Umarım bu bölümü beğenirsiniz. Bundan sonraki bölümlerde Asaf ve Melek'i daha sık göreceksiniz. Keyifli okumalar. :)
*****
Hiçbir duygu şüphesiz yüreğinin üzerinde olan kara bulutların dağılmasını sağlamak kadar rahatlatıcı olamazdı. Aldığın her nefesin boynuna bağlanan bir iplik olduğunu hissetmek kadar can yakıcı olan duygulardan kurtulmak ve onların üzerine tertemiz bir havanın sana ulaştırdığı ılık rüzgârı iliklerine kadar hissetme. Derin bir nefes aldığında ciğerlerinin bayram etmesi gibiydi hafiflemek. Omzunda ki ağırlığın kalkması gibi, ruhun aydınlatıcı mutluluğu...
Melek şuanda aynı bu şekilde hissediyordu. Yaşadığı derin sarsıcı duygulardan kurtulmuş bir şekilde omzunda ki hafifliği tam anlamıyla hissedebiliyordu. Uyurken bile yaşadığı hislerle yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Asude kızının yüzündeki gülümsemeyi görünce duygulanarak akıtmıştı yanağından aşağıya incilerini. Kızının dışa vurmaktan çekindiği duygularının ne denli ağır bir yük oluşturduğunu kızının yüzündeki gülümsemeye görünce anlamıştı. Belli etmiyordu ama içten içe kendisini yediğine emindi. Kızını ondan iyi kim tanıyabilirdi ki? "Ah yavrum nasılda rahatlamış..." Asude koynunda yatan kızının alnına dudaklarını kondururken göğsüne dağılmış saçlarını geriye doğru alarak masum yüzünü tamamen açığa çıkarmıştı. "Ah kızım senin içinde ki fırtınayı bu biçare annen anlamaz mı sanıyorsun?" Asude fısıltı ile konuşurken Melek biraz daha ona sokularak derin iç geçirmişti. Kızının saçlarını okşamaya devam eden kadın odanın kapısının vurulması ile yerinde hafif doğruldu. Kapı sert bir şekilde vurulurken bir yandan da sinirli bir ses Melek'e sesleniyordu.
"Abla, hemen buraya gel!" Vedat polis merkezine duyduklarından sonra öfkesine hakim olamayarak hızla merkezden ayrılıp köye dönmüştü. Sedat'ın kendisi için aldığı 4*4 araba taşlı yollardan sorunsuz ilerlerken içindeki öfke kızgınlığa dönüşmüştü. En çokta kendisine kızıyordu. Melek'e kendisi söylemişti hakkında konuşan kişileri. İçinden dua ederken konağın avlusuna tozu dumana katarak girmiş ve ani frenle arabayı durdurmuştu. "Abla, neredesin hemen buraya gel!" Sert sesi konakta yankılanırken ona şaşkınlıkla bakan aile üyelerinin farkında bile değildi.
"Vedat abi ne oldu?" Can araya girmek istemiş ama adamın keskin bakışlarını görünce konuşmasına devam edememişti. "Ablam nerede?" Sesindeki tını karşısında yutkunan Can konuşamasa da Suat ablasının odasında olduğunu söyledi. Vedat acele ile merdivenleri çift çift çıkarken sinirli bir şekilde bağırmalarına devam ediyordu.
"Abla neredesin?" Sonunda odasının kapısını tıklatıp seslendiğinde Asude kapıya çıkarak genç adamın karşısına dikilmişti. "Ne oluyor Vedat?" Vedat annesi gibi gördüğü kadını karşısına görünce duraksamış sonra olanları hatırlayarak yeniden ablasına bağırmıştı. "Abla, çık dışarıya!" Melek derinden gelen seslere uyanırken kapıdan bağıran Vedat'ın sesini duyunca kaşlarını çatarak yataktan kalkmıştı. "Asude anne, ablama söyle hemen buraya gelsin!" Melek kapı ağzına geldiğinde Vedat'a kaşlarını çatarak bakıyordu.
"Ne bağırıyorsun bu kadar?" genç adam Melek'i görünce kızgın bir şekilde "Bunu nasıl yaparsın ha?" diye bağırınca Melek istem dışı bir adım geri gitmişti. Sonra yaptığını fark ederek umursamaz bir şekilde odanın kapısından çıkıp yürümeye başladı. "Abla, sana soruyorum... Bunu nasıl yaparsın? Adamı vurmakta ne demek?" Melek olduğu yerde durarak arkasını dönüp kendisine kızan kardeşine bakmıştı.
"Ne yapmamı bekliyordun Vedat? Polise mi teslim edeydim?" Vedat kendisine kızan ablasına ters bir şekilde bakarken Melek acıktığını hissederek mutfağa gitmek için merdivenlere yönelmişti. Avluya indiğinde Vedat hızla önüne geçti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARA DUVAK (Yeniden)
Aktuelle LiteraturHikaye Hep Seni Bekledim hikayesi bitince başlayacaktır. Benim Küçük Gelinim ve Göremediğim Sen kitabından tanıdığınız Asude ve Sedat'ın kızı Melek'in hikayesidir. Umarım hikayemi seversiniz. Ben heyecanla yazmaya başladım. Umarım sizde severek okur...
