KAPIŞMA

3.5K 117 236
                                        


Genç kız, oturduğu koltuktan sessizce kalkıp pencere kenarına doğru dikkatli adımlarla yürüdüğünde, mümkün olduğunca ses çıkarmamaya özen göstermişti. Pencerenin kenarında duran şişe suyunu bardağına boşaltırken sessiz olmaya gösterdiği özenin bir saçmalık olduğunu anladı birden. "Neden sessiz olmalıyım ki? Tam tersine mümkün olduğunca ses çıkarmalıyım belki İsmail uyanır." diye düşündü. Sonra yatağında hareketsizce yatmakta olan İsmail'e doğru kaydı bakışları. İki gündür bu hastanede hiç kımıldamadan ve hiç uyanmadan uyumaktaydı genç adam. Onu bu halde, iş yerine gelmeyince kendisinden haber alamayan patronu bulmuştu evinde. İsmail'i uyanık olarak son gören Celal'di ve o da ne olup bittiğine anlam verememişti. Son konuşmaların da onun uykusu geldiğini sanarak arkadaşının üstünü örtmüş ve evden çıkıp gitmişti. O akşamdan sonra da bir daha uyanmamıştı İsmail. Delikanlıyı hastaneye kaldırdıklarında onunla ilgilenen doktor, bunun bir narkolepsi vakası olabileceğini söyleyip hastayı müşahede altına almıştı. Ve bugün, yani üçüncü günün başlangıcında da değişen bir şey olmamıştı. İsmail hâlen kesintisiz bir uykunun esiri durumundaydı. Yasemin, suyunu içtikten sonra İsmail'in yattığı yatağın kenarına ilişti nazikçe. Genç adamın yüz hatlarını incelerken bir yandan, bir yandan da onunla olan geçmişini düşündü. Henüz onunla tanışalı çok olmamıştı ama kısa sürede hızlıca ilerlemişti aralarında ki duygular. Bir şekil de nasıl olduğunu anlamasa da bu yalnız gence bağlandığını anlamıştı. Hayat hikâyesini biliyordu az çok. Terk edip giden bir babanın ve ilgisiz bir annenin yüzünden tek başına ayakta durmaya çalışan bir çocuktu o sadece. Ve bir de şeyler vardı. Düşünürken bile isimleriyle düşünmek istemediği şeyler. İsmail o şeylerin arasında büyümüştü. Başkası olsa delirebilirdi ama bu genç, çoğu insandan daha normal gözükmüştü Yasemin'e. Tabi bugün değil. Bugün o sadece yardıma muhtaç küçük bir çocuk gibi gözükmekteydi yattığı yerde. Genç kızın ruhu bir kez daha sızladı bu düşüncelerle. Ona nasıl yardım edeceğini bilemiyor ve bu bilinmezlik rahatsız edici bir çaresizliğin doğmasına sebep oluyordu içinde. İsmail'in hastaneye yatırıldığını Sultan'dan duyduğu ilk an yüreğinin nasıl attığını ve nefesinin nasıl daraldığını hatırladı. O an İsmail'e kesin olarak âşık olduğunu anladığı andı genç kızın. Yine de duygularının eminliğini bu şekilde öğrenmek istemezdi. Kuzenleri Mustafa ve Sultan'la birlikte hastaneye geldiklerinde, İsmail'in annesini de ilk kez olarak görmüş ve onun neden bu kadar yalnız olduğunu daha iyi anlamıştı Yasemin. Ne hastane koridorlarında doktorların peşinden koşturan Asiye teyze gibi ne de başından bir an olsun ayrılmayan Celal gibi bakmıyordu gözleri oğluna. Kadının bakışlarında ne endişeyi ne de hüznü görememişti genç kız. İsmail'in ablaları da gelip gitmişlerdi ama onları görememişti. İki gündür arkadaşının başından ayrılmayan Celal'i gidip dinlenmesi için zor bela ikna edebilmişti. Sonunda oda da sevdiği gençle baş başa kalabildiğinde ancak toparlayabilmişti kafasını. Şimdi onun yanında, yatağının kenarına usulca oturmuşken en çok özlediği şeyi yaptı. İsmail'in bir elini tutup sıkıca kavradı ve ona seslendi;

<<İsmail! Aşkım duyuyor musun beni?>>

Hiçbir tepki alamamış ama vazgeçmemişti de...

<<İsmail ne olur... Ne olur aşkım uyan ne olur.>>

<<Onlarla mısın İsmail? Eğer onlarlaysan elimi sık ne olur.>>

Ve kızın elini sıktı İsmail. Üst üste iki kez, sanki bir kalbin atışı gibi kızın elini sıkıp bıraktı genç adam. Yasemin o anda yüreğinin boğazına kadar geldiğini hissetti. Heyecandan neredeyse çığlık atacakken zor tutmuştu kendini. Sevdiği adam onu duyuyordu.

MÜHRÜVEKİL ( TAMAMLANDI )Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin