"VEDALAR"

73 15 9
                                    

                       / Derin Sular /

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

                       / Derin Sular /

Çaresiz kalırsın bazen, kaçıp gitmek istersin. Uzaklara, çok uzaklara kaçıp gitmek...

Bir müddet sonra, mesele uzaklara gitmek de olmaz. İstediğin tek şey; kaçıp gitmektir. Kendinden, kaçıp gitmek. Kimseye veda etmeden, içindeki duygulara veda etmeden. İçindeki acıdan, sevgiden, saygısızlıktan, zulümden arkana bakmadan bağıra çığıra koşarak uzaklaşmak... Veda etmeden. Çünkü, veda etmek öyle zordur ki.

Herkese sarılırsın, doya doya koklar, öpersin veda etmek için. Ama en çok sevdiğine sıra geldiğinde bir düşünürsün; gitsem mi? gitmesem mi? Veda ederken, vazgeçebilirsin. Bu yüzden en iyi veda sessizce çekip gitmektir. Çekip gitmek dedim değil mi? Bu da bir veda mıdır? Elbette, vedadır. Hak etmeyen insanlara veda etmek gerekmez, hiçbir zaman. Ama hak etmeyenler yüzünden hak edenlere de veda edemezsin ya, en çok bu acıtır sol yanını. Acımasız olmak gerekir bu konularda. Sessizce, veda etmeden, ayak uçlarında çekip gitmek gerekir. Vakit geldi, öyle değil mi?

Ellerim, istemsizce şaşkınca açılan ağzıma gitti. Boynundaki morluklar, ruj izleri, inanılır gibi değildi. Bana sinir olmuştu ve o sinirle çıkıp gitmişti evden. O kızın yanına gitmişti.

Hala dizlerimin üzerinde, yere çakılı bir vaziyette oturuyordum. "Hadi, gidiyoruz Derin."

Boran, yerden kalkmam için omzuma dokundu. Kaşlarım çatılmıştı, derin bir nefes alıp dişlerimi sıktım. "Hadi artık, şu piçi görmekten gına geldi."

Boran, bu seferde koltuk altlarımdan tutup, küçük bir çocukmuşum gibi beni kolayca ayağa kaldırdı. Ayakta durmakta zorlanıyordum, gözlerim dolu doluydu. Boran'ın elleri, ellerimi esir alınca tepkisiz kaldım. Çünkü, hala Teoman'a bakıyordum.

"Pis ellerini çek, onun ellerinden," Boran'a bağırarak, sessizliğini bozmuştu sonunda Teoman. Hareket edemedim, ellerimi de çekemedim. "Derin çeksene ellerini şundan," dedi bana bakarak.

Sesi yüksek çıkmıştı ve artık ben patlama noktasındaydım. Gözlerimi kapatıp, dişlerimi daha da sıktım. Ellerimi, Boran'ın ellerinden kurtarıp işaret parmağımı ona doğru doğrulttum. Geri geri yürümeye başladığımda, diğer elimle biriken göz yaşlarımı sildim.

"Bana,"

"Sakın,"

"Dokunma,"

Teoman gülümseyerek, bana doğru bir adım attı. "Sende!" diye bağırdım.

"İkinizde benden uzak durun!"

O kadar gür bir sesle bağırmıştım ki başım dönmüştü, afalladığımı fark eden Teoman bana doğru bir adım attığında, kendimi hemen toparladım. "Uzak dur, uzak dur benden. Allah kahretsin, uzak dur!"

İçim öyle acıyordu ki, kendimden kaçıp gitmek istiyordum. İyi gelirdi de, ben yapabilir miydim?

Üçe kadar saydım içimden. Bir, iki, üç...

N E P E N T H E ( ZİFİRİ SULAR )Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin