⚜️
Kan ve Ceket
⚜️
"Bir işler çeviriyor..." Ortada durmadan bir sağa bir sola giden Eren, nihayet koltuklardan birine oturduğunda bu kez ayağını titretmeye başladı. Toplanmış saçlarından ayrılıp gelen birkaç tutam yüzüne akmıştı. Uzunca boyu, oturmasına rağmen dev gibi gösteriyordu onu.
"Kenny piçi ne zaman iş çevirmedi ki?" diye sordu Jean. Yarım saat önce söylediğim haber, adeta tadını tuzunu kaçırmıştı her ikisinin de. "Ya sana zarar vermeye kalkarsa?" Aniden döndü bana doğru. Ensesindeki elleri, belini bulduğunda, tek ayağı üzerine verdi ayağını. "Kalkarsa değil, kesin bir puştluk yapacak." Cevabı benim yerime vererek yeniden döndü sırtını.
'Sakin olun,' dememe kalmadan, "Biraz profesyonelce davranamaz mısınız?" diye yakındı Reiner. "Sadece bir yemek. Onca kişinin arasında nasıl zarar versin?"
Jean, şişirdiği omuzlarından hemen sonra öfkeyle döndü ona. "Sen götünle düşünmeye devam et. Kenny Ackerman'dan bahsediyoruz."
"Jean haklı," dedi Eren. "Levi'ye bile güvenirim. Ama Kenny'e saliselik bile güvenmem."
Gülümsedim. Eren'in farketmeden söylediği söz, onları dindirmek için güzel bir adımım olacaktı. Evet, haklılardı. Fakat oraya gitmek zorundaydım. "Beyler," diyerek topladım dikkatleri üzerime. "Siz ne zamandan beri beni hafife alıyorsunuz?" Sorum karşısında, beklemedikleri bu sitem karşısında ifadeleri değişti Jean ve Eren'in. "Eğer oraya gitmezsem, daha çok dikkat çekeceğimizin farkında değil misiniz?"
"Ama..."
"Aması falan yok Eren." Koltuktan kalkıp, mutfağa doğru adımlamadan önce, her birinin üzerinde gezdirdim gözlerimi. "İyileştim. Görevlere dönebilirim. Ve bu da ilk oltam olacak. Ve, güven yarışı yaptığın Levi Ackerman'da orada olacak." Bizzat gözlerine baktığımda, ifade etmek istediğim şeyi anlayarak çekti gözlerini benden. "Zaten iletişim halinde kalırız, ama yine de endişelenirseniz onu arayın."
"İlena bize sinirle-" Mutfağa ilerlediğim sırada arkamdan sesini duyuran Jean'in sözlerini böldüm.
"Hamburger isteyen var mı?"
Gelen cevaplardan sonra daha hızlı ilerleyip, yalnız kaldığım mekana vardığımda, malzemeleri almaya yöneldim hiç beklemeden. Endişelerini elbette anlıyordum, fakat onlardan istediğim tek şey güvenmeleriydi. Kenny'e ben de zerrece emanet etmezdim nefesimi. Yapacağım her şey kendim için değil ekibim içindi bu yüzden. O yeraltı faresi gibiydi. Eşeleyip kurcalmadığı bir yer olamazdı. Tapunun bizde olduğundan şüpheleniyorsa ya da çalındığını duyup, yeraltının başlıca isimlerini çağırdıysa oraya gitmemem, tüm okları ekibime çevirirdi.
Levi bile bir şeylerden şüpheleniyordu şu anda. Arayıp sadece daveti söylemek ya da herhangi bir şekilde bildirmek yerine ne yaptığımı sorması boşa değildi. Ama soruyorsa bu kendisi için değildi. Dayısının hedefi olduğumdan şüphelendiği içindi. Bu yüzden yarın, rol yaparak değil; o tapuyu tamamen unutarak hareket etmeliydim. Konusu geçerse etrafımdaki insanlarla Kenny'i yemlemeliydim.
Ertesi gün olduğunda, sabahın erken saatlerinde telefonuma gelen mesaj sesiyle zaten kırık olan uykumdan tamamen uyanmam zor olmadı. Saçımın dağınıklığının verdiği his bile beni yeniden uyutmak istese de artık yapamazdım. Zaten günü yarısına gelmiştik çoktan...
Kimden: L.A
13:30
İstemsizce güldüm. Klasik Levi'nin klasik hareketleri. Durum bundan ibaretti şu anda. Ve en önemli olansa onu sinirlendirmek için mükemmel bir andı. Hemen, cevap vermek için klavyede gezdirdim parmaklarımı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MY DEAR ENEMY | Levi Ackerman +18
FanfictionKolum, onun boynunu tersten sardığında, dizinin içine vurup, minik bir iniltiyle çökmesini sağladım. Temastan nefret ettiğini biliyordum ve bu benim en büyük kozumdu ona karşı. Silahın namlusunu yanağına sürttüğümde, hemen karşımızdaki kırık aynaya...
