Neresi olduğu hakkında hiç bir fikrim bile yoktu. Gözlerimi heryerde gezdiriyordum. Beni baraka gibi bir yere getirmişlerdi. Ama kim getirmişti neden ?! Ben bir şey mi yaptım ki bilmiyordum. O sırada içeriye iri yarı ve sihayi olan iki adam girdi. Bir anda kollarımdan tuttular ve barakadan dışarı çıkardılar. Çığlık atmaya çalışıyordum ama ağzım banylıydı bu sefer benim olduğum barakanın bir yanındaki bir barakaya getirdiler sandalyeyle beni yere bıraktıktan sonra çıktılar ve önümde bir adam vardı ama arkasını dönüktü. Önünü döndü ve bu şeye çok benziyor- "uyanmışsın küçük hanım." diyip bana yaklaşmaya başladı ve ağzımı açtı. "bırak beni orospu çocuğu." diye bağırdım yüzünde doğru. "hmmm bıraksam mı yok ya iyi böyle." dedi. ve daha da yaklaşmaya başladı boynumda o iğrenç nefesini hissediyordum. "iğrenç nefesini üstümden çek gerizekalı." diye bağırdım.
Geri çekildi ama nasıl mı tokat atarak, sızlayan yanağımı elimle tuttum. Ve tam karşımda duran o piçe baktım. Ve tam gözlerinin içine bakarak gözüne doğru tükürdüm. Bana sadece gülüyordu tek bildiği şey buydu zaten romeo'nun gülmek. Evet bildiğiniz gibi David Beckham'ın oğlu Romeo Bechkam. Millie Bobbby Brown'ı aldatan Romeo Beckham. Nefretten başka hiçbir şey hissetmiyordum ona karşı. Elini gözüne götürerek tükürüğü sildi. İçimden şuanda keşke Finn'in yanından ayrılmasaydım diyordum. O da kalmamı söylemişti. İstemsizce gözümden yaş akmıştı. O piçin görmemesi için sileyim elimle dedim. Ama bu ipler izin vermiyordu. "ah Millie ah bir gün benim olacağının hala farkında değil misin?'!" dedi ve karşıdaki masaya ilerledi. Ve bir viski şişesi alıp bardağına doldurdu. Bardağı bana göstererek isteyip istemediğimi sordu bu şimdi beni zehirler falan. Kafamı olumsuz anlamda salladım. Tamam anlamında kafasını yukarı aşağı salladı.
"anla artık şunu Romeo biz birbirimize ait değiliz. Biz hiç bir zaman birlikte olmayacağız üzgünüm." ona karşı herşeyi söyleyip içimden atmak ve bu lanet yerden gitmek istiyordum. "Evet belki benim olamayacaksın hiçbir zaman ama yine de seninle güzel bir vakit geçirmeden bırakmam seni." Elindeki bardağı yere attı ve bardak tabiki de kırıldı ve yanıma doğru ilerlemeye başladı. Ellerimde ki ipi çözmeye başladı. Ayağımdaki ipleri de çözdükten sonra elimden tuttu ve beni bu barakadan çıkardı ve beni başka bir barakaya götürdü. Burda kaç tane baraka vardı amk?!
Bu barakada ise bir yatak vardı. Hayır bana bunu yapamazdı. Buna izin veremezdim. "Beni bırak pislik." Dedim ve onun benim tuttuğu kolundan kaçmaya çalıştım ama izin vermiyordu. "bunu yapınca seni bırakacağım nereye gidersen git." Hayatımda gördüğüm en pis insandı nefret ediyordum ondan. Beni yatağa getirdi. Ve yatağa bıraktı ve ben kaçmaya çalıştım ama yataktan, yatak başlığına sarkan kelepçeler ile kolumu bağladı. Gözümden yaş gelmişti bunu istemiyordum. "Birtanem ağlarsan olmaz ama."
"BANA BİRTANEM DEMEYİ KES OROSPU ÇOCUĞU." Ayaklarımı da kelepçe ile kitlemişti. Bunu istemiyordum.
.....
Kasıklarımın sızladığını hissederek uyandım. Yataktan kalkayım dedim ama kalkamadım ah tabi lanet kelepçeler yüzünden. Romeo Bechkam beni tecavüz etmişti. Onu bir kaşık suda boğmak istiyordum. Romeo göbeğimin üstünde uyuyordu ayağımı hafif kaldırabildim ve dizim ile kafasına vurdum. "ahh." diye inledi acıdan. "istediğini aldığına göre bırak şimdi beni gerizekalı." Tamam anlamında kafasını salladı. Kelepçileri çıkardı ve ayaklarımdakinleride. yanımda şifonyer vardı ve üstünde bir vazo. Elime vazoyu aldığımın gibi kafasına geçirdim. Elime kıyafetlerimi alıp giydim ve bu siktiğimin barakasından kaçtım. Kaçabilmiştim. Gurur duyuyor gibi hissediyordum. Hemen bir taksiye atladım. Neyseki yanımda para vardı. Finn'in evini tarif ettim. Pantolonumun cebimde telefonumu buldum. Uçak moduna almış şerefsiz. Eve vardığımızda ücreti ödeyip arabadan indim. Ve hemen Finn'in kapısını açtım. Karşımda bir adet ağlamaktan gözleri şişmiş Finn duruyordu. Ellerini hemen bana sardı sanki hiç bırakmayacakmış gibi tutuyordu. Gözlerimden yaş akmıştı Finn'in gözyaşlarından bir göl oluşabilirdi şuanda. Finn'in arkasında bizimkiler vardı. Hepsi oradaydı benim için gelmişti. Onları görünce ağlamam daha şiddetlendi.
Sadie'nin gözaltları mosmordu. Lilia'nın da öyle. Maddie'nin ise suratı kıpkırmızıydı. Direk onlara sarıldım onlarda bana sarıldılar. Ardından Jack, Jaeden ve Noah'ya. "sizi çok korkuttum çok özür dilerim." Finn bana kızgın ve üzgün bakıyordu çünkü hiçbirşeyden haberleri yoktu. "ne oldu anlatmak ister misin millie neden bize haber vermedin seni kaç kere aradım bir bilsen."
"Tamam sakin olun anlatacağım." Onları koltuğa oturttum ve bende karşılarındaki pufa oturdum.
"Tamam Finn'den çıktıktan sonra evime doğru yürüyordum. Sonrasında ise kendimi bir karanlığa bıraktım. Gözlerimi açtığımda bir barakadaydım. Sonra karşımda onu gördüm. Romeo'yu. Ve o beni..."
" ne Millie?!!!" finn romeoyu tanımıyordu ama merak ediyordu.
"Romeo beni tecavüz etti."
hii!!!
oy sınırı: 6
