Uykulu , uykulu zorla kalktım.Kahvaltı yapmadan okula gitmem gerekiyordu.Hemen giyinecektim ama bir türlü eteğimi bulamıyordum.Odanın altını üstüne getirmiştim.O kadar sinirlenmiştim ki saat 07.42 olmuştu.08.00 'da okula gitmem gerekiyordu.Ama hala ortalıkta ne etek var ne bişey.Sinirden patlayacaktım.O sırada telefonumun titrediğini hissettim.Baktığımda yazan şeyler inanılmazdı.
"yine şu odada dönüp duruyorsun sıkıldım,eteğe ne gerek var bence böyle git ne olcak ki?"
(X)
Yine şu "X" çıldıracaktı,izleniyordu durmadan.Bu Deniz'i çok rahatsız ediyordu.Ama bunu çözecek vakti yoktu.Saat 07.53 olmuş 08.00'da gitmem gerek 8 dakika kaldı artık pes ettim eteğimi aramakta.Öylece çıktım.Yeni taşındığımız için pantolonlarım,tişörtlerim bavuldaydı ve ütüsüzdü.Ayrıca okula serbest şekilde gidebilirsem ölüm fermanımı okumuş oluyorum kısmen.Yolda herkes bana deliymişim gibi bakıyordu.Ama şuan zamanla yarışıyordum onlara laf yetiştirmenin vakti değildi.Kimseyi takmadan yolda yürüdüm ve sonundaaaa....
Bir butik gördüm.Mutluluğum paha biçilemezdi.Zaman kaybetmeden direk butiğe girip üstümle uyumlu bir etek aldım.Parasını ödeyip hızla butikten çıktım.Okul eteğine çok benziyordu.Anlamaları çok zordu.
***
"banane kızım allah allah" Ceren bitmez bilmek bir şekilde Emre'nin ilişkilerini ve biyografisini söylüyordu ve bu söylediklerinden anladığım kadarıyla baya bi ilişkisi olmuş ve neredeyse hepsi kısa süreliymiş.Ceren beni takmayıp devam ederken bir anda Emre koridordan fırladı.
"naber kızlar" diye hızlı hızlı konuşup aynı anda soluk alışverişini düzene sokmaya çalışıyordu.
"iyi de senin bu halin ne?" diye sordu Ceren.Emre yan gözle beni süzerken;
"hiç , dekana uğramıştım dönerkende sizi gördüm işte dedi ve hala beni süzüyordu.
"önemli bir şey mi var?" dedim
"yoo öylesine işte neyse baybay" diyerek arkasını döndü.Başımı sallayıp ters istikamete döndüm.Ne kadar çok dönüyoruz.Ceren kıkırdamaya başlayınca
"sana ne oldu deli kız?" dedim.omuzlarını silkip;
"hiiç komik bir şey geldi aklıma geldi"
"at,at ama mantıklı at" diye hayıflanıp kampüs koridorlarını çınlatan ayak seslerimle sınıfa yöneldim.
***
profosör (bunu yazamadım) tahtanın sol tarafını silerken sağ tarafına yazı yazıyordu.İçimden etmediğim küfür kalmayınca hızla önüme döndüm ve not tutmaya devam ettim..
"çıkabilirsiniz" sesini duyar duymaz hızla sınıf boşaldı.Üniversitenin en sevdiğim yanı=zili yok.Ceren önden atlı gibi geçti.İç geçirip arkasından:
"Cereeeen" diye bağırdım.Hızla arkasına dönüp etrafı taradı.En son gözleri beni bulduğunda;
"hey! ben de sana bakmaya geliyordum" dedi.başımı sallayıp:
"biraz erken bıraktı sağolsun" dedim.
"eee ozaman bahçeye çıkalım"dedi.Başımı olumsuz anlamda sallayıp -ki bu aralar metalci gibi başımı sallıyorum-
"ımm ben kütüphaneye uğrayacağım istersen sen de gel" burnunu kıvırıp:
"kitap ve ben teşekkürler Deniz" diyip uzaklaştı ben de arkasından:
"sana da güle güle" diye bağırdım ve sonra adımlarımı kütüphaneye yönlerdirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İSTANBUL YOLCUSU
RomanceYeni şehir , yeni okul , yeni kişiler , yeni dostlar ve yeni bir aşk... Deniz'i zorlu bir yol bekliyor
