Ural'ın günleri bir iyi bir kötü geçiyordu ve bugün o iyi günlerinden birini yaşıyordu.Kötü günlerinin çoğunu ait olduğu şehirden uzakta olduğunda yaşıyordu.Beklediği gün sonunda gelmişti;eve dönüş günü.Sadece birkaç saat içinde şehrine kavuşacaktı.Efla ile yeniden aynı şehrin havasını soluyacaktı.Ciğerlerine çekecekti şehrin havasını,sonuna kadar.Havadaki deniz kokusu Efla'nın parfümünü,çiçeklerin,yaseminlerin aromatik kokusu ise Efla'nın saçlarını anımsatıyordu ona.Düşünceler içinde yola çıktılar.
Birkaç saatlik yolculuğun ardından,yeniden ait olduğu yerdeydi.Eve gelir gelmez odasına koştu,yatağına zıplamıştı.İnsan yatağını bile özlüyordu.Saatlerdir kapalı oaln telefonunu açmak zorunda hissetti,açar açmaz da WhatsApp bildirim sesiyle karşılaştı.Ural'ın bugün döneceğini bilen Alp mesaj atmıştı.
"Döndün mü şehre?Özledik oğlum seni :))Bugün saat ikide her zamanki mekanda buluşuyoruz,sende gel."
Ural saate bir baktı,daha iki saati vardı evden çıkmasına.Arkadaşlarla geçirilecek güzel bir günden önce ise yapılması gereken tek şey vardı onun için;güzel bir uyku çekmek.
Uyumak için yattıysa da,uyuyamıyordu.Türlü kabuslar,sıkıntılı rüyalar dolduruyordu benliğini.Ter içinde uyandı."Hemen kendimi dışarı atmalıyım." dedi kendi kendine.Basketbol şortunu giydi aceleyle,odanın köşesinde duran basketbol topunu avuçladı uzun,biçimli parmaklarıyla.Atletik vücudunu vurgulayan siyah tişörtünü de üzerine geçirdiği gibi attı kendini dışarı.
Sitelerinin yakınındaki basketbol sahasıydı favori mekanlarından biri.Hayattaki en büyük tutkularından biri,basketboldu.Hem 1.82 olan boyu ona avantaj sağlıyordu,hem de anlatılamaz,açıklanamaz bir şekilde seviyordu bu sporu.Sahaya doğru ilerledi atik adımlarla.Turnikeler,smaçlar derken sıcak havanın da etkisiyle terlemiş,tişörtünü çıkarma ihtiyacı hissetmişti.Tişörtün yarattığı esaretten kurtulan vücudu olanca ihtişamıyla gözler önündeydi artık,Ural güvenirdi fiziki yapısına."Senin gibi fiziği olsa herkes güvenir kendine." derdi Alp,haklıydı da belki.Ural sevmezdi egoistliği ancak çekici olduğunun o da farkındaydı.Esmer tenine vuran güneş ışınları bir tanrıyı incitmek istemiyormuşcasına dindirdi yakıcı sıcaklığını,bulutlara yenik düştü.Ural oynamaya devam ederken,sahanın kenarındaki banklara oturan üç kıza ilişti gözü.Kızlardan birinin kulağına ulaşan sesi ise onu olduğu yere kilitledi,dünya durmuştu sanki bir an için.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Beklenmeyen Biri
Teen FictionDudaklarında silik bir ezgi,gözlerinde yalnızlığın ızdırabıyla yürüyordu genç kız,tek başına.Belki de her zaman olduğu gibiydi,alıştığı gibi;tek başına..Aşkı tam olarak yaşayamadan aşka olan inancını yitirmek üzereydi.Bir anda başlayan yağmura aldır...
