42

34 4 16
                                        

Apartmanların gölgeleri Deniz'in yürüdüğü kaldırıma düşerken iki kumru yerde yemek aramayı bırakıp genç kızdan korkarak uçup gittiler. Deniz kulağına dolan şarkıya mırıldanarak eşlik ederken gideceği yer sahildi. Biraz yalnız başına nefes almak istiyordu.

Bu aralar kafasını boş yere kurcalayan kanser edici düşüncelerle savaş içindeydi. Bu başını ağrıtan düşüncelerin kaynağı tabi ki de Ilgaz'dı. Hâlâ ona nasıl kandığına ve onun nasıl bu kadar iyi rol yaptığına inanamıyordu. Seni seviyorum derken gözlerinin parıldadığına şahitti. Belki de kendisi çok aptaldı ve buna kanmıştı, kanmak istemişti. Babasından göremediği sevgiyi Ilgaz'dan görmek kendisini ister istemez mutlu etmişti. "Lanet duygusal zayıflık," diye mırıldandı.

Kimsenin sevgisine ihtiyacı yoktu. Ilgaz hayatından çekip gitmişti ve yaşamında eksilen tek şey her gün aldığı mesajlardı. Ha bir de hediyeler. Onlar olmadığında da çok güzel bir şekilde yaşayabiliyordu. Sadece kalbi kırılmıştı. Aşkın, bir insanla koca bir ömrü aynı çatı altında huzurlu bir şekilde geçirebilmenin mümkün olduğuna kısa bir süre de olsa inanabilmişti ama şimdi bakıyordu ki babasının yıllar önce yaptığı gibi Ilgaz'da kendisine sırt çevirmiş ve inancını parçalayıp un ufak etmişti. Artık bir insanın bir insanı koşulsuz şartsız sevebileceğine inanmıyordu. Belki bir gün yine bir erkek için kalbi hızlanacaktı ama onu tüm kalbiyle sevemeyecekti. Çünkü güveni kırılmış bir insanın güzel bir şekilde sevebilmesi mümkün değildi.

Derin ve içli bir nefes aldı. Düşünceleri onu bir kaşık su da boğmak ister gibiydi. Ilgaz'ın kendisiyle oyun oynadığını düşündüğü için öfkeleniyor, çekip gittiği için de kalbinde oluşan küçük boşluk yüzünden üzülüyordu. Karmakarışıktı. Kulağında çalan şarkı onu daha çok hüzne boğuyordu ama farkında değildi.

Deniz okuduğu kitaplardaki gibi bir aşk istemişti. Bulduğunu sanmıştı. Şimdi ise onu kaybediyordu.

Genç kız sokağın köşesinden döndüğünde son kez sevdiği kızın penceresine bakmak isteyen oğlan ile karşı karşıya geldi.

İkisi de olduğu yerde donakalıp derin bir nefes aldılar. Ilgaz zorlukla gözlerini kahverengi hârelerden ayırıp kafasını çevirdi. Yine kaçıp gitmek istiyordu ama kulakları genç kızdan duyacağı son sözlere muhtaçtı.

Deniz bir süre elleri cebinde, düz bir ifadeyle karşısında kendisinden gözlerini kaçıran Ilgaz'a baktı. Bu sefer hızlıca uzaklaşmamıştı. Mantığı buradan sessizce çekip gitmesi için bağırıyordu ama o konuştu. "Karşımda rol yaparken eğlendin mi bari?"

Ilgaz ellerini arkasında birleştirip sıktı. Çok gergindi. Deniz'in sorusuyla midesinde bir çalkalanma hissetti. Bugüne kadar sevdiği kıza hep tüm duygularını samimiyetle göstermişti. İçinden gelenleri söylemiş, kalbindeki sevgiyi gözlerine taşımıştı ama şimdi gerçekten rol yapıyordu çünkü Deniz'in neden ondan vazgeçtiğini bilmesini istemiyordu. Deniz'e annem ölmek üzere, onu kurtarmak için para gerek ama o kadar aciziz ki lanet parayı kazanmak için babamın ortağının saplantılı kızıyla olmak zorundayım mı diyecekti? Deniz ile arasında olan bu kırgınlık ve kızgınlık sadece kendi suçuydu. Ona en başta yaklaşmaması gerekirdi. Kalbini dinlememeliydi. Derin bir nefes aldı. "Sadece seni tam anlamıyla sevmediğimi fark ettim. Üzgünüm."

Onu tam anlamıyla değil tüm varlığıyla seviyordu.

Deniz kaşlarını kaldırdı ve dudaklarına yalan bir gülümseme kondurdu. Ilgaz'ın kendisine bakarken içi gülen gözlerine değil de şimdi ciddiyetle katılaşmış yüzüne her baktığında içinde bir tiksinti yükseliyordu. "Öyle mi? En azından bunu en yakın zamanda fark etmişsin. Yoksa az daha senin gibi biriyle sevgili olupta hayatıma büyük ve uzun bir parazit alacaktım."

Pinokyo | Texting |Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin