Bölüm 22

1.5K 104 152
                                    

Deniz'den

Gökyüzü çok güzeldi. Üstelik Hilal varmış bugün. Hilal'i görünce minik meleğim geldi aklıma, konuştum içimden.
Hilal? Nasılsın kardeşim? Umarım iyisindir.. Ben konuşurken balkonun kapısı açıldı. Alya olmalı, istemeden de olsa o an öfkeden bağırmıştım ona. Bağırmamalıydım. Sesime hakim olmalıydım. Buna rağmen arkamdan gelip oturdu yanıma, yalnız bırakmadı beni. Bırakmasın da zaten. Fazla seviyorum ben onu, çok bağlandım. Onunla keşfettim kalbimi ben. Öncesinde bilmezdim sevgi nedir? Aşk nedir? Monoton bir hayatım vardı. Alya bahar getirdi hayatıma. Çiçek açtı her yanım, midemde kelebekler uçuştu. Yiğit gerizekâlısı yüzünden sesimi yükselttim ona. Off.

- "Özür dilerim Alya."
Yüzümü ona doğru döndüm ve gözlerine baktım.
- "Özür dilerim sana bağırmamalıydım. Ben.. istemeden oldu gerçekten. O an sesimi ayarlayamamadım. Affedebilir misin beni?"

Gözlerim dolmuştu. Alya bunu fark etmiş olmalı ki elleri arasına aldı yüzümü. Yaklaşıp öptü gözlerimden.
- "Özür dilemene gerek yok kalbimin şiiri. Ben kırılmadım sana, o an sesini kontrol edememen normal. Akıtma gözyaşlarını, kıyamam ben sana."
Bir elini çekti yüzümden ve cebine soktu. Bir mendil çıkarttı ve gözyaşlarımı sildi canını sevdiğim.

- "Şşh asma suratını hadi gül. Ya da gülme. Gül nedir ya? Gül sevmiyorum ben. Sen gülümse sevgilim."
Bu hâline gülmemek pardon gülümsememek elde değildi.
- "Hah bak! Sana ne kadar da yakışıyor gülümsemek.."

- "Alya ikisinin de içinde 'gül' kelimesi geçiyor."

- "Ama birinde sadece gül diyorsun diğeri ise daha masum böyle türetilmiş falan. Hem kulağa daha hoş geliyor."

- "Ben nasıl bir sevap işledim de Tanrı seni bana yolladı ya? İyi ki varsın hayatım. İyi ki benim soğuk davranışlarıma rağmen vazgeçmedin benden."

Kollarını sardı bana. Hemen karşılık verip sımsıkı sardım onu. Kollarını gevşetip geri çekildi çok az, yüzünü yüzüme yaklaştırıp öptü hafifçe. Bir süre dudağıyla sakinleştirdi beni. Sonra ayrıldık, içeri gitmemiz gerekiyordu. El ele girdik içeri. Levent ve Yiğit gitmişlerdi. Ekin, Ozan ve İpek oturuyorlardı koltuklarda. Yanlarına gittiğimizde Deniz onlardan da özür diledi ve sarıldı hepsine.

- "Asıl biz özür dileriz Deniz. Sen özür dileyecek bir şey yapmadın." Dedi İpek.

- "Olsun ben yine de dileyeyim. İçimde kalır dilemezsem. Sonuçta buraya eğlenmeye geldiniz."

Ekin elini omzuna koydu Deniz'in,
- "Sen çok güzel ev sahipliği yaptın merak etme, biz çok eğlendik. Gerek yemek faslı gerek film gerek oyunla güzel bir gündü. Yiğit'in aptallığı yüzünden sen bizden özür dileme."

Gülümsedi Deniz.
- "Eksik olmayın siz ya. Teşekkür ederim."

- "Olmayıız. Yalnız gençler fark ettiniz mi? Levent kalmadı."

- "Bu çocuğun yolu yol değil bakın. Bir ara çekip konuşalım bunu onunla." Dedi Ozan.

- "Katılıyorum Ozi. Bu arada biz kalkalım artık ama arayı fazla açmayalım yine en kısa zamanda buluşalım." Dedi İpek.

- "Biz Alya ile muhtemelen birkaç gün buralarda olmayacağız."
Meraklı sevgilimin gözleri üzerimdeydi, göz kırpıp devam ettim.
- "Geldiğimizde haberleşir buluşuruz."

- "Oo aşk kuşları nereye göçüyorsunuz?"

- "Sürprizmişş, Deniz Hanım bana bile söylemiyor."
Kollarını önünde bağlayarak sırtını döndü bana. Tuttum omzumdan çevirdim kendime. Gözlerinin derinlerine baktım.

* Gülümse (gxg) *Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin