Part 2

282 12 0
                                    

Zaman geçtikçe Jessy'nin heyecanı artıyordu. Ve saatler o kadar hızlı ilerliyordu ki sanki özel güçleri olan birileri o an gelsin diye çabalıyordu. Jesicca sıkıldım demeyi sürdürürken bir yandan makyajını yapıp bir yandan giyinmeyi ihmal etmiyordu. Şu Dylin i gerçekten merak etmeye başlamıştım. Jessy yi bu hale sokan çocuk kimdi, özelliği neydi, onu diğer erkeklerden farklı kılan neydi merak ediyordum. Popüler biri olmalıydı, gerçi Jessynin insanları tanıması için o kişilerin popüler ya da tanınmış olması gerekmiyordu. Jesicca ya göre birinin ondan hoşlanıyor olması için bir kez bile gözgöze gelmeleri yeterliydi. Durumun böyle olmadığını ona anlatmaksa gerçekten imkansızdı. Jessy erkekleri çok iyi tanıdığını düşünüyordu ama öyle değildi. 

-Saat kaç Lily hala vakit gelmedi mi?

-Az kaldı Jesicca.

-Sen hala hazırlanmamışsın gel buraya bak bu dolaptakilere göz at beğendiğin olursa giyebilirsin.

-Böyle iyiyim Jessy sağol.

-Saçmalama Lily bu halde Mattin karşısına çıkmamalısın daha çekici olmalısın, bak şu siyah elbise nasıl? Denesene.

-Ne gerek var böyle giyinmenin iyiyim işte.

-İtiraz istemiyorum bugün senin doğum günün biraz neşelenmelisin hadi lütfen.

Jessy nin zoruyla o dar, vücut hatlarımı fazlasıyla belli eden elbiseyi denedim. Aynanın karşısında duran ben miydim, başka biri mi bu konu hakkında kendimle tartışabilirdim.

-İnanmıyorum Lily bu sen misin? Ah kızım, sen gerçekten giyinmeyi bilmiyorsun. Şu salaş halinden çık, bu ne güzellik böyle, Matt sana bayılacak.

-Jessy, şu konuda bir anlaşalım ben erkek arkadaş istemiyorum, bu elbiseyi senin zorunla giydim, hiç rahat değil ve o partiye de sırf gönlün olsun diye geliyorum.

-Tamam Lily, tamam kabul yeterki kararından dönme.

-Biraz daha saçmalarsan her an dönebilirim Jesicca.

-Aman tamam sustum. İnanmıyorum yarım saat kalmış taksi çağırıyorum.

-Numarası var  mı?

-Annem bırakmıştı mutfağa, hemen arayıp geliyorum.

-Tamam bekliyorum.

Jesicca içeriye geçince tekrar aynanın karşısına geçip kendime baktım. Gerçekten gariptim, bu ben değildim, bir elbiseyle nasıl bu kadar değişebilmiştim bilmiyorum. Belim ne kadar inceymiş, vücut hatlarım bu kadar belirgin miydi? Jessy nin seslenmesiyle kendime geldim.

-Hazır mısın Lily?

Emin değildim, bu elbiseyle her şey tamamlanmış mıydı? Jesicca odaya yanıma geldi. Beni şöyle bir süzdü. 

-Imm saçlarını biraz fönleyelim ne dersin? Bak bu rujda çok hoş gösterecek dudaklarını, eminim.

Ne olacaksa olsun der gibi Jessy ne dediyse yaptım. Aslında hiç fena gözükmüyordum ama hala alıştığımı söylemem mümkün değildi.

-Taksi geldi Lily hadi çıkalım.

-Geldim!

Taksiye binip yola çıktık. Hava zifiri karanlıktı, Newark e doğru yola çıktık. Gittikçe şehir merkezinden uzaklaşıyorduk. Newark deniz kenarında bir yerdir. Orada genelde şehrin ileri gelenleri oturur. Biz yaklaştıkça kalbim duracak gibi oluyordu. Ne oluyordu bana, kendime gelmeliydim. Araç durdu, aptal aptal baktım Jessy ye bir de üzerine çok aptalca bir soru 'geldik mi?'. Tabi ki gelmiştik. Araçtan indik. Gözlerime inanamadım neredeyse devasal üç katlı bir ev duruyordu karşımızda. İçeriye girerken büyük, demir çubuklardan oluşan siyah bir kapı vardı. Biz kapının önüne gelince açıldı sanırım uzaktan kumanda edilmişti. Binanın kendi kapısına geldik kapıyı iki kez tıklattık. Açan olmadı, tam bir kez daha tıklatacaktım ki kapı açıldı. Kapıyı açan siyah şapkalı bir çocuktu uzak doğulu olmalıydı.

-Hoşgeldiniz sen Lily olmalısın, gelin hadi içerisi harika.

Jesiccayla birbirimize baktık beni nereden tanıyordu?

-Hadi kızlar ge....

Çocuk daha cümlesini bitirmeden Jessy içeriye daldı. Güldüm, çocukta gülümsedi. Biran kapıda durduğumu unutmuşum daha sonra hatırlamış gibi irkilerek içeriye girdim. Müzik sesi çok yüksekti. Biraz rahatsız olmuştum ama alışmam pek vakit almadı. Boş bulduğum bir masanın yanına gidip insanları seyretmeye başladım. İçki servisi hiç durmadan devam ediyordu. Evin merdivenlerinden siyah gömlekli biri indi. Mavi gözlü, bembeyaz tene sahip, simsiyah saçlı, uzun boylu gerçekten çok yakışıklı biri. Bana doğru geliyordu, evet yanılmıyordum onca masayı geçip bana doğru ilerliyordu. Onu farketmemiş gibi yaptım, yapmaya çalıştım desem daha iyi olur sanırım. Yanıma geldi, elindeki bardağı masama bıraktı, benimle beraber insanları seyretti bir süre, hiçbir şey demedi. Hafif bir tebessümden sonra:

-Tanışmayacak mıyız?

Cevap vermedim.

-Israr etmemi bekliyorsun sanırım, sen başlamayacaksan ben başlayayım adım Dylin.

Jessy nin bahsettiği, anlatmaya doyamadığı, en önemlisi onun için saatlerce hazırlandığı Dylin demek buydu. Sonunda tanışmıştık.

-Lily.

-Bu kadar mı?

-Ne bekliyorsun hayat hikayemi anlatmamı falan mı?

-Her zaman böyle hırçın mısın?

-Serserilerle konuşuyorsam evet.

-Anlaşıldı işimiz var seninle.

Fazla samimiydi hoşuma gitmediğini söylersem yalan olur ama bunu ona asla belli etmemeliydim. Ne saçmalıyorsun der gibi baktım. Hiçbir şey söylemedi o serseri gülüşünü aldı dudaklarına içkisini yudumladı ve gözlerini ayırdı benden. Dans edenleri izliyordu, kendimi ona bakarken yakaladım, ne yapıyordum tanrı aşkına ondan Jessy hoşlanıyordu, üstelik böyle bir serseriye ayıracak vaktim yoktu. Lily yanında esmer bir çocukla yanımıza yanaştı. Yanımda Dylin i görünce olsa gerek çok şaşkın bir ifadeyle gözlerime baktı. Kıskanmış mıydı? Yok artık onun hoşlandığı çocukla birlikte olmamı mı bekliyordu? 

-Lily?

-Ah Jessy, hoşgeldin bende tam içki almaya gidiyordum ister misin sende?

-Olur alırım.

-Bende yardıma gelebilirim, bu arada ben Matt.

-Neden olmasın, çok sevinirim.

Dylin ve Jessy yi masada bırakıp içki almay.. hayır bildiğin masadan kaçtım. İçki almaya giderken Matt sürekli konuşma başlatmaya çalışıyordu. Sanırım pek umursamadığımı farketmişti ki bir ara sustu. İçkileri aldık masaya geri döndük. Tam o sırada dj travis-closer şarkısını çalmaya başladı. Gerçekten çok klasik bir sahne ama herkes dans etmeye başlamıştı. Jesicca Dylini dansa davet etti, şaşırdığım bir hareket yaparak Dylin bu dans teklifini geri çevirmedi. Hayır Jessyden hoşlanmamıştı. Belliydi işte serseri herif ne olacak. Kıskanmıyordum hayır, onun gibi birini neden kıskanayım, hem daha tanışalı sadece bir iki saat olmuştu. Matt gerçekten konuşmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Elinden tutup kenara çektim Matt i dans edenlerin arasına karıştık. Dylinle gözgöze geldiğimiz heran bakışlarımı Mattin gözlerine odaklama çalışıyordum. Dylin in yüz hatları oldukça keskindi, kemikli bir suratı vardı, gerçekten ilgi çekiciydi. Kendimle çelişiyordum. Dylinden hoşlanmam çok saçmaydı. Serseri kılıklı, kendini beğenmişin tekiydi. Matt ise daha kibar, daha sevimliydi. Hem komikti de. Dylinde olan ya da diğerlerinde olmayan şey neydi? Benim Dylin i arzulama sebebim neydi? En yakın arkadaşımın hoşlandığı çocukla ilgili bana biran bile böyle düşündüren şey neyse gerçekten tehlikeliydi..

KUSURSUZ KANHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin