-IV-

1.5K 144 107
                                        

⚜️
İlk
⚜️

Üzerimdeki adam hemen kalktığında, biraz önce patronunun boğazını kesen Levi'ye saldırmak için atılmıştı ki, olduğum yerden dönerek ayağına sardım kollarımı. Amacım, birkaç saniye bile olsa şu an için aynı tarafta olduğumuz Ackerman'a yardım etmekti.

Ayağını sarssa da bırakmadım. Tam o an, başıma öyle bir darbe aldım ki, bakış açımım dahi kaydığına şahit oldum. Kollarımın gevşediği ilk an, ileriye değil, geriye düştü adam. Sesler yine boğuktu, ama emindim ki inilti bırakan tek kişi, düşman safta olandı..

Olduğum yerde dönüp, dirseklerime ağırlık vererek bedenimi kaldırmaya yeltendim. Başımı taşıyamıyor gibiydim, fakat dinlenecek zaman da yoktu. Her türlü aksiliğe karşı ona yardım etmek zorundaydım. Boğuşma sesleri duyulursa burada bu kadar az kişi olmayacaktı...

Boğazı kesilen adamın David'in oturduğu koltuktan destek aldığım sırada, açık kalan gözleriyle karşı karşıya geldim anlık olarak. Üzerindeki kıyafetleri tek renge bürünmüştü. Tamamen kırmızı. Kan kırmızı...

Dişlerimi sıkarak ayağa kalktığımda, kırılan cam sesiyle hemen baktım o yöne. Levi, üzerine boğuşan adama yumruklarını savururken kırılan camların hemen üzerinde yatıyordu. İkisinin elindeki bıçaklar da düşmüş, yumruk yumruğa boğuşuyorlardı.

Yardım etmek için onlara doğru ilerlediğim sırada kapıdan içeriye aniden giriş yapan bir başka kişiyle karşı karşıya geldik aniden. Etrafı inceleyen bakışları ayakta duran benim üzerimde durduğunda, şaşkın ifadesi tamamen  silinip, yerini hırslı olana bıraktı. Belindeki silahı yokladığı o kısa anı kendime fırsat bilerek biraz ötede, yerde duran bıçaklardan birini hedef alarak yerde yuvarlandım. Belimdekini çekip alacak olursam açık hedefi olabilirdim. Ayaklarımı yere yeniden sabitlediğim anda, üstümden geçen mermi, bir susturucudan çıktığı için mutlu olmuştum aslında.

Tabancanın sesini duyanlar akın edemeyecekti. Büyük ihtimalle de bu kişi, kırılan cam sesini duymuştu.

Yerdeki bıçağın ucundan tuttuğumda, üzerime doğrultulan namlunun sahibine doğru savurdum hiç düşünmeden. Tabanca ikinci kez ateşlendiğinde yine ıskaladı beni. Hareketlerim hâlâ daha ağırdı fakat hissettiğim yoğun adrenalin doping olmuştu adeta.

Adam, küçük bir iniltiyi devamlı dillendirdiğinde, isabet ettirdiğimi daha iyi anlamıştım. Yerimden hemen kalktığımda, omzuna saplanan bıçağı çekerek kenara fırlatan adam, namluyu üçüncü kez bana doğrultmuştu ki, üzerine sıçrayarak, bileklerini yukarıya kaldırdım. Gerisin geri gidip, arka duvara omzunu çarptırdığımda, ellerini çekip, birkaç kez daha duvara vurdurdum. Düşen tabancadan hemen sonra kollarımı kenara aldırdı aniden. Karın boşluğumda hissettiğim yumruklarına karşı kendimi sıkarak dayanıklılık gösterdikten hemen sonra boynunu ters şekilde kavrayarak kafasını, kol altıma çekince, olduğum yerde zıplayıp, duvar desteğiyle birlikte sırtında yer aldım.

Boynunu hiç bırakmadan, kolumla kavrayışımı kendime daha rahat bir hale aldığımda, kendi bileğimi sıkıca tutup, adeta kenetledim onu. Kollarını bana doğru savursa da indirmeye yetmiyordu. Giderek kısılan nefesi, onu panikletiyor ve mantıklı hareket yapmasını engelliyordu.

"İn üstümden sürtük!"

Daha da sıktım kolumu. Karşımdaki kim olursa olsun, hakaret aldığımda kimseye acıma gibi bir huyum yoktu, olamazdı da. Boğazından çıkardığı sesler, öfkemin fon müziği oluyordu şu anda. Debelenmelerinden hemen sonra geriye vurdurmayı tercih ederek beni düşürmeyi denediği ilk an,  hedefi olmaktan kaçmak adına, hemen inip, kendi kendini duvar vurdurarak yere çömelen adamın afallığını izledim.

MY DEAR ENEMY | Levi Ackerman +18Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin