XII
İçeri girenlerden biri, önü kapalı kısa bir kürk ve yüksek konçlu çizmeler giymiş, kısa boylu, zayıf, genç bir adamdı. Hafif ve hızlı adımlarla yürüyor, dumanı tüten kaynar su dolu iki tane büyük çaydanlık taşıyordu. Kolunun altına da şala sarılmış bir ekmek sıkıştırmıştı.
Çaydanlığı fincanların arasına koyup, ekmeği Maslova'ya uzatarak:
"O, prensimiz de gelmiş," dedi. "Harika şeyler aldık," diye devam etti, kısa kürkünü çıkarıp, başının üstünden yatağın köşesine atarak. "Markel süt ve yumurta aldı; bugün ziyafet var anlayacağınız." Gülümseyerek Rantseva'ya bakıp, "Kirillovna da durmadan her zamanki estetik temizliğini yapıyor," dedi. "Hadi, çayı demle artık," dedi Rantseva'ya.
Bu adamın dış görünüşünden, hareketlerinden, sesinden, bakışından canlılık ve neşe taşıyordu. İçeri girenlerden yine kısa boylu, çok zayıf, gri, zayıf yanaklarından elmacık kemikleri dışarı fırlamış, gözlerini iri iri açmış, ince dudaklı olan diğeri, tam tersine asık suratlı ve canından bezmiş görünen bir adamdı. Üzerinde pamuklu eski bir pardösü, ayaklarında galoşlu çizmeler vardı. İki çömlekle iki tahta kutu getirmişti. Yükünü Rantseva'nın önüne bıraktıktan sonra boynunu eğerek Nehlüdov'a selam verdi, böylece gözünü ondan ayırmadan selamlamış oldu. Sonra terli elini isteksizce uzatıp, sepetin içinden çıkardığı yiyecekleri yavaş yavaş dizmeye koyuldu.
Bu iki siyasi mahkûm da halktan kişilerdi; birincisi köylü Nabatov, ikincisi fabrika işçisi Markel Kondratyev. Markel devrimci harekete oldukça geç, otuz beşindeyken girmişti; Nabatov ise on sekizinde. Üstün yetenekleri sayesinde köy okulundan sonra liseye giden Nabatov, sürekli ders vererek geçimini sağlamış ve liseyi birincilikle bitirmişti. Ancak üniversiteye gitmemişti, çünkü daha yedinci sınıftayken, bir köşede kaderine terk edilmiş kardeşlerini eğitmek amacıyla kendisinin de içinden geldiği halkın arasına karışmaya karar vermişti. Öyle de yaptı: Önce büyük bir köyde kâtiplik yaptı, ancak kısa süre sonra köylülere kitap okuduğu ve köylülerden oluşan tüketim ve üretim şirketi kurduğu için tutuklandı. İlkinde sekiz ay hapis yatırdıktan sonra göz hapsinde tutmak kaydıyla salıverdiler. Serbest kalınca hemen başka bir ilin başka bir köyüne gitti ve öğretmen olarak oraya yerleşip yine aynı şeyleri yaptı. Tekrar tutukladılar ve bu kez bir yıl iki ay hapis yatırdılar. Hapishanede düşünceleri daha da güçlendi.
İkinci hapishaneden sonra Perm iline sürgüne gönderdiler. Buradan kaçtı. Yine yakalayıp yedi ay içeride tuttuktan sonra Arhangel iline sürgün ettiler. Yeni çara bağlılık andı içmeyi reddettiği için buradan da Yakut bölgesine sürgüne mahkûm ettiler; böylece yetişkinlik hayatının yarısını hapiste ve sürgünde geçirmiş oldu. Bütün bu başına gelenler onu zerre kadar kızdırmadığı gibi, enerjisini azaltmak şöyle dursun daha da artırmıştı. Çok güzel yemek yapan, canlı, becerikli, neşeli ve hareketli bir adamdı. Hiçbir zaman hiçbir şeyden pişman olmaz, ilerisi için plan yapmazdı, aklının, becerikliliğinin, pratikliğinin tüm olanaklarını içinde bulunduğu an için kullanırdı. Serbest kaldığı zamanlarda hedeşediği amaç için çalışırdı. Bu amaç, işçilerin, daha çok da köylülerin eğitimi, birleşmesiydi; hapiste olduğu zamanlarda ise dış dünyayla ilişki kurmak için ve sadece kendisine değil, grubuna da var olan koşullardaki en iyi yaşamı sağlamak için aynı şekilde enerjik ve becerikli bir şekilde çalışırdı. Her şeyden önce bir toplum insanıydı. Kendisi için hiçbir şeye gerek duymaz, azıcık şeyle yetinebilirdi ama arkadaş topluluğu için çok şey ister, uyku uyumadan, yemek yemeden her türlü çalışmayı –fiziksel ve düşünsel– durmaksızın yapabilirdi. Bir köylü olarak çalışkan, işlek zekâlı, becerikliydi ve başkalarının sadece duygularına karşı değil, düşüncelerine karşı da ölçülü, saygılı ve dikkatliydi. Kafası boş inançlarla dolu, okuması yazması olmayan, yaşlı, dul bir köylü kadını olan anası hayattaydı ve Nabatov ona yardım ediyor, hapiste olmadığı zamanlar ziyaretine gidiyordu. Bu kısa ziyaretleri sırasında annesiyle yakından ilgileniyor, ona işlerinde yardım ediyor ve köydeki eski arkadaşlarıyla ilişkisini koparmıyordu; onlarla birlikte gizli gizli tütün içer, yumruk yumruğa kavga eder, nasıl aldatıldıklarını ve ellerini kollarını bağlayan bu aldatmacadan kurtulmak için ne yapmaları gerektiğini anlatırdı onlara. Devrimin halka neler kazandıracağını düşündüğünde ve bu konuda konuştuğunda kendini her zaman içinden çıktığı halkın ta kendisi olarak, hemen hemen aynı koşullarda fakat toprağı olan, beylerden ve memurlardan kurtulmuş olarak tasavvur ederdi. Onun hayalindeki devrim, halkın temel yaşam biçimlerini değiştirmemeliydi. Bu konuda Novodvorov ve yandaşı Markel Kondratyev'le aynı fikirde değildi. Ona göre devrim, binanın tümünü yıkmamalı, bu güzel, sağlam, büyük, çok sevdiği eski binanın içindeki odaların dağılımını değiştirmeliydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Diriliş
General FictionTolstoy'un en önemli üç romanından biri olan Diriliş, insanın yozlaşmış toplum içinde geçirdiği sarsıcı değişimin, vicdanla dirilişin romanıdır. Zengin Prens Nehlüdov, hizmetçi Maslova'yı baştan çıkarıp terk ederek hırs ve arzularının peşinden gider...
