BÖLÜM 16🍁

426 20 13
                                        

Elimdeki kalemle çizgimde düzeltmeler yapıyordum. Bu aralar çok uykusuzum. Geceleri sürekli kabus görüyordum. Bazen ise halamı. Onu da çok özlemiştim. Keşke yanımda olup bana destek olsaydı.

Dolan gözlerimi silip ayağa kalktım. Pencerenin önüne geçip biraz dışarıyı süzdüm. Bir sürü insan vardı hepsinin kendi hayatı ve kendi acıları vardı. Hepsi kendi hayatının baş rolüydü. Bazen bu durum bana çok garip geliyordu.

Kapının çalması ile arkamı döndüm. "Gel" diye seslendim. İçeri Alp girdi.

"Leyla hanım Miraç bey geldi." Derin bir nefes  verdim.

"Gelsin." Pencerenin önündeki koltuklara oturup dışarıyı izlemeye devam ettim.

"Leyla." Miraç'ın sesini duyunca ayağa kalkıp yanına gittim. Sarıldım. Kadın parfümü kokuyordu. Gözlerim dolarken yukarı bakıp, sakinleşmeye çalıştım.

"Leyla sen iyi misin?" Bana bakan yüzün baktım. Daha sonra gözüm boynuna koydı. Morluk vardı. Ben bunu görmek zorunda mıydım? Sahra'nın koynunda çıkıp benim yanıma mi gelmişti?

Ağzımdan bir hıçkırık koparken, gözümden damlalar düşmeye başlamıştı bile. Miraç kolumdan tuttu hemen çünkü dizlerim titriyordu.

"Leyla noluyor?" Miraç beni daha fazla tutamadı ve ben yere oturdum. Elimle yüzümü kapatıp ağlamaya devam ettim. Çok kötü hissediyordum.

"Leyla, bana bak bir hadi." Kafamı olumsuz anlamda sallayıp, ellerimi daha kuvvetli gözlerime bastırdım.

Ben bir 15 dakika daha ağlamıştım. Elimi yüzümden çekip etrafa bakmaya çalıştım. Ama ellerimi gözüme o kadar kuvvetli bastırmıştım ki gördüğüm tek şey karanlıktı.

Gözlerim açılınca Miraç'a baktım. Endişe ile bana bakıyordu. Hemen ayağa kalkıp sehpanın üzerindeki sürahiyi doldurup bana getirdi. Boğazım kurumuştu. Suyu elinden alıp tek lokmada bitirdim.

Elini belime atıp beni kaldıracağı sırada onu durdudum.

"Kendim kalkarım." Yerden destek alıp ayağa kalktım. Yavaş adımalarla pencerenin önündeki koltuğa oturdum. Dışarıyı izlemeye başladım.

"Leyla neden böyle oldu?" Miraç'ın sesini duyduğumda ona baktım. Hiç bir şey yapmamış gibi karşıma çıkıp benim için endişeli numarası yapıyordu.

"Halamı özledim sadece." Gülümseyip karşıma oturdu. Masanın üzerindeki ellerimi tuttu.

"Merak etme ben yanındayım." Bir şey demedim. Aynen çok yanımdaydın.

"Akşam yemeğe çıkalım mı? Kafan dağılır."

"Olur."

"Saat 8'de evden alırım seni."

"Tamam."

"Ben gidiyim artık." Ayağa kalkınca bende kalktım.

Elini belime atıp kendine çekti. İstemeyerek de olsa kollarımı boynuna doladım. Biraz o şekilde kaldık. Daha sonra ayrıldım.

"Görüşürüz."

"Görüşürüz." Odadan çıkınca kapıyı kapatıp, koltuğuma oturdum. Alp'i arayıp kahve istedim. Şu son günlerde başım çok şiddetli bir şekilde ağrıyordu. Her şey üst üste geliyordu.

Alp kahvemi getirince bir yudum aldım. Saate baktım. 6 olmuştu. Kahvemi içer çıkardım. Anca hazırlanırdım.

Eve gelince ılık bir banyo yapmıştım ve ağrıyan başımın ağrısı azalmıştı. Giyinme odasına girip elbiseler arasında dolaşmaya başladım. Elbiseyi seçip aldım. Altına da siyah bir tek bant aldım. Siyah bir zarf çanta seçtim.

LEYLABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin