabilir mi acaba? :)) Parka doğru koştum. Kızın yanına oturdum. Şaçları yüzünü kapatmış. Herhalde benim yanına oturduğumu gördü ve kafası kaldırdı. Ama...

Sizi seviyoruz arkadaşlar bir bölümün daha sonuna geldik yorumlarızı bekliyoruz...😘😊😃

Asla Pes EtmeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin