BÖLÜM 20🍁

405 25 1
                                        

Sahra'nın ailesinin benimle olan derdi neydi anlamıyorum. Bir yandan annesi bir yandan babası, bir yandan kendisi. Çıldıracaktım artık.

Odada ben dolaşana kadar yarım saat geçmişti. Kapı tıkladı. Gel diye seslendim. İçeri Alp girdi.

"Leyla hanım Kıraç Yıldıray'ın dosyasını hazırlamamı istemiştiniz. Buyrun."

"Masaya koy." Alp dosyayı masaya koydu.

"Başka bir isteğiniz var mı?"

"Yok. Çıkabilirsin." Başını sallayıp çıktı. Dosyayı elime aldım. İlk sayfada fotoğrafı vardı. İkinci sayfada kendisi hakkında, bir diğer sayfada şirketi hakkında bilgi vardı.

Yazılanları okudum. Kendi halindeki bir iş adamıydı.

Dosyanın kapağını kapatıp masaya attım.
Ayağa kalkıp odanın içinde dolaşmaya başladım.

Düşünmekten başım ağrımaya başlamıştı ve kesinlikle odaklanamıyordum. Burada durmanın bana bir faydası yoktu.

Çantamı alıp hızlı adımlarla şirketten çıkıp, arabama bindim ve eve sürmeye başladım.

Eve gelince kendime güzel bir yemek hazırlamıştım. Daha sonra ise uyku hapı alıp uyumuştum. Rahat bir uyku çekemezdim.

Gözlerim açılırken bir süre etrafı süzdüm. Sabah olmuştu. Saate baktım. 11 olmuştu. Oflayıp ayağa kalktım. İşe geç kalmaktan nefret ediyordum.

Giyinme odama girdim. Havam yoktu. O yüzden rahat bir şeyler giyinmeye karar verdim.

Yeşil mini bir etek, üstüne uzun bir polar. Yeşil bir çorap ve siyah bir ayakkabı aldım. Şapka olarak siyah bir bere aldım.

Çantamın içine eşyaları koydum. Üzerimi değiştirip, bereyi kafama taktım. Daha fazla oyalanmadan evden çıktım.

İş yerine gelince arabamı park edip odama çıktım. Alp benimle birlikte odaya girdi.

"Leyla hanım. Bugün toplantınız yok ancak dün teslim etmeniz gereken elbiseler vardı. Onların teslimatını bugune verdim. Bir de 18 tane elbisenin teslimi var. Ancak bu teslimleri Zeynep Hanım tarafından gerçekleştirilecek."

"Doğru ya. Biz dün elbise teslimi de yapmadık. Tamam Alp çıkabilirsin. " Başını sallayıp çıktı. Kafam o kadar karışıktı ki.

Çizim yaparken kapım çaldı. Gel diye seslendim. İçeri Alp girdi.

"Leyla hanım teslim etmeniz gereken elbise sahiplerinden biri geldi. İçeri alıyorum."

"Al." Başını sallayıp geri çekildi ve içeri Gizem girdi. Çok yakın bir arkadaşımdı kendisi. Uzun zamandır süren bir dostluğumuz vardı.

Gülümseyerek ayağa kalktım.

"Hoş geldin canım." Sırtımda ellerini hissettim.

"Hoş buldum." Ayrıldım. Koltuğa oturdu. Bende yerime geçtim.

"Kahveni nasıl içersin?"

"Yok canım ben bir şey içmiycem, sağol."

"Öyle olmaz ama Gizem."

"Leyla vaktim olsaydı içerdim inan."

"Peki. Nasılsın? Nasıl gidiyor? Epeydir görüşmüyoruz."

"İyiyim işte bir şekilde idare ediyoruz. Doğru söylüyorsun da vakit bulamıyor insan."

"İş, güç derken insan vaktin nasıl geçtiğini anlamıyor. "

LEYLABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin