Hikaye Hep Seni Bekledim hikayesi bitince başlayacaktır. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen kitabından tanıdığınız Asude ve Sedat'ın kızı Melek'in hikayesidir. Umarım hikayemi seversiniz. Ben heyecanla yazmaya başladım. Umarım sizde severek okur...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Öncelikle hikayeye gösterilen ilgiye çok teşekkür ederim. Yorumlarınız çok güzel ve okurken çok mutlu oluyorum. Pamuk parmaklarınıza sağlık. Bana göre keyifli bir bölüm oldu. Umarım sizde keyifle okursunuz! Kapak için Esen Rüzgar'a teşekkürler.
*****
Genç adam az önce hastaneden uzaklaşan büyük arabanın arkasından odasının penceresinden bakarken sıkıntıyla nefes almıştı. İçinde garip bir his vardı ve daha önce hislerinde hiç yanılmamıştı. Bu kazanın sonuçlarının kötü olmamasını diledi. Olaylar soğumaya başladığında genç adam ne büyük bir hata yapmış olabileceğini düşünüyordu. Ne vardı kendi kasabasının hastanesine gitseydi sanki? Sıkıntılı bir şekilde ensesini ovalarken hemşirenin elinde kan örnekleri ile geldiğini duyunca arkasını dönerek ona bakmıştı. "Kan testi için örnek aldık Ömer Bey, siz hangi testleri istediğinizi söylerseniz laboratuvara götüreceğim." Asaf başını sallayarak hemşireye bakarken istediği testleri not düşerek örnekleri göndermişti. Sonuçları bizzat kendisine getirmelerini de üstüne vurgu yaparak belirtmişti.
Araba ağır bir şekilde konağa doğru ilerlerken köy meydanında konuşmalar başını almış gidiyordu. Sedat kızının ağrısı olduğu için arabayı sarsmamaya çalışıyordu. Konağa yaklaştıklarında arabaya doğru koşan oğlunu görünce frene basmıştı. "Abla?" Suat ablasının eve geldiğini duyunca konakta duramamış ve onları karşılamak için dışarıya çıkmıştı. Yâren ne kadar uğraşsa da ergenlik çağına girmiş olan bir delikanlıyı zapt edememişti. Melek kardeşinin korku dolu gözlerini görünce arabadan aşağıya inerek kardeşine sarılmıştı.
"Suat, ben iyiyim canım," dediğinde sarılma nedeniyle acıyan kaburgalarına aldırış etmemeye çalışıyordu. "Oğlum, ablanın dinlenmesi gerekiyor. Hadi arabaya geçin." Sedat kızının yüzünde ki acı ifadeyi fark etse de bir şey söylememişti. Hiçbir zaman kızı ile oğlu arasında ki ilişkiye müdahale etmek istemedi. İkili arasında ki ilişki zamanla daha da büyük bir bağla bağlanırken onları uzaktan gururla izliyordu. "Hadi artık gidelim." Genç kız yeniden arabaya binerek konağa doğru ilerlerken düşüncelere dalmıştı. Yakında okula dönmesi gerekiyordu ve son olanlar yüzünden işleri yarıda kalmıştı.
"Baba depolama işi ne olacak? Mahsulü kaldırmamız gerekiyor."
"Bunu düşünmekten vazgeç Melek, sen iyileşmene bak." Sedat kızının çalışmasına engel olmayı başaramadığı gibi ileride onun çabalarını taktir etmeye başlamıştı. Kızı doğuştan yöneticiydi. İşçiler arasında adaleti ve çalışkanlığı konuşulurken eski çalışanlar onun bu yönünü Suat amcasından aldığını düşünüyordu.
Araba konağın bahçesine korna çalarak girerken konak çalışanları ve Yaren hızla bahçeye çıkmıştı. Genç kadın mutfakta Melek için yemek hazırlıyordu. "Yenge?" Melek Yaren'i görünce mutlulukla gülümsemişti. Songül halası evlendikten sonra Yaren ile daha bir yakın olmuştu Melek. Arada annesine anlatamadığı sırlarını Yaren'e anlatır kadının kendisine akıl vermesini isterdi. Sevinçlerini annesine anlatırken üzüntülerini Yaren ile paylaşıyordu. Annesini üzmekten sakınan genç kız yengesine gülümseyerek "Hoş geldin yenge, seni de buraya kadar yordular!" dedi. Yağız karısının yanına giderek kimseye aldırış etmeden alnından öpmüştü. "Güzelim bana yemek mi yapıyordu?" dediğinde Yaren kaşlarını çatarak kocasına bakmıştı. "Abimin yanında daha düzgün davran Yağız," diye uyarırken kocasının umursamaz omuz silkmesi ile "Sana değil, Melek'e en sevdiği yemeği yapıyordum," dedi. Yağız küçük çocuk gibi yüzünü asarken Yezda Melek'i görür görmez ona doğru koşmuştu.