•. ¸ ¸. • uzun bir süredir donuk olduğunu farkettin.
•. ¸ ¸. • senin yanında iyi gibi görünmeye çalışıyor, ancak gülümsemesi anında yüzünde donuyordu.
•. ¸ ¸. • senin, onun hayatına girmiş en iyi kadın olduğunu biliyordu. bundan pişmanlık duyuyordu.
•. ¸ ¸. • bunu, ondan öğrendin diyebiliriz.
•. ¸ ¸. • senin gibi üyelerde onun bu donukluğunun farkındalardı ve ikinizinde yurtta olduğu bir gün - sen mutfakta yemek hazırlarken - Hwa, onu konuşmak için odasına çağırdı.
•. ¸ ¸. • Hongjoong, oldukça stresli olduğu bir gün, sarhoşken yaptığı kaçamağı Hwa'ya anlatırken, onları, yemeğe çağırmak için odaya gelirken duydun.
•. ¸ ¸. • elin kapı kolunun üzerinde kalmış, donmuş gibiydin. aralık kapıdan başının yere eğik olduğunu ve Hwa'nın - sen yurtta olmasan daha çok bağırmak istese de - kısık sesle yaptığı sert uyarıları dinlemesini izledin.
•. ¸ ¸. • ve Yunho sana "iyi misin?" diye seslendiğinde, aralık kapının önünde şokla duran seni gördü.
•. ¸ ¸. • gerçekten, yıkılmış görünüyordun.
•. ¸ ¸. • Hwa hızla ayağa kalksa bile inci tanelerin bir dolu şiddeti ile yanaklarını terkederken yemeğin soğumadan yenmesi gerektiğini söyledin.