EVLENMİŞ GİDİYORSUN

3.1K 123 21
                                    

Şuan ortamdan o kadar soyutlanmıştım ki,gözlerim sadece nikah masasına takılıydı.Bir göz kırpışımla düşecek olan yaşı tutmaya çalıştım.Düşmanca tavrımı fark eden gözyaşım inadıma yanaklarımda bir yol oluşturmuştu.Gökyüzüne çevirdim bakışlarımı,gözyaşlarım geldiği yoldan geri gitsin diye,

Sol tarafım acıyordu,sol tarafım öyle bir sızlıyordu ki öleceğimi sandım.Titrek ellerimle gözümden damlayan tek yaşın nemini sildim.Derin bir nefes çektim ciğerlerime,omuzlarımı dikleştirdim.Anlık olarak dışarıya yansıttığım içimdeki viranenin önüne dik omuzlarımla set çektim.Gözlerimden acıyı silip soyutlandığım ortama zihinsel olarak geri döndüm.

Çığlığa benzeyen sesle irkilerek kendime geldim yeniden.Kalabalık yarıldıkça yarıldı,içinden gözleri yaşlı annem gözüktü.

"Annem?"annem varlığıma inanamamış,sorguluyordu.

O an habersiz geldiğime yeniden pişman oldum.Kadının kalbine indirmiştim sanırım.Annem bana sarılırken köyün ilgisi yeniden normale dönmüştü.Arada bu kız Kaçık Sera mı şimdi der gibi bakıyorlar sonra önlerine dönüyorlardı.Babamda gelip sarıldığında tam bir bütün olmuştum.

İçimdeki kasırgayı sökmek istercesine sarılmıştım babama,anla dercesine ağlamaya başlamıştım.Babam bu halime anlam verememiş ama saçlarımı okşamaktan geri durmamıştı.

Masaya geçtiğimizde davetsiz bir misafir olsamda annemgilin varlığından güç alıp umursamamaya çalıştım.Titremesi artan ellerimle önümdeki bardağa su doldurdum.Elimde şuan bir viski olmasını ve ne kadar nikah masasına kaldırıp,"Bir yastıkta kocayasınız!"demek istesemde şuan dibini göreceğim bir viski şişem yoktu.

Gözlerimi nikah masasına çevirdim.

Biri en yakın arkadaşlarımdan diğeri canımdan bir parça diye adlandırabileceğim biriydi.

Esin ile yakın arkadaştık lisede,ortaokul sonlarında.Ahmet'e aşıktı ezelden beri.Şuan ise en olmaması gereken kişi ile nikah masasındaydı.Ben üniversiteye geçtikten sonra tek bir mesajla ben seninle artık konuşmak istemiyorum diyerek iletişimimizi kesmişti.Sonrada nedenini soramıyim diye engellemişti her yerden.

Asıl acıtan Esin değildi.

Asıl acıtan Sencer Ayhan'dı.

O benim doğduğum andan beri hayatımın temel taşlarından biriydi.Küçükken ilk annemi sonra babamı sonrada Ayhan'ı der gezermişim ortada.O benim pazardaki yan esnafım,pazardan dönerken kamyonetin kasasında çığlıklarla yolculuk ettiğim kişiydi.Geceleri evden kaçıp omuzlarına başımı koyduğum kişiydi.Onun bende ki yeri apayrıydı.

Şuan ise düğününde davet edilmeye lüzum görülmemiş ama yüzsün bir şekilde gelmiş kişi olarak oturuyordum.

"Kızım şimdi sen ne okuyu verdin?"koluma dokunan ellerle sarsıldım.Ağzımı aralayıp konuşacağım an cevap vericeğimi anlayan teyzeler bir soru fırtınası oluşturmuşlardı.

"İşin ne kızım hemşireysen bir ölçüversene tansiyonumu bir kötü oldum ben."sonrasında çantasından bir tansiyon aletini çıkartıp önüme uzattı.Abla hemşire değilim dememi bekleseydin keşke.

Tam konuşmaya niyetlendim.Lafı yine ağzıma tıktılar.

"Evli misin kızım çokta güzelsin maşallah.Bizim Haydar'a alam seni."

"Evde mi kaldın kız sen?"

"Kim alır ki bu deliyi evde kalmış tabii."

bu sefer susturmalarına fırsat vermeden konuşmaya başladım.

Sera EtkisiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin