Mihrimah Hatun şişeyi elinde sallayıp öfke ile gülümseyerek Kayra Sultan'a bakar:
"Bir açıklamanız yok mu sultanım? 3 şehzademin katili mi demeliydim yoksa?"
Mehmed Han şaşkınlık ile divana oturur. Öfkesi o kadar büyür ki gözlerini açacak tahammülü kalmaz. Kayra dahi ona ihanet etmişti. Yumruğunu sıktı sinir ile.
Kayra Sultan ise suspus olmuştu. Gözleri yaşlarla dolu bir şekilde Mehmed Han'a bakıyordu. Eskiden ona aşkla bakardı şimdi ise gözyaşı ile. Mihrimah Hatun emin ve öfkeli adımlar ile Kayra Sultanın üzerine yürüdü:
"Bitti sultanım. Her şey bitti. 3 evladıma kıymak ile kendi sonunuzu hazırladınız. Bunun affı yok!"
Mehmed Han ayağa kalktı öfke ile, tüm gücü ile bir sille vurdu Kayra'nın sağ yanağına. Yere acı ile inleyerek düştü Kayra:
"Herkesten beklerdim, senden beklemezdim Kayra! Sen nasıl olurda evlatlarımın kanına girersin!"
"Hünkarım, ben her şeyi sizin için evlatlarım için yaptım. Onların istikbali için yaptım..."
"Utanmadan sıkılmadan hala kendini müdafa mı ediyorsun Kayra? Bitti! Seni sarayımda görmek istemiyorum! Eski saraya sürüyorum seni! Ağalar!"
Ağalar kapıyı açıp Kayra Sultanı dışarıya çıkardılar. Gözyaşları sel olmuştu Kayra'nın. İçi kan ağlıyordu adeta. Hayattaki tek varlığını kaybetmişti. Bir sabun gibi ellerinin arasından kayıp gitmişti. Dairesine gittiğinde kızı ve şehzade Murat odadaydı. Validelerinin bu hali onları epey korkutmuştu. Şehzade Murat yerde ağlayan validesinin yanına yaklaştı:
"Validem! İyi misiniz validem? Nedir bu haliniz?"
Aybüke Sultan validesini ayağa kaldırıp divana oturttu. Masadaki suyu sakince içirdikten sonra:
"Validem, neler oldu size böyle? Nedir bu vaziyetinizin müsebbibi?"
"Kim olacak Mihrimah Hatun!"
"Ne? Bu ne cürret? Sizi nasıl bu hale getirebilir bu hatun?"
"Allahın bildiğini senden saklayacak değilim kızım. Mihrimah Hatunun 3 şehzadesini yıllar evvel zehirleyen bendim. Her şeyi sizin şehzadelerimin istikbali için yaptım."
"Hünkârımız öğrendi mi bu vaziyeti validem?"
"Öğrendi! Yarın sabah namazından sonra eski saraya gidiyorum Aybüke. Kardeşlerin sana emanet. Ne zaman dönerim belirsiz..."
"Öyle söylemeyin validem. Ben hünkârımız ile konuşurum."
"Bunun affı yok Aybüke. Cezamızı çekeceğiz mecbur. Sözlerin hepsi kifayesiz kalacaktır. Kararı kat-i."
"Merak etmeyin Validem. Eninde sonunda evinize döneceksiniz."
"İnşallah ay parçam. Hatice Kalfa'yi çağır Dilek. Eşyalarımı toplayalım malum gidiyoruz."
"Emredersiniz sultanım."
Eğilerek geri çekildi huzurdan. Hatice Kalfa haremde çıkan dedikoduları duymuş olsa gerek yolda Dilek ile karşılaştı:
"Hatice, sultanımız..."
"Haberim var hatun cabuk gidelim."
Hızla giderler ve daireye girerler:
"Sultanım, eyvahlar olsun. Sürgün edilmişsiniz. Harem kaynayan kazan herkes bunu konuşuyor."
"Harem elbet konuşacak Hatice ne bekliyordun? Gidişim sessiz olmayacak. Senden bir şey istiyorum Hatice."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tahtın Sultanı ~1 |TAMAMLANDI|
Historical FictionOsmanlı'nın en keskin döneminde savaş entrika dolu duygusal bir macera... "Bu savaşta ya iktidar olacaksın ya da güç. Seni seçiyorum hatun. Bu sıradan bir seçim değil, zira cihanın bir diğer sahibi sen olabilirsin. Sadakatini gösterirsen elbette. Al...