Sezgi'nin Hakan ile tanışması tam planladığımız gibi oldu. Oldukça dikkat çekici bir şekilde giyinmiş olan Sezgi gay barda Hakan'ın gözünden kaçmamıştı. Ben uzaktan tanışan ikiliyi izlerken Sezgi'nin güvenliği için bir saniye gözümü ayırmadan onları izlemiştim. Bir de resmiyette hala sevgilim olan bu adama sövmekten başka bir şey yapamıyordum. Onunla yatmam bile Savaş içindi. Ama işin tarafı onunla yatarken bir erkekle yattığımda değil, Hakan ile yattığımdan zevk alamamış, kendimden iğrenmiştim. İlk kez birisiyle yatmıştım ve tam vir fiyaskoydu.
"Nasıl gidiyor?"
Kulağıma fısıldayan tanıdık sesle arkamı döndüğümde siyah gömleğin içinde dikkatlerin odağı olmuş bir Umut bulmayı beklemiyordum. Geldiği gibi herkesin dikkatini üstüne çekmiş dolayısıyla benim de dikkatleri üstümde toplamıştı.Sinirli bir ses tonuyla "Burada ne işin var?" diye sorarken bir yandan da gözlerimle Sezgi'yi kontrol ediyordum.
"Hayatım, bana kızmamalısın, sevgiline seni aldattığın için kızabilirsin ama." demesiyle Umut'un en azından Hakan'ı takip ettiğimi bildiğini anlamıştım. Sırtımı tekrardan Umut'a doğru dönerken önümde bitmek üzere olan kokteylimden bir yudum almıştım. Yanıma oturan kaslı bedenin gay barda olmasını geçmiştim, bu kadar dikkatleri üstüne çekmesi Hakan'ın da dikkatini kaydırabilirdi. Bir an önce gitmesini sağlamalıydım."Ne istiyorsun?"
"Ne planladığını biliyorum, bırak ben yapayım." dedi Umut soğukça, sesi tartışma kabul etmez gibiydi ama benim bu ses tonuna aldırdığım yoktu, kalbimi dinlemiş olup onu her şekilde kabul etmiş olabilirdim ama Savaş konusunda parmağının olduğunu asla unutamazdım. Ona bu konuda asla güvenemezdim.
"Hayır." derken Sezgi ve Hakan'ın kalkmasıyla bende oturduğum yerden kalktım, gideceğim sırada ise Umut tarafından bileğimden tutulup durduruldum. Gri gözler sert ve tavizsiz bakıyordu, Umut'un bu yanını hiç görmemiştim."Bu bir soru değildi."
"Umut." dedim bende sertçe, gözlerimde gördüğü şeylerle daha da sertleşen gri gözler beni kendine doğru çekmiş, ve bardan resmen sürükleyerek çıkarmıştı. İçimden Savaş'ın çelimsiz bedenine söverken tüm suç içinde yaşadığım Savaş'ın zayıf bedenindeydi. Kırılgan, hassas ve güçsüz bir bedenden daha fazlası değildi. Arabasının önüne geldiğimizde Umut durdu ve ellerini kendisi çekerken çenemi hafifçe yukarı kaldırıp göz göze gelmemizi sağladı. Eskiden böyle zorba olmayan Umut nasıl eşkiya gibi davranmasını öğrenmişti?
"Bir daha böyle bir bara gelme bir, benden her zaman yardım iste iki."
"Senden asla yardım istemem." dedim çenemdeki elleri iterken.
"Niye ulan niye! Bir kere de benden yardım iste, bana anlat derdini! Ama yok beyefendi üç senedir hiç değişmemiş."
"Senle bir anlaşma yapalım mı?" diye sordum bu sefer Umut'un aksine hızlı bir şekilde sakinleşmişken.
"Nedir?"
"Eğer bana geçmişimizi anlatırsan yardım etmene izin veririm, yoksa bunu kendim halledeceğim."
"Savaş.."
"Evet, Savaş. Ben Savaş, Barış değilim ve olmayacağım bu yüzden ölü sevgilini mezarında korumaya devam edebilirsin." dediğimde yüzüme inecek bir tokat beklediğim bir gerçekti. Havalanan elle gözlerimi kapattım, birkaç saniye bir şey olmazken gözlerimi açtığımda bana bakan yumuşak gözler oldukça tanıdıktı. Yüzümü okşayan ellerin sahibine yavaşça çekilirken dudaklarınızı değdiği o an, sanki haftalarca susuz kalmışım da o suya yeni kavuşuyor gibiydim. Hiç tatmadığım ama hasretini çektiğim dudaklardan yavaş bir şekilde hareket etti, bense sıcak ellerin belimi sarmasını ve beni sarmalamasına izin verdim."Hayatım, bu yüz senin olmasa bile nasıl sana vurabilirim? Gözlerim bundan sonra bu yüze bakacak olsa bile" dedi ve elimi tutup kalbime doğru götürdükten sonra devam etti. "Bundan önce olduğu gibi bu kalp bundan sonra da yalnız senin için atacak."
Bu tatlı sözlerin bir amacı vardı, farkındaydım ama bu benim her zaman net bir çizgim olacaktı, bunu anlaması lazımdı. Umut'a doğru yaklaşıp dudaklarına doğru fısıldadım:

ŞİMDİ OKUDUĞUN
yolun sonuna kadar [boyxboy]
Teen Fiction"Neden peşimden geliyorsun be?" diye bağırdım. Sırt çantamı ona doğru savururken arkamdan sessiz adımlarla beni takip eden ama dikkat çekmekten başka bir işe yaramayan gence oldukça kızgındım. "İzin ver" dedi ve yokuşun aşağısını göstererek devam e...