BD:16 OLAYLAR OLAYLAR...

43 3 3
                                        

Neden her aşk bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka?

Kanatlarım yok ama bir uçuruma aşığım...


Kalbimin dört bir yanı yara bere dolu, yapamıyorum, savaşamıyorum bu yenilmişlikle...

İçimde ne tarafa baksam kırık dökük olmuyor... Olmuyor, geçmiş hala canımı yakıyor, geçmiş hala geçmedi...

Tam unuttum derken geçmişimi hatırlatan en ufak bir olay derime binlerce iğne saplıyor...

Kendimden kaçmak istiyorum, yapamıyorum, olmuyor, başaramıyorum...

Geçmişin ağır yüklerini omzumdan atmaya çalışırken zarar görmekten bıktım.

Başaramıyorum, yüzümdeki mutluluk maskesini taşıyamıyorum...

Artık içimdeki masum yanım, kimsenin göremediği gerçek ben, bazen; özellikle de yalnız geçirdiğim uzun gecelerde sert bir balyoz darbesi gibi vuruyor acılarımla ördüğüm kalın, güçlü duvarlarıma...

Onu hapsettiğim o duvarlardan çıkmak istiyor, canımı yakıyor, yapamıyorum, gerçek beni, içimdeki masum yanı dışarı çıkarmak istesemde yapamıyorun çünkü ben masum değilim ellerimde kan var, üzerime bulaşmış onca siyah...

Kurtulamıyorum, kaçmak istiyorum kaçamıyorum...

Korkuyorum! Hayattan, insanlardan, aldığım her nefesten ve en çok da kendimden korkuyorum!

Kendimden korkuyorum çünkü her an kendimle birlikteyim içimdeki beni susturamıyorum, kendi küçük şeytanlarımdan kaçamıyorum, savaşamıyorum kendimle...

Kendimle olan her savaşımın mutlak yenileni ben oluyorum...

Zor, çok zor ve anlamsız hayatım...

Hızla kafamı iki yana sallayarak aklımdaki saçma sapan düşüncelere son verip dolan gözlerimi ellerimle sildim. Dersin ortasında can sıkıcı anılar ya da düşünceler yüzünden ağlamak pek de mantıklı bir şey olmasa gerek...

Geriye kalan zamanda derse odaklanmaya çalışsamda içimi dolduran izlenmişlik hissiyle gözlerimi etrafta dolandırdığımda Ares'le göz göze geldim.

Çatık kaşlarını üzerime dikmiş derin okyanuslarıyla izliyordu beni...

Evet, evet gözleri bir okyanus gibiydi, derindi çok derin... Karanlık bir okyanusun sonsuz maviliğiydi gözleri...

Neden öldürmek ister gibi bakışlar attığını çözemesemde ben de bakışlarımı onun üzerinden çekmedim, inatla okyanuslarının derinine sapladım yeşil gözlerimi...

Sanki gözlerimi bir an olsun ayırsam kötü bir şeyler olacak gibiydi okyanusları beni içine hapsetmişti sanki...

İkimizde inatla birbirimizden gözlerini çekmeden kaç dakika bakıştık bilemiyorum ama duyduğum zil sesi ve Damla'nın kolumu çekmesiyle mecburen gözlerimi Ares'in mavilerinden ayırdım.

Damla ile kantine indiğimizde ben boş bir masaya oturdum, Damla ise kahve alacağını söyleyerek kantinin o uzun sırasına girdi oflayarak etrafta gözlerimi dolandırmaya başlamıştım ki karşımdaki sandelyenin çekilmesiyle beklemediğim için korkuyla kafamı o tarafa çevirdim...

Arda'nın sevimli gülümsemesiyle karşıma oturduğunu gördüğümde ise rahatlayarak ben de ona aynı gülümsemeyle karşılık verdim.

Arda'yla iki gece önceki konuşmamızdan beri içimi sıkan konuyu hazır yalnız kalmışken konuşmaya karar vedim:

Yayınlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 18, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Boş DuvarBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin