Soğuktu.
Ağlayarak yürüyordum harabe bir sokakta.
Durdum.
Nereye gidiyordum ? kime gidiyordum? güveneceğim kim kalmıştı ki? cevap uçsuz bucaksız bilinmezlik. Gerçeğin acımasızlığı çıplak bırakmıştı tenimi. Artık her an yara almaya hazırdım.
Sıkıca...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Tam 22 yıldır kafamda ağır ağır içimi çürütüp beni yok eden bir yıkımla yaşıyorum. Kendimi yalanlara inandırmaya çalıştığımda bana acımasız gerçekleri fısıldıyor her seferinde. Seslerin tek isteği annemi öldüren ve 22 yılımı zehir eden katili bulmak. Sanırım bulana kadar da beni rahat bırakmaycak. Yoğun ıslarlar üzerine gittiğim doktorun bana verdiği boktan ilaçlar ilk günler işe yarasada son zamanlarda içimdeki karanlık ses onu da bastırmayı başarmıştı bir şekilde.
●
Doğduğum gün benim öldüğüm gündü aslında. Annem ben daha 10 yaşındayken acımasızca gözümün önünde katledildi. Bana sadece annemden geri kalan o zamanlar daha 4 yaşında olan Kardeşim Gülperi vardı birde bilinmezlikler. Babam ise annemin ölümünden tam 1 sene sonra trafik kazası geçirip sonsuzluğa yol aldı. Ne güzel dimi ? 1 sene arayla 2 büyük acı.
●
Annem ve babamın ölümünden sonra yetimhaneye bırakıldık. Yetimhanenin bana kazandırdığı tek şey dostum Doruktu. Onun dışında 8 sene boyunca dövüldük. 18 yaşıma girincede def olup gittik oradan Dorukla. Orada sadece tek kalan 12 yaşındaki kardeşim Gülperi ve acımasız acılar.
Okumaya başladığınız tarihi yazmanız sizden istediğim en büyük ricam.