17.Bölüm

7K 461 40
                                        

Bölüm Şarkısı: Tablo-Tommorrow

''Sizsiniz. Buraya gelme nedenim sizsiniz.''

Ben Aslan adamlarının başının ne demek istediğini anlamaya çalışırken arkamda bir hareketlenme oldu.

'' Yeter ya sırayla gelin.'' Yanımdaki saçmalayan Max'e sert bir dirsek attım.

''Bu acıttı.'' Deyip karnını tutmaya başladı. Nick kolunu Max'in omzuna atıp '' Ne çektiğimi anladın mı kardeşim ?'' dediğinde gözlerimi kısıp dişlerimin arasından sert bir nefes verdim.

Alex Max ve Nick'den akıllı davranıp elini Aslan adamların başına uzattı. '' Merhaba. Buraya geleme nedeninizi pek anlayamadık. Daha açık konuşsanız'' derken hala Carl denen Aslan adamın elini bırakmamıştı. Boğazımı temizlediğimde Alex son kez Carl'a bakıp elini çekti.

''Beni yanlış anladınız sanırım. Bence konuşacağımız şey pek buraya uygun değil. İçeriye geçelim mi?'' dediğinde başımla onayladım.

''Tabi buyurun.'' Elimle kapıyı açarken arkamdaki üçlüye kafamla geri gitmelerini işaret ettim.

Carl ''Bir dakika lütfen.'' Deyip arkasına seslendi.

''Elena gelebilirsin hayatım.'' Az önceki kalabalık tekrar ikiye ayrıldığında bizim arabanın önüne park etmiş bir araba olduğunu fark ettim. Arabadaki Elena denen kişinin Carl'ı duyabilmesi için harika bir duyu yetisine sahip olması gerekiyordu.

Arabanın kapısı açılınca içerideki kişinin gerçekten iyi duyduğunu anlamıştım. Arabadan inen kumral kadının koyu kahve saçları rüzgârla birlikte uçuşuyordu. Üzerindeki siyah uzun ceketi tüm hatlarını sarmıştı ve harika görünüyordu. Saniyeler sonra topuklu ayakkabılarının çıkardığı ince ses kulaklarıma dolmuştu. Hızlı adımlar sonunda o alımlı kadın Carl'ın yanına ulaşınca Carl sol elini kadının beline sardı.

'' Tanıştırayım eşim Elena. '' Evli olmasına şaşırmıştım çünkü bizden sadece birkaç yaş büyük gözüküyordu. Kadın gülümseyerek elini uzatınca gülümsemesine karşılık vererek elini sıktım.

''Memnun oldum. Bende Angel.''

''Ahh tatlım ismini çok duydum seni gayet iyi tanıyorum.'' Deyince beni nereden tanıdığını merak etmiştim. Kapının önünde fazla durduğumuzu fark edince gülümseyerek içeriye girmelerini işaret ettim.

Merdivenlerden çıkıp ikinci kattaki misafir odasına girince herkes rahat edeceği bir yerlere oturmuştu. Tek boş yer Alex'in yanı olduğu için ne kadar rahatsız olsam da mecburen oraya oturdum. Rahatsız olduğumu anlamış olacak ki Alex biraz daha sağa kaydı.

Max ve Nick'in gözleri sürekli Carl'ın üzerindeydi. Nick konuya bir an önce girmek istediğinden olsa gerek hemen konuşmaya başladı.

''Hoş geldiniz. Kabalık gibi olmasın ama malum bizde meşgulüz, işlerimiz var ve bizim alanımızda bu kadar adamla ne yaptığınızı öğrenebilir miyiz acaba?'' Ne kadar kibar olmaya çalışsa da kabalığı ve aceleciliği ses tonuna bariz şekilde yansımıştı.

''Hoş bulduk. Amacımız sizi rahatsız etmek değil sizden yardım istemek.''

''Yardım istemeye bu kadar çok adamınızla mı geliyorsunuz?'' deyip şüpheli gözlerle Aslan adamı süzdüm. Az önce kibar ve yumuşak davranmış olabilirdim ama konunun ciddi olduğu belliydi.

''Bu kadar adamla geldik çünkü gidecek yerimiz yok.'' Başımı anlamadım anlamında iki yana salladım.

''Baştan anlatmak gerekirse saldırıya uğradık. Tilkiler tarafından yaşadığımız kasabaya saldırı düzenlendi. Onlardan güçlü olmamıza rağmen hazırlıksız yakalandık ve şu an kasabamız toz duman içinde.''

KIRIK BEYAZ  2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin