***
Harry: Bu akşam için tekrardan teşekkür etmek istedim Ginny. Hogwarts'ta okumak zorunda kaldığımda gerçekten de çok sinirlenmiştim. Üstelik bana göre saçma sapan bir mesaj yüzünden olmuştu bu olay. Ama şimdi geçmişe dönüp bakınca iyi ki diyorum. O mesaj sayesinde seninle ve arkadaşlarınla tanıştım. Keşke en baştan beri o okulda okusaydım dedim fark etmeden.
Harry: Bugün hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Kimseyi düşünmeden sadece Harry olabilmenin ne anlama geldiğini öğrendim, senin sayende.
Harry: Ayrıca, sadece sizinle bir yere gelmemi de söyleseydin ben yine de gelirdim Ginny :) Anlayacağın şart hakkını boşuna kaybettin.
Harry: Son olarak, kızarmış yanaklar sana çok yakışıyor. İyi geceler;)
Yanaklarımın kızardığını hissediyorum. Sadece bir mesaj ile üzerimde bıraktığı etki korkutucu. Ben Ginny Weasley, başıma bunların geleceğini asla tahmin edemezdim.
Mesaja gülümseyerek bakıyorum, kalbim hızlanıyor, utanıyorum, mutluyum, heyecanlıyım ve huzurluyum. Bu kadar duyguyu bir arada yaşamak normal miydi?
İstemsizce korkuyorum da. Bana bir mesaj ile türlü türlü duygulara girmeme sebep olan adam, bir gün hayatımdan çekip giderse ne olur? Tam da klişe dizilerdeki kız karakterleri gibi hissediyorum kendimi. Her an mutluluğum bozulacak gibi hissetmem de bu yüzden olsa gerek.
Ya da gerçeğin farkında olmam da buna sebep oluyor olabilir. Harry ünlü biriydi. Hem de dünyaca tanınan bir ünlü. Çevresindeki kızların güzelliği, alımlılığı ya da menajeri gözümü korkutmuyor. Beni korkutan Harry'di. Asla birini sevmeyeceğini düşünen Harry.
Umutsuzca beni sevmesini dilediğim, bir anda hayatıma giren dağınık saçlı çocuk, birini sevmen mümkün olsa, o kişi ben olur muyum?
Derin bir nefes verdim, yine de yüzümdeki gülümseme solmadı. Çünkü sevmek güzel bir duyguymuş, o kişinin kim olacağını umursamadan Harry'nin de bu duyguları yaşamasını sağlayacağım. Ne olursa olsun.
***
Hafta sonum korkutucu geçiyordu. Hala ara sıra dahi olsa haberlerde yüzümün göründüğü bir şey daha okuyordum. İnstagram bildirimlerim yeniden çökmüştü. Gerçekten de iğrenç bir hayat.
Ünlü olmayı sevmedim ve sevmeyeceğim.
Telefonuma gelen bildirim sesiyle telefonu elime aldım. Mesaj Cho Chang'dandı.
Cho Chang: Selam Ginevra! Grup ödevi için bir buluşma ayarlasak olur mu? Hem daha erken biter. Müsaitsen bugün buluşalım mı?
Slughorn'un verdiği ödevden bahsediyordu. Onu tamamen unutmuşum.
Bugün zaten aşırı derecede sıkıldığım için teklifi cazip geldi. Açıkçası buluşmadan da halledilebilecek bir ödevdi ama dışarı çıkmak kafamı dağıtmama yardımcı olabilir.
O yüzden buluşmayı kabul ettiğime dair kısa bir mesaj attım ve buluşma mekanı ayarladık. Oliver'ın annesine ait kafede buluşacaktık.
Hızlıca üzerimi değiştirdim. Kalın beyaz bir kazak, hemen altına da mavi jean pantolonumu geçirdim. Atkımı ve montumu da yanıma aldım. Cho'nun evi kafeye yakın diye erken çıkmak zorundayım.
Yolda giderken bir yandan da Cedric'in hala orada olup olmadığını merak ediyorum. Sanki eskiden sevgili olduğumuzu öğrendiğinde Harry bozulmuş gibiydi. İstemsizce bu düşünceye sırıttım. Birilerine karşı his beslemeyeli uzun zaman geçmişti. Nasıl bir his olduğunu neredeyse unutmuştum. Yeniden midemdeki kelebekleri hissetmem her gün mutlu uyanmama sebep oluyordu. Elbette bunu Harry'ye söyleyip de arkadaşlığımız bitirecek değilim.
