Telefona şaşkın şaşkın bakarken birkaç kere daha baktım mesaj gerçek mi diye.
Gerçekten de bu mesaj seksen üç milyon altı yüz bin küsuratlı takipçisi ve benimle yaşıt olan Harry James Potter'ın hesabından gelmişti.
Ne cevap vereceğimi bilmedim. Ne demeye çalışıyordu? Sürprizi ne olabilirdi ki? Hayır, tanışmıyoruz bile nasıl yapmayı planlıyordu?
Mesaja görüldü attım. Cevap yazmadım. Zaten yazacak bir cevabım da yoktu. Bir tane mesaj yazmıştım ve başıma gelmeyen kalmamıştı. Bundan sonra da bir daha asla atmazdım.
Onun sayesinde tüm okulla arkadaş olmuştum sanki, hepsi beni aramaya mesaj atmaya başlamıştı. Akrabalarımı saymak bile istemiyorum. Gerçekten de ünün iyisi kötüsü olmuyormuş.
Ben altı saatte bu ünden bıkmıştım o senelerce nasıl dayanmıştı?
Altı saatte yüzlerce anti hesabım açıldığını da belirteyim. Fan hesabı bile görmüştüm. Muhtemelen bu hesabı açan Harry'nin antileriydi. Yoksa kim niye bana hesap açsın?
Takipçi istek sayım da artmaya başlamıştı. Mesajların içeriğinden bahsetmeyeceğim. Tahmin edilmesi zor olmasa gerek. Hesabım hala nasıl kapanmadığını bilmiyordum, spamlatarak kapatacaklatını düşünmüştüm oysaki.
O akşam boyunca odamdan çıkmadım. Ders çalıştım ve uykum gelince de yatağa girdim. Ama aklımda hala Harry'nin attığı mesaj vardı.
Orada ne demek istemişti?
Başıma yeterince dert açtığı yetmiyormuş gibi!
Evet, suçlu olan ben değildim. O röportajı yapmasaydı ben de o mesajı asla atmazdım asla.
Gece düşünceler içinde uykuya daldım. Sabah uyandığımda babam çoktan işe gitmişti. Ron dün hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Annem artık telefonlara bakmadığını yüzüme baka baka söylemişti.
George ve Fred ise dünkü bana karşı takındıkları tavrı düzeltmek ister gibi şakalar yapıp duruyorlardı.
Eğlenen Ron, George ve Fred tekti. Annem mimiklerini bile oynatmamıştı. Zaten George ve Fred de bundan sonra başıma gelecek felaket tellallığı üzerinde bahse girip şakalaşıyorlardı. Bunda gülünecek bir şey yoktu.
Kahvaltı sonunda bitmiş ve okula varmıştım. Giriş kapısında gazetecileri gördüğümde içten içe küfrettim. Ron gülerek "Sana bu olay kolay kolay kapanmaz dedim. " okula doğru ilerledi.
Gerçekten de bu kadarını beklemiyordum. Okula gitmedim bu yüzden. Yakınlarda küçük bir market vardı. Işletmecisi de bir zamanlar okulumuzda güvenlik olarak çalışan Hagrid'di. Iri yarı, uzun sakallı biriydi. Ama ürkütücü görünüşünün aksine pamuk gibi bir kalbi vardı. Marketten içeri girdiğimde Hagrid'i kasada göremedim.
"Hagrid" seslendim. Bir süre sonra eli yağ şişeleri ile dolu Hagrid göründü.
"Oh, Ginny. Günaydın." dedi neşeyle. Yağları yerine bırakırken cevap verdim.
"Hoş buldum" dedim.
"Hakkındaki haberleri gördüm" dedi eğildiği yerden kalktı ve nefesini düzenlemeye çalıştı. Iri yarı bir adam olduğunu söylemiştim, o yüzden eğilirken de sorun yaşıyordu.
"Neler olmuş öyle?"
Yüzümü düşürdüm. "Yine tutamadım kendimi" dedim, beni anlamasını ister gibi yüzüne baktım.
"Ben nereden bileyim canlı yayına gireceğini ve mesajı okunacağını, şansıma tüküreyim ya!" dedim hiddetle.
Hagrid göbeğini tuta tuta güldü.
"Hagrid, gülünecek bir şey yok." dedim, girişteki iskemleyi getirip üzerine oturdum.
"Var," dedi Hagrid. "Yüzün çok komik görünüyor." diye ekledi.
"Yüzüme ne olmuş?" Ellerim anında yüzümü buldu.
"Sinirli bir kırmızı boğayı andırıyor." dedi, yeniden gülmeye başladı. Bozulduğumu saklama gereği duymadım.
"Sen de geç dalganı, bana bir rahat yok!"
Hagrid cevap vereceği sırada markete biri girdi. Sarışın bir kızdı. Bizim liseden biriydi.
Elbette tanımıyorum. Üzerindeki bizim üniformaydı. Gözleri ilk önce Hagrid'i sonra beni buldu. Ağzı kocaman açıldı. " O sensin!"
"Ağzını kapatmazsan sinek kaçacak" dedim kaşlarımı çatarak.
"Seninle fotoğraf çekilebilir miyim? Kimse inanmıyor bizim okuldan olduğuna. Ayrıca bu nasıl cesaret? Harry James Potter'ın mesajı okuduktan sonraki yüzünü gördün mü? Bundan bir video yapmışlar ve kısa sürede trendlere girdi. Ayyy, aslında video çekelim mi? Benim de bir youtube hesabım var da, paylaşsam anında trendlere girer! Lütfen Ginevra, lütfen!"
"Önce nefes al" dedim sinirli sinirli.
"Ve cevabım hayır, ne fotoğraf çekebilirsin ne de video." diye ekledim.
Sarışın kız bozuldu. Yüzü düştü. Kabul edeceğimi mi düşünmüştü cidden?
"Peki" dedi.
"Ama senden nefret ediyorum Ginevra Weasley. Senin yüzünden dünden beri hakarete uğruyor Harry!"
Marketten bir şey almadan çekip gitti.
"Onun yüzünden de benden nefret ediyorlar onu ne yapacağız?" arkasından bağırdım ama duymadı.
"Müşterini kaçırdım," dedim üzgün bir ifade takınmaya çalıştım. "Üzgünüm."
Hagrid kafasını iki yana salladı. " Önemli değil Ginny" dedi.
Kısa bir sessizlikten sonra okula doğru baktım. "Bir günde başıma gelenlere bak" dedim sitem ederek.
"Aldığım nefret yorumlarının haddi hesabı yok! Çok saçma değil mi sence de? Nede-" durmak zorunda kaldım çünkü Hagrid telefondan bir video açmış ve ona gülüyordu.
"Oohohooo" dedi gülerek.
"Ginny bunu izlemelisin." dedi. Telefonu bana çevirdi.
Videoyu açtım. Ekranda gördüğüm videoda benim mesajım vardı ,Harry'nin düşen yüzü yakınlaştırılıp tekrar edilen komik birkaç efekt ve müzikle birleştirilmişti.
***
