XLVIII
Maslova'yı getiren gardiyan masanın biraz ötesinde, pencerenin önünde oturuyordu. Nehlüdov için karar anı gelmişti. İlk karşılaşmalarında ona en önemli şeyi, yani onunla evlenmek niyetinde olduğunu söylemediği için hep kendine kızıyordu. Şimdi bunu ona söylemeye kesin karar vermişti. Katyuşa masanın bir tarafında oturuyordu, Nehlüdov da karşısına oturdu. Oda aydınlıktı ve Nehlüdov ilk kez Katyuşa'nın yüzünü yakından görüyordu: Gözlerinin ve dudaklarının çevresinde kırışıklar vardı, gözlerinin altı şişmişti. Katyuşa'ya eskisinden daha da çok acıdı.
Söyleyeceklerinin pencerenin önünde oturan, Avrupai tipli, favorileri kırlaşmış gardiyan tarafından değil, sadece Katyuşa tarafından duyulabileceği bir şekilde dirseklerini masaya dayayıp şöyle dedi:
"Bu dilekçe işe yaramazsa çar hazretlerine de bir dilekçe vereceğiz. Yapılabilecek her şeyi yapacağız."
"Keşke önceki iyi bir avukat olsaydı..." diye sözünü kesti Katyuşa. "Oysa benim avukat aptalın biriydi. Durmadan bana iltifat ediyordu," dedi ve güldü. "Sizinle tanıştığımı bilselerdi farklı olurdu. Ya şimdi? Herkes hırsız olduğumu düşünüyor."
"Bugün ne kadar tuhaf," diye düşündü Nehlüdov. Tam söyleyeceklerini söylemek istiyordu ki Katyuşa tekrar konuşmaya başladı:
"Benim de bir diyeceğim var. Bizim koğuşta çok yaşlı bir kadıncağız kalıyor. O kadar yaşlı ki herkes neden burada olduğuna şaşıyor. Harika bir kadın ama bir hiç yüzünden onu da oğlunu da hapse atmışlar; suçsuz olduklarını herkes biliyor ama kasten yangın çıkarttılar diye suçlamışlar, hapisteler şimdi," dedi Maslova başını çevirip ona bakarak, sonra şöyle devam etti: "Sizinle tanıştığımı duymuş, 'Ona söyle de oğlumu çağırtsın, oğlum ona her şeyi anlatır,' dedi. Soyadları Menşov. Ne dersiniz, yapar mısınız? Bilemezsiniz ne harika bir kadındır; boşu boşuna yattığı daha ilk bakışta anlaşılıyor. Kuzum, ilgileniverin ne olur," dedi Nehlüdov'a bakarak. Sonra bakışlarını yere indirdi ve gülümsedi.
Nehlüdov onun bu teklifsizliğine giderek daha fazla şaşırarak:
"Tamam, öğrenir, bir şeyler yaparım. Fakat ben sizinle kendi işimizi konuşmak istiyordum. Size geçen defa söylediklerimi anımsıyor musunuz?" dedi.
Maslova gülümsemeye devam ederek ve başını iki yana sallayarak:
"Pek çok şey söylemiştiniz. O defa ne demiştiniz ki?" dedi.
"Sizden beni bağışlamanız için yalvarmaya geldiğimi söylemiştim," dedi.
"Bağışlasam ne fark eder, neye yarar... Siz en iyisi..."
"Yaptığım hatayı düzeltmek istediğimi söylemiştim," diye devam etti Nehlüdov, "hem sırf sözle değil, fiilen de düzelteceğimi söylemiştim. Sizinle evlenmeye karar verdim."
Katyuşa'nın yüzünü bir anda bir korku ifadesi kapladı. Şehla gözleri durmuş, bakıyordu ama Nehlüdov'a mı, başka bir yere mi baktığı belli değildi.
"Bu da nerden çıktı şimdi?" dedi kaşlarını çatarak.
"Tanrı'nın huzurunda bunu yapmak zorunda olduğumu hissediyorum."
"Hangi Tanrı'dan söz ediyorsunuz? Ne dediğinizi bilmiyorsunuz siz. Tanrı mı? Hangi tanrı? Tanrı'yı o zamanlar aklınıza getirseydiniz keşke," dedi ve ağzı açık öylece kaldı.
Nehlüdov onun ağzından yayılan güçlü votka kokusunu daha yeni hissediyor ve canlılığının nedenini şimdi anlıyordu.
"Sakin olun," dedi Nehlüdov.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Diriliş
قصص عامةTolstoy'un en önemli üç romanından biri olan Diriliş, insanın yozlaşmış toplum içinde geçirdiği sarsıcı değişimin, vicdanla dirilişin romanıdır. Zengin Prens Nehlüdov, hizmetçi Maslova'yı baştan çıkarıp terk ederek hırs ve arzularının peşinden gider...
