"this is love"

838 39 5
                                        

Gözümü açtığımda odamdaydım. Eve gelmiştim. Muhtemelen annem getirmişti diye düşünerek aşağıya indim. Ve annem oradaydı. Televizyon izliyordu. "Uyanmışsın." diyip gülümsedi. Kafamı salladım. Bir dakika Finn'e ne olmuştu? "Anne Finn nerede?!"
" şu kıvırcık saçlı dimi bu arada çok güzel bir seçim anneciğim." Kıkırdadım bu dediğini ve evet dedim. "Kendi evine gideceğini ve senin istediğin zaman ona gidebileceğini. Söyledi." İçimden şapşik diye geçirdim. Annem'e tamam diyip yukarı çıktım. Ve odama yöneldim. Şifonyer'in üstündeki telefonuma yöneldi elim ve Sadielerle olan grubumuza mesaj attım.

Bubbs 🤍
ne yapıyorsunuz???
lilia 🥺: iyileşmeni bekliyoruz.
Sadie 🥰: eveeet.

ben iyiyim ki.
Maddie 😌: buluşalım.

bilmem olur mu ki.
Sadie 🥰: bal gibi olur

peki o zaman saat 16.30'da creme cafe'de.

Diyip kapadım telefonumu finn'le de görüşmek istiyordum. Şuan saat 16.00 'dı. Bu yüzden ona küçük bir sürpriz yapacaktım. Gardırop'umu açtım ve bir süveter aldım, basic bir tişört ve altıma da bir kot etek.

Saçlarımı da açık bıraktım ve şirin tokalar taktım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Saçlarımı da açık bıraktım ve şirin tokalar taktım. Çanta falan almadım sadece telefonumu arka cebime attım. Anneme çıkacağımı söyledim ve onayladı. Yeşil bilekli converselerimi aldım ve kapıya doğru yürüdüm ayakkabılarımı giyip çıktım dışarı. Finn'in evine doğru yürümeye başladım. 

.......

Finn'lerin evinin önünde duruyordum. Kapıyı tıklattım. Ve kapıyı açın Kate oldu.

"Hoşgeldin millie."  Dedi sevecen bir şekilde

"Hoşbuldum kate."

İçeriye girdiğimde Jack'de oradaydı hatta koltukta oturuyordu ve elimde de PlayStation kumandası vardı. Finn neredeydi. "Selam Jack." "Hoşgeldin mills." Bir anda finn merdivenlerden aşağı indi ve yanıma gelerek sarıldı hemen bana. Karşılık verdim ve dudağını bir buse kondurdum.

"İyi misin meleğim."

"İyiyim iyiyim merak etme, bende seni merak ettim o yüzden geldim."

"Ne yapayım iyiyim bende. Jack'i çağırdım pes oynuyorduk. Sende oynamak ister misin??"

"Lilia'laro sözüm var 🥺"

"Tamam sorun değil." Dudağıma buse kondurdu.

"Görüşürüz finnie."

"Görüşürüz bebeğim."
Evden çıktım. Baya kısa bir konuşma olmuştu neyse takmayarak çıktım. Saat dördü yirmi geçiyordu. Lilia'lar ile görüşeceğimiz cafe'ye doğru yürümeye başladım. Maddie yarın dönüyordu ve bu beni çok üzüyordu asıl üzen ise iki gün sonra pazartesi ve okullar açılıyor. Lise son'a başlayacağız. En azından sevdiklerim ile yine yan yana olacaktım. Bu yüzden kendime bunu söylemek moralimi düzeltmeye çalışıyordum. Bir taksi çağırdım ve arabaya bindim. Ve gideceğim yeri söyledim.

.........

Parayı ödeyip indim taksiden. Cafe'ye girdim. Bir tek maddie gelmişti. Nedenini bilmediğim bir şekilde son iki gündür bizde kalmıyordu. Burda bir arkadaşı varmış onda kalıyormuş. Bize yük oluyormuş öyle diyor. Maddie'nin yanına adımlamaya başladım.
"Selam madd"
"Selam Millie." dedi ve yanına oturdum.

"Neler var millie hadi anlat bana biraz."

"Herşeyi biliyorsun yani başka bir şey yok."

"Peki öyle olsun." Dedi. Ve içeri Sadie ve Lilia girdi. Onlarda yanlarımıza yürümeye başladılar. Yanımıza oturdular ve selam dediler bende karşılık verdim. Garson'u çağırdık. Ve kendime bir havuçlu kek ile sıcak çikolata söyledim. Kızlarda kendilerince bir şeyler söylediler. Öyle konuşuyorduk ama bu beni sarmıyordu yani bilmiyorum bir değişik hissediyordum. Onları ben çağırmıştık ama benim istediğim bu değildi. Aklımda sadece bir kişi vardı ve o kişide; Finn Wolfhard, Finn Wolfhard ve Finn Wolfhard. Onu her gördüğümde sanki ona ölüyorum ve tekrar diriliyorum. Ben onu gerçekten çok seviyordum hemde tüm kalbim ile. Ve ben şimdi onun yanına gidecektim. Kızlara görüşürüz diyip masadan kalktım. Bana ne oluyor dercesine baktılar. Ama ben çoktan kalkmış bulundum.

Hemen bir taksiye bindim ve finn'in evini tarif ettim. Yol boyunca dışarıyı izledim. Şöför geldik Şirince arabadan inip parayı ödedim. Şuan aklımda olan kişinin evinin önündeydim. İçimden umarım jack gitmiştir diyip duruyordum. Kapıyı çaldım ve Finn'in kapıyı açması ve benim onun dudaklarına yapışmam bir oldu. Finn neye uğradığını şaşırır gibiydi. Ama yumuşak karşılık veriyordu. Geri çekildiğinde gülümsedi bende karşılık verdim.

"Beni içeri davet etmeyecek misin?" Dedim bebek gibi.

"Pardon bebeğim gel tabi."

İçeri girdiğimde Jack yoktu ve televizyonda kapalıydı. Ve sevinmiştim bu duruma.

"Finn, sana bir şey söyleyeceğim ama bu anlatacaklarım belki sana saçma gelecek."

"Sen anlatıyorsan o şey saçma değildir bir kere." gülümsedim.

" Her saniye, her dakika ve her saat aklımın bir köşesindesin yani ne zaman kötü hissetsem aklımda sen ne zaman iyi olsam yine sen. Sen nesin böyle finn wolfhard?! Ben be yaptım da seni hakkettim. Sakın beni bırakıp gitme bir yere tamam mı?"

Finn kollarını açtı sarıl anlamında ve gözleri biraz dolmuştu. Onu ben gerçekten çok seviyordum. Sarıldım ona ve kısa bir zamandan sonra ayrıldık.

"Aynı şeyleri bende yaşıyorum Millie ve bu hiç saçma değil bu aşk millie, bu aşk."

Dedi ve dudağıma yapıştı. Sıcak ve yumuşak öpüyordu ve bu beni baştan aşağı çıkarıyordu. Finn beni kucağına alıp odasına götürdü ve sırtımı yatak ile hissetmem bir oldu.

oy sınırı; 13

i need your love | fillieBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin