Alara'dan:
A: Ne yapacağız şimdi?
I: Bilmiyorum.
C: Ne bekliyorsunuz. Gidip söyleyelim.
Mark'ı aradık fakat açmadı.
B: Şu anda yapabileceğimiz bir şey yok. En azından nereye gittiğini biliyoruz. Bence gelecektir. Hem bir süre ayrı kalmamız daha iyi.
Ch: Aynen öyle.
I: Şuan bir şey söylemek istiyorum ama hiç yeri değil. Ama içimde kalmasın. Biz geçen gün Joey ile dışarı çıktığımızda çok güzel ormanlık bir yere gittik. Gidelim mi? Kafa dağıtmak için aynı zamanda kamp.
J: İkimiz mi? :D
I: Hayır. Hepberaber.
J: :(
I: Birdahakine ikimiz gideriz söz. Ee ne dersiniz?
B: Bana farketmez.
C: Farketmez mi harika olur.
A: Bizim içinde mükemmel olur dimi Charles?
Ch: Elbette.
I: Hatta 2 saat sonra herkes kapının önünde olsun.
A: Ay tamamdır.
Erkeklerden...
B: Ilgın çok heyecanlı görünüyordu.
J: Evet. Orayı çok sevdi.
Ch: Ben hazırım.
B: Bende.
J: Hemen geliyorum.
Ch: 5 dakikan kaldı. Kızlar kapının önündeler.
J: Tamamdır hazırım.
Kamp alanı...
Hepimiz Blake'nin arabasında sıkış tıkış bloke olmuş bir halde kamp yapacağımız yere geldik.
J: Sanırım burası.
B: Joey burası yokuş, düzlük değil.
J: Tamam o zaman biraz daha araştıralım.
Ch: Burası nasıl?
J: Bay Blake?
B: Off Matthew Birlem.
J: Yaa. O isimden nefret ediyorum. Bunu sende biliyorsun.
B: Bence burası iyi. Hadi çadırları kuralım. Kızlar biz sizin çadırlarınızı kurarız. Siz birazcık odun toplar mısınız?
C: Biz?
B: Evet.
A: Farkındaysan burası bir orman.
B: Tamam o zaman. Celine sen benimle kal. Charles sen Alara ile. Joey zaten sen de Ilgınla beraber.
Ch: Biz gittik o zaman.
Ilgın'dan:
I: Bu ormanda nasıl odun bulabiliriz acaba.
J: Sen ciddi misin? Ilgın burası orman.
I: Ya avcıların kurduğu bir tuzağa düşersek.
J: O zaman birimizden biri gider ve yardım çağırır.
I: İstersen çok uzaklaşmayalım.
J: Ne oldu kortun mu?
I: Eğer kaybolursak bu senin suçun o zaman.
J: Eğer odun toplamak istiyorsan ormanın derinliklerine gitmen lazım.
I:... Aa şu ağacı görüyor musun? Bu ağacın içindeki meyvelerin özü çok faydalıdır. İstersen toplayalım. Tırmanacağım ama. Korkma tamam mı?
J:...
I: Meyveleri buldum!
J: Tamam at aşağı!
I: Tamam.
J: Ah kafama dikkat edersen sevinirim.
I: Pardon!
J: Bittiyse artık iner misin? Çok tırmandın çünkü. Hepimize yeticek kadar var!
I: İnemem.
J:Neden?
I: Ağaçta kalmış olabilirim.
J: Şaka mı bu? Atla tutayım.
I: Ne? Öyle bir şey yapmayacağım.
J: Ilgın sana bir şey soracağım. Sen neden yükseklik korkun olduğunu bile bile o ağaca çıktın. Atla tutarım.
I: Emin misin? 1...2...3...
Ve ellerimi tutunduğum dallardan bıraktım. Hiçbir şey tahmin ettiğim gibi olmadı.
J: Ilgın ılgın ılgın.
I: Efendim?
J: Nefes... Nefes alamıyorum.
I: Aa pardon.
Deyip üstünden çekildim ve yanına uzandım.
I: Ben tutacağını sanmıştım.
Ani bir haraketle bana döndü ve yaklaşmaya başladı.
I: Olmaz Joey. Sen her fırsatta böyle yapacaksan.
J: Şurada uzun zamandır bizi bölen birisi yok ve sen ne diyorsun.
I: Geçen günden önceki günler hiç böyle şeyler demiyordun ama.
J: İyi tamam.
I: Trip atma.
J: O zamaann
Diyip beni yine öptü salak.
J: Bu da yeter.
I: ;)
Charles'dan:
Alarayla odun toplamak için bizde ormanın derinliklerine gittik. Çok geç olmadan ve hava kararmadan dönceğiz. Alara pek çaktırmıyor ama sanırım böcekten biraz korkuyor :)
Ch: Alara? Sen böcekten mi korktun az önce?:)
A: Yooo! Ne alakası var canım?! Hiçte bile.
Dedi ve o sırada koluna bir örümcek geldi. "Alara" dememle kalmadan çığlık çığlığa koşuşturup 'alın şunu üstümden' demeye başladı😂 Gülme krizimi atlattıktan sonra örümceği kolundan aldım ve Alarayı kendime çektim.
Ch: Benim minik ödleğim :) Sen çok mu korktun? Kıyamam aşkıma benimm! Ben varken sana asla bir şey olmaz :)
A: Charles! Seni çok seviyorum 😘
Celine'den:
Bizde Blakele çadırları kuruyorduk. O benim böceklerden ve ormanlık alanlardan pek hoşlanmadığımı bildiği için biz burda kaldık :) Çok düşünceli bir sevgilim var😍
C: Aşkımmm :) dedim ve birden sırtına atladım ve yanağından öptüm:) oda hemen koşmaya başladı sonra beni düzgün bir şekilde kucağına aldı.
B: Napıyorsun bakayım sen prenses?:)
C: İçimden geldi:) Sana sarılmak öpmek istedim:) Çok uzun zaman oldu bu kadar iyi zaman geçirmeyeli :) Özledim seni ❤️️
B: Bende aşkım ya! Acaba bir ara ikimiz bir yere mi kaçsak? ;)
C: Nereye? :)
B: Seninle olduktan sonra bir önemi yok neresinin olduğu :)
Dedi ve yavaşça bana yaklaşmaya başladı,artık beni öpmemesi için bir sebep yoktu niye izin vermiyim ki? Hayalimdeki insan beni öpüyor yani! o hala benim izin verip vermediğini anlamadığı için daha yavaş yaklaşmaya başladı ama derken bana ani gelen bir cesaretle ben onun dudaklarına yapıştım 😂 ayrılınca Blake:
B: Bende izin vermedin sandım😂
C: Ayy yeter artık sevgiliyiz biz canım! sev-gi-li! tabiki öpücen beni aaa! yeter yani!
B: O zaman öpiyim bir daha:)
C: Oha oha! Sende vur dedik öldürdün :) Yavaş ol ben bir yere kaçmıyorum;)
B: Seviyorum seni prenses ❤️️
A: Ohh ohh:) Celine yine Blake'in kucağında :)
I: Evet bakıyorum çadırlar düzgün kurulmamış sizi yalnız bırakmaya gelmiyor:) Hemen bi aşklar falan:)
B: Sizde 2 saattir odun topluyorsunuz sanki siz yapmadınız! :)
J: Yaptıık :)
I: Joey!
C: Hahah ;D
Ch: Bu sefer masumuz! Dokunmadım kıza :)
A: Tabi canım ne demezsin ;)
C: Ee ne yiyoruz ben açım!
I: Bende fazlasıyla!!
B: Iıı şurdan geyik falan mı avlasak?
Hepimiz Blake'e delici bakışlar attık.
B: Tabiki şaka yapıyorum:)
C-A-I-Ch-J: 😂
J: Hamburgere ne dersinizz?! :)
C-I-A: Evettt!! :)
Ch-J-B: Aşkım benim 😍
Ch-J-B: Off yine mi?! Bence aynı anda konuşmayı keselim! :)
C: Hahah 😂
Ch: Akşam oluyor. Hadi ateşi yakalım artık ki gece donmayalım. Ayrıca sabahleyin çadırınızın içinde ya da yanında yılan veya benzeri bir canlı olursa korkmayın. Bu herkes için geçerli.
C: Blakee!!
B: Charles?
Ch: Blake?
J: Siz konuşana kadar ben ateşi yaktım bile. Hadi gelin.
Hepimiz ateşin başına toplandık ve hamburgerleri hazırlamaya başladık. Hamburgerlerimizi yedikten sonra çadırlarımızı kurduk.
C: Eveet,çadırlar da kurulduğuna göre bir soru soracağım.
I: Seni dinliyoruz.
C: Biz uyuduğumuz zaman eğer bir ayı gelirse ne yapacağız.
J: O zaman arkana bakmanadan kaçarsın. Ayı ile dövüşecek halin yok ya.
A: Bana kalırsa birimiz nöbet tutsun.
B: Iııı. Bence kimsenin tutmasına gerek yok. Hem o kadar da uzaklaşmadık. Vazgeçtim uzaklaşmışız. Uzun bir yol var yarın bu yüzden herkes uyusun.
Ch: Aynen. Hatta iyi geceler size.
J: Ben iyiyim uyumayacağım.
I: Aynen bende.
A: Charles. Gitme işte.
Ch: Tamam tamam gitmiyorum.
C: Ilgın siz meyve toplamıştınız.
I: Aa evet getiriyorum. O meyveleri ne kadar zor topladığımı bir bilseniz. Alın buradalar.
C: Ne oldu?
I: Ağaçta kaldım. Bundan daha kötü ne olabilir.
C: Nasıl indin? Ayrıca senin yükseklik korkun var.
J: Olan bana oldu.
I: Sen dedin, atla tutarım diye! Tabikide tutamadı.
Ch-B-A-C: 😂😂😂😂
Günümüz o kadar güzel geçiyor ki. Daha dün yaşananları, Nicole'ü. Sanki hiç biri yaşanmamış gibi. Sanırım her şey yolunda. Tek bir endişem var;
C: Ben çok ciddiyim eğer uyurken bir canlı bu çadırlara doğru gelirse diye lütfen ama lütfen Blake dışında çünkü onu tehlikeye atmak istemiyorum, birisi nöbet tutsun.
A: Charles 'a hiç bakmayın.
Hepimiz aynı anda Joey'e baktık. Ilgın'da sinir olmuş bir şekilde bize bakıyor.
C: Hadi lütfen.
J: Off iyi tamam.
I: Mademki o burda nöbet tutucak o zaman bende nöbet tutarım.
C: O kadar saat uyumadan durabilecek misin?
I:....
Ch: Artık geç oldu. Alara hadi uyuyalım biz.
A: Ben Celine ile uyuyacağım zaten hadi sen uyu.
Ch:...😳
B:😳
J: 😂😂😂 Çok komiksiniz. Ben Ilgınlayım.
I: Joey biz uyumayacağız hatırlatırım.
C: 😂 Tamam tamam. Hadi sana iyi geceler Alara.
Blake ile çadıra girdik.
C: Blake arkanı dön ve uyu.
B: Sarılsam. O da mı yasak.
C: Tabiki de hayır.
Alara'dan:
A: Charles?
Ch: Ne?
A: Eğer horlarsan varya çadırın dışına atarım seni!
Ch: Ben mi horluyorum.
A: Bir de soruyor musun? Ve ikinci kural da öpmek yook! Arkanı dön ve uyu aşkım benim. Tamam mı?
Ch: Off tamam. Sarılabilir miyim?
A: Belki, dememe kalmadan kollarının arasına aldı beni. Off Charles. Seni bu kadar sevmesem sarılmana bile izin vermem şu daracık yerde.
Ilgın'dan:
J: Ilgın istersen git uyu.
I: Yaa neden herkes bana sürekli uyuyorum muamelesi yapıyor?!
J: Çünkü sen bir uyuyan güzelsin. Ve bende senin prensinim. Onlar uyudular istersen keşfe çıkalım.
I: Gecenin bu karanlığında neyin keşfi? Otur oturduğun yerde. Üşüyor musun?
J: Hayır sen?
I: Biraz.
J: Ben sana örtü getiriyim. Şimdi nasıl?
I: Daha iyi.
Ertesi sabah...
Celine'den:
Suratımda ne var benim? Yoksa böcek mi?
C: Aaaaaaaaa!!!!!
B: Ne oluyor?!!!!
C: Blake!! Kolun suratımda olduğu için böcek sandım.
B: Oh tamam bende bir şey oldu zannettim. Bu arada sanada günaydın sevgilim. Biz artık aynı evde mi yaşasak.
C: Blake biz evli değiliz bunu biliyorsun dimi?
B: Evet biliyorum ama olcağız.
C:☺️
B: Ay kızardı yine. Benim küçük tatlı prenses domatesim.
Blake ile çadırdan çıktık Ilgın ve Joey yerde uyuya kalmışlar.😂
B: Şu anki halleri tam fotoğraflık. Ben fotoğraf makinesini getiriyorum.
Blake fotoğraflarını çektikten Joey 'i uyandırdı bende Ilgın'ı. İkisinin de üstü başı toprak içindeydi.
I: Off ben yedek kıyafet getirmedim ki. Neyse boşver.
C: Alara ve Charles hala uyuyor. Biz yavaştan toparlanmaya başlayalım.
Eşyaları toplarken Joey ve Blake fısır fısır bir şeyler konuşup gülüyorlar. Ne konuşuyorlar acaba. Aynı şey "Ilgın'nın da dikkatini çekmiş olmalı ki onlara bakıyor.
I: Celine?
C: Bende çok merak ettim. Belki de özeldir.
I: Aralarındaki bu kadar özel şey ne olabilir. Bizim aramızda özel bir şey olmamalı. Benden bir şey saklayamazsın sen!
A: Güünayydıın!!!!!
Alara ormanın içinden doğru geldi.
C: Sen ne zaman uyandın?
A: Aslında hepiniz uyurken ben Charles ile yürüyüşe çıktım. Ilgın ve Joey çok tatlı uyuyorlardı. Hiç bozmadık onları.😂
B: O zaman hazırsanız yola çıkalım.
Yola koyulduk ve uzun bir süre yürüdük akşama doğru eve geldiğimizde hepimizde herkes bitkin bir halde kendini koltuklara attı. O da ne? Alara?
C: Alara şaçlarının arasındaki şeyde ne?
Elini kafasına götürdü evet tahmin ettiğimden o bir dal parçası.
Ch: Ormanı buraya getirmişsin bakıyorum, deyip kafasındaki dalı alıp attı.
I: Benim eve gitmem gerekiyor çamur içindeyim.
C-A: Bende geliyorum.
Celine'den:
C: Ayy Ilgın iyi ki kampa gitme fikrini ortaya attın gerçekten çok eğlenceliydi. Ve anlıyorum ki hepimizin buna ihtiyacı varmış.
A: Aynen öyle bende çok eğlendim. Charles'la birazda olsun baş başa kalabildik..
C: Bizde Blake'le öyle.😊
I: Valla ne yalan söyleyeyim en çok bu kamp olayına Joey sevindi bizim romantik anımızı bölebilecek Blake&Celine çifti yoktu çünkü.😂
C: Ay ama napalım canım bizim suçumuz değil ki 'romantik anınızı" gidin odanızda yaşayın odanıza kimse gelmez niye salonda ve bahçede deniyosunuz olmuyor canım olmuyor salonda ve bahçede olmuyoor.😂
I: Ahahaah
A: Kızlar ya inanamıyorum şu 3 günümüzü hiçbir sorun yaşamadan, Nicole'süz, kavgasız, yalansız ve sakince geçirdik gerçekten çok tuhaf.
I: Evet evet ama sus lütfen şom ağızımızı açmayalım hiiç gerek yok😊 umarım hep böyle devam eder..
C-A: Aynen.
Birden odamızın camına bir taş parçası geldi.
A-I-C: Bu da ne böyle!
A: Kızlar bizde aynı andan konuşmaya başladık!
I: Boşver onu bu saçma taş parçasını kim attı. Kendi kendine yerden yükselip bizim cama gelmiş olamaz dimi?
Ilgın koşup cama baktı ve bize döndü.
I: Kızlar sizce kim olabilir.
C: Süper üçlümüz mü?
I: Aynen öyle ve bizi çağırıyorlar. Ayrıca şuan eve girdiler. Hadi gidelim.
Eve girdik ve heryer kapkaranlıktı, biz kapıyı çalmayalım diye de kapıyı kapatmamışlar. Ve birden arkadan gözlerimiz bağlandı ellerimizi arkadan sıkıca tutup bizi yürüttüler.
C: Blake bu hiç hoş değil. Bu tür şeylerden hoşlanmadığımı sende biliyorsun.
Kimseden ses çıkmadı ve hala yürümeye devam ediyoruz.
I: Joey!
Ilgın'dan:
Boynumda Joey'in yüzünü hissediyorum. Yastık mıyım ben!
I: Joey Birlem lütfen yüzünü boynumdan çek! Huylanıyorum!
Arkamdan gelen ufak kıkırdama seslerini duyuyorum. Ah! Ayağım! Joey! Tam o sırada gözlerimizi açtılar ve arka bahçedeydik.
J: Deminki şey için özür dilerim.
I: 😘
A: Ama bu çok güzel!
Ch: Hadi oturun.
Bahçedeki puflara oturduk ve ve slaytı izlemeye başladık. Kamp fotoğraflarından slayt gösterisi hazırlamışlar. Ne zaman yaptılar bunu? Ahaha yerde uyuya kaldığımız anı bile fotoğraflamışlar. Tam bu sırada kapı çaldı.
J: Off neden her güzel anı bozacak bir şey oluyor.
Blake kalkıp kapıyı açtı ve geri geldiğinde Ilgın'a bakıp üzgün bir şekilde kafasını iki yana salladı.
B: Sana gelmişler.
J:-ler?
B:Hep beraber gitsek daha iyi olur. Gelin.
Polisler mi?
P: Ilgın Uz aras.
I: Buyrun benim.
P: Bizimle karakola geliceksin ve ayrıca evinizde arama yapılacak.
B: Arama izin belgesini görebilir miyim?
Blake belgeye baktıktan sonra buyrun dedi ve iki polis içeri girdi.
I: Siz beni neden oraya götüreceksiniz? Joey!
J: Hayır ne olduğunu bilmeden buradan ayrılmayacak! Polis bey anlatır mısınız?
P: Bize emir verildi. Ne olduğunu karakola gidince Ilgın hanım anlatıcak.
Arkadaşlar sizleri seviyoruz, bir dahaki bölümde görüşmek üzere votelamayı unutmayın.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asla Pes Etme
Teen FictionLos Angeste aynı evde yaşayan 4 kız vardı. Bu kızların en büyük hayali liseyi Los Angeles ta okumaktı. Ta ki aşık olana dek... Bu kızlar Türkiye'de yaşıyorlardı. 3'ü türk 1 tanesi almandı. İsimleri Ilgın,İlknur,Alara ve Celine. Bu kızların hayati i...