Makarna

550 18 3
                                    

Hemen toplamalıyım ona bakar gibi arkasındaki kapıya bakıyordum yanından geçip girdim kapıdan yani lavaboya girmiş oldum. Eminim şimdi ona gülmediğimi anlamıştır…

                      

Evet şimdi lavabodan çıkma vakti gelmişti. Kapıyı aralıyıp baktım kimse yoktu Mert gitmiş. Hemen çıkıp endişeli endişeli yürümeye başladım. Arkama tekrar dönüp baktım orda mı diye ama yoktu. Tam önüme döneceğim sırada biriyle çarpıştık baktım Efe;

-         Bugün ikinci karşılaşmamız. Birinci de beni rezil ettin ve şimdi bana çarptın. Gözüme batıyorsun.

Ne diyor bu pislik.

-         Pardon, ne dediğini anlayamadım.

-         Anlayamayacak bir şey mi var güzelim.

Diyerek tuttu kolumdan sırtımı duvara çarpmamı sağladı;

-         Elimi çabuk bırak. Se.. sen ne yaptığını sanıyorsun? Kendinde misin sen? Haddini bil.

-         Kendimdeyim. Kimse sana bu kadar yaklaşmadı di mi?

İçime girecek gerizekalı muşmula diye düşünürken Kerim’in sesi ile sıktığı kolumu bıraktı. Kerim Efe’yi itip bana elini uzattı;

-         İyi misin Hira?

Efe’ye öldürücü bakışlarımı atarken ittirdim Kerim’in yardım elini, Efe’nin karşısına geçip okkalı bir tokadı yapıştırdım suratına. Valla öyle böyle bir tokat değildi baya okkalıydı yani. Sonra Efe’nin omzuna çarpıp geçip gittim. Beni bile sinir ettin neyse tokat ile keyfim yerine geldi. Yani ilk tokatımı attım ama hak etti. Merdivenlerden çıkarken Mert merdivenlerden iniyordu inanmıyorum  şimdi hangi taraftan geçiçem! Sağdan mı geçsem soldan mı? Sağdan geçicem yok yok soldan yada..Artık çok geç!! Sağ tarafa gitti ayaklarım bir dakika o da mı sağ tarafta, hemen sola attım ayaklarımı hayır ama o da attı tekrar sağ sol derken yüzüne baktım her zaman ki gibi kafasını eğip tebessüm ediyordu şu halini gördüm ve bu halimle bile mutlu oldum keşke bunu bilebilsen;

-         Özür dilerim kafam biraz yoğun.

-         Sıkıntı yok.

Diyerek yol verdi bana. Senin centilmenliğine kurban. Sonra tek tek çıktım merdivenleri  mutlu mutlu. Kütüphaneye gidip ders çalışmam gerekiyordu ne de olsa dersler boş geçiyordu. Kütüphanenin kapısını açtım kimse yok oh mis. Oturdum ders çalıştım.

 Kafamı dersten kaldırdığım da zil çalmıştı ev-veeet gitme vakti. Sırt çantamı takıp eve doğru yürümeye başladım. Bugün olanları düşünüyordum gerizekalı muşmula Efe. Eve az kalmıştı. İleride yaşlı bir teyze gördüm pazar poşetleri taşıyor daha doğrusu taşımaya çalışıyor hemen yanına gittim tabii. Yardıma muhtaç herkese yardım etmeyi öğretti annem bana;

-         Teyzecim ver poşetlerini bana yardım ediyim.

-         Çok sağol evladım. Allah gönderdi seni. Allah bol bereket versin, bol kısmet, bol şans versin.

-         Ne güzel dua ediyorsun teyzecim çok sağol, amin.

Diyip aldım poşetleri elinden. Sohbet ede ede geldik evine. Bizim evin iki sokak ötesin de çok yakınız, evlerimiz birbirini görüyor;

TEBESSÜMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin