İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

RÜZGAR GÜLÜ

955 55 22
                                        


Elimdeki eldivenlerin parmakları benim küçük ve tombik ellerime kocaman gelmişti.Elimden arta kalan alanı toplasak benim ellerimden bir tane daha sokabilirdik.

Saat ya bir ya iki olmalıydı.Havanın sıcaklığı önüme gelen perçemlerin bir kaç telini alnıma yapıştırmış,üstümdeki gri bluz ikinci tenim olmuştu.

Ayhan benim bu halimin aksine özenle işini yapıyor arada bana laf atmaktan geri durmuyordu.Sanırım cidden verdiği sözü tutmaya çalışıyordu.

"Ya bak hele şu şehir kızına,çapayı nasıl tutuyor?"

"Sen o kadar fazla ders çalışa çalışa önceden olan bilgileri zihnindekileri siliyorsun sanırım,o gübre o kadar fazla mı kullanılır?"

"Sen git ders çalış ne işin var burda?"

"Bu olmayan kaslarlamı çapa vuruyorsun sen ha," elleriyle yumuş yumuş olan,kasa dair bir şey barındırmayan kolumu bile mıncıklayıp kahkaha atmıştı.

Laflarına derin bir of çektim.Elimdeki çapayı aah diyerek fırlattım.Zaten cehennemde gibiydim vücudum bu kadar fazla hareket etmekten hararet yapmıştı bu da bana durmadan laf sokuyordu.Vucudumun ham olmasından kaynaklandığının farkındaydım.Gözlerimi hafiften çıkmış ayva göbeğime çevirdim.Bende böyleydim işte canım allah allah.

"Ne oldu pes mi ettin Adile ha?"

Gözlerimi kısıp yüzüne çevirdim.Öldürücü olduğunu düşündüğüm bakışlarımı takındım.Kesin dışardan ağlanmak üzere olan asyanın o minik nadide bebeklerine benziyordum ama bu ayrıntıyı sanki bilmiyormuş gibi yaptım.

Benim takınmaya çalıştığım sahte sinirimi gözlerimi,belimde iki yanda tuttuğum ellerimi gören Ayhan minik bir şekilde güldü.

"Ne oldu sinirlendin mi sen,tipe bak ya.Kızım senin tipin sinirlenmeye müsait değil."

Hınzır bir şekilde elime çapayı aldım.Görürdü o şimdi.

Bir ruh hastası edasıyla sağ elimde tuttuğum çapanın üstünde gezdirdim sol elimi.İçine tehlikeli pırıltılar kattığımı düşündüğüm yüz ifadesiyle ona baktım.Dudaklarıma da taktığım alaycı tebessümümle hazırdım savaşa.

"Adile allah aşkına çocukluğumuz da ki gibi beni kovalayacağını düşünmüyorsun herhalde."

Adile dedikçe içim eriyor çocukluğuma dönüyordum.Bana küçükken hep ikinci ismimi kullanır gülüşümü Adile Naşit'in gülüşüne benzetirdi.Bende Adile Naşit gibi kahkahalarıma güldürebiliyordum insanları.

Konuya dönüp elimdeki çapayı havaya diktim.Afilli bir şekilde nerde duyduğumu unuttuğum savaş lafını söyledim.

"Kötü bir barış, savaştan daha iyidir."

Arkamda sanki bir ordu varmış gibi saldırın işareti yaptım.Bu savaş bizimdir ey sera milletim.

Ciddi bir şekilde üstüne koştuğumu görünce ilk inanamadı şaşkınlıkla yüzüme baktı.Sanırım içinden bu kız ne zaman büyüyecek ya Rabbi diyordu.

Kahkaha atıp kaçmaya başladı.Bende onun attığı kahkahayla şen bir kahkaha attım.O koşmaya benzer adımlar atıyor,kendince benden kaçıyordu.O da haklıydı bacak boyu boyum kadardı mübarek.

Ben diyorum işte hormonlu yahu!

Attığı bir adım benim iki yada üç adımıma denkti.Baya büyük bir kahkaha atıp aklıma gelen Tarkan'ın nadide şarkılarından bir sözle bağırdım.

"Gel gel gel güzelim,gel gel acımayacak..Gel gel gel güzelim gel gel acımayacak."

Söylediğim şarkıyla onunda kahkahaları artmış adımları sarsaklaşmıştı.

Sera EtkisiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin