29.Bölüm

4.7K 403 63
                                        

Bölüm Şarkısı : Bruno Mars - Grenade

Angel'in Ağzından

Elimle direksiyonda ritim tutarken bir yandan da radyoda çalan şarkıya eşlik ediyordum. Neredeyse Liberty'e ulaşmıştım. Hızımı biraz daha artırıp arabamın camını sonuna kadar açtım. İçeriye temiz havanın girip saçlarımı uçuşturmasına izin verdim.

Kasabanın girişini geçtiğimde radyodaki şarkıyı kapattım. Buraya girer girmez burnuma garip bir koku dolmuştu. Bu kokuyu bir yerden hatırlıyordum ama nereden hatırladığım konusunda emin değildim. Daha fazla kendime bu kokuyla işkence çektirmemek için camı kapatıp koltuğumda biraz daha geriye yaslandım.

Önce Max ile buluşup sonra Aslan adamların başı Carl ile görüşmeye gidecektim. Tilkileri öldürmeden de onların bölgesine sahip olabilirdi. Sadece tilkilerin başını yani kızıl tilkinin babasını esir alması yeterdi. Sonrası kendiliğinden gelirdi zaten. Gerçi pek umurumda değildi sonuçta bu benimle ilgili bir konu değildi. Kendi aralarında halletmelilerdi. Ben sadece onu uyaracaktım. Dinleyip dinlememek kendi işiydi.

Az önce cam açıkken arabada aldığım koku eve yaklaştıkça daha da yoğunlaşmıştı ama ne kokusu olduğunu hala anlayamamıştım.

Evin önüne geldiğimde hızımı yavaşlatıp sert bir frenle durdum. Arabadan inip eve yürürken kapı çoktan açılmıştı. Max'i gördüğümde yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim. Büyük ihtimalle fren sesini duymuştu.

Max beni gördüğüne pek memnun olmuş gibi değildi. Oysaki beni buraya çağıranda oydu. Adımlarımı hızlandırıp Max'in tam önünde durdum.

''Üç aydır görüşmüyoruz ve sen bana sarılmak yerine sadece yüzüme bakıyorsun.'' Max şoktan çıkmış gibi başını iki yana sallayıp kollarını açtı. Küçük bir tebessümle Max'e sarılıp geri çekildim.

''Bir sorun mu var? Ayrıca burada iğrenç bir şey kokuyor ne bu koku?'' Max yutkunup gözlerini kaçırdığında bir şeyler olduğunu anlamıştım.

''Max konuşmayacaksan çekil de içeriye gireyim. Yoksa Jenna hala bana kızgın mı? O yüzden mi böylesin?'' Max sustukça sinirlenmeye başlamıştım.

''Peki, susmaya devam et. Ben içeriye giriyorum.'' Max'e göz devirip içeriye geçtim. Çekilmediği için omzuna vurmuştum ama canının acımadığına emindim. O yüzden pek dert etmedim. Salona doğru ilerlerken arkamı dönüp Max'in gelip gelmediğini kontrol ettim.

Max hala kapının önünde duruyordu. Geri dönüp dişlerimin arasından sert bir nefes verdim. ''Madem sen gelmiyorsun ben seni getiririm.'' Max'in yakasından tutup onu geriye doğru çektim. Ayağımdaki topuklu ayakkabıyla kapıyı hızlı kapatınca yüksek bir ses çıkmıştı.

''Biraz daha orada dursaydın kök salacaktın. İçeriye geçelim biraz sonra Aslan adamlarla konuşmaya gideriz.'' Max'in koluna girip içeriye doğru yürümeye başladım. Tam salona girecekken Max kolumdan tutup beni kendine çevirdi.

''Bana söz ver Angel.''

''Ne için?''

Max ellerini omzuma yerleştirip sıktı. ''Biraz sonra göreceklerinden sonra sinirlenmemek için.''

Artık gerçekten endişelenmeye başlamıştım. ''Ne göreceğim Max?''

Başını iki yana sallayıp omuzlarımdan tutarak beni geriye çevirdi. Karşımda gördüğüm kişiyle ayaklarım yere sabitlenmişti. Üç ay sonra onu görmek gerçekten garipti. Asıl garip olansa yanında gördüğüm kişiydi.

Vücuduma yavaş yavaş sinir dalgaları yayılıyordu. Ayaklarım ne kadar hareket edemese de ellerim titriyordu. İçeride gördüğüm kişilerden çok gördüğüm durum beni daha çok sinirlendirmişti.

KIRIK BEYAZ  2Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin