Hepinize bol merhabalar ^^
Tatil diye bölüm yazayım dedim. Güzel mi siz karar verin bakalım :)
Hedefim 2000 + kelimeydi :) Uzun bir bölüm sizi bekliyor anlayacağınız :P
Bu uzun ve güzel bölümü iyiki yazmışım diye düşünmemi sağlayıın :) Siz anladınız
Multiii' de Arda'nın her bir hali vaar:D
-----
Uyandığımda odanın içindeki aydınlık gözümü almıştı. Yastığı olduğu yerden kurtarmak zor gelince Arda'nın sırtını engel olarak kullanmıştım. Tabi ben yerleşmeye çalıştıkça Arda homurdanmaya başlamıştı.
''Kıpırdanmaya devam edeceksen ben arkadaki koltuğa gidiyorum.''
''Burada benimle daracık koltukta yatman hataydı zaten.'' dedim bilmiş bir bakışla.
Gözlerini kısıp bana baktıktan sonra dalga geçer gülümsemesini takındı yüzüne. Bu çocuğa aynı anda uyuz, aynı anda gıcık ama aynı anda şey olabiliyordunuz. Yani beğenme olabiliyordunuz. Biliyorum, böyle saçma bir cümle dünya üzerinde hiç kurulmamıştır ama durumu toparlamam lazım. Bu gibi sıkışma anlarında saçmalamak mübah.
''Canım seninle bu dar koltukta yatmak istediyse bu benim problemim. Eğer çok rahatsız olduysan arkadaki koltuğa gidebilirdin. Ama gitmedin, burada benimle beraber bütün bir gece uyudun.''
Karşımda onun sinir bozucu gülüşü yüzünden güldüm. Sinirden güldüm ama. Yani hoşuma falan gittiği yoktu.
''Şu suratının gıcık eden ifadesini değiştirmezsen, sol yumruğumla ben değiştirmek zorunda kalabilirim.''
''Bende izin verirdim bunu değil mi? Ellerimi arkadan bağlar ve yüzümü dağıtmanı beklerdim değil mi?'' dedi yine gülerek.
''Seni bu hallere sokabilirim ama.'' dedim yalancı bir gülümsemeyle.
''Tabii ki. Ama o hale sokmadan önce veya sonra karşılığını alırım.'' dedi göz kırparak. Kirpiğin kaçsın gözüne de, bütün gün uğraş çıkarmak için.
Bir yandan beddua ediyordum ve karşılığın ne olacağını düşünüyordum. En sonunda ne kadar sapık olduğuma karar verip, acıyla düşündüklerimi unuturum diye dudağımı ısırdım. Gözlerime bakarak gülen Arda'nın bakışları dudaklarıma yönelmişti.
''Cidden bilerek yapmadım. Yani ben bir anda..'' dedim durumu izah etmeye çalışarak.
''Bilerek veya bilmeyerek. Her şekilde işe yarıyor ve bu benim sinirlerimi bozuyor.'' dedi gözlerini sıkıca kapatıp açarken.
Duyduklarımla ayaklanıp koltukta ayağa kalktım. Aynı hızla geri yerime oturdum.
''İşe yarıyor derken? Şey mi oluyorsun yani?'' dedim dalga geçerek.
''Şey? Ne o şey dediğin şey.?'' Bu çocuğun benden daha kıvrak zekalı olduğunu artık benim yamuk zekamın öğrenmesi gerekirdi.
Benim nereden geldiyse aklıma Yaren geldi. Herhalde 'Yamuk zeka' deyince geldi.Arkadaşım diye söylemiyorum, biraz saflık vardır onda da.
''Benim artık gitmem lazım. Hem saat on bir olmuş. Yaren ile buluşacaktım ya.'' dedim aceleyle.
İlk önce gözlerini devirdi ve başını salladı. Galiba bu 'Şimdi seni şu kızın evine kadar götürmek zorundayım. Çok zor geliyor ama tek başına gitmene izin vermem' cümlesinin yüz ifadesi haliydi.
''Neyse, sen giyin ben..'' Benim zaten kıyafetlerimle olduğumu görünce sustu. Bazen herkes bu gibi durumlara düşebiliyor demek ki.
''O zaman ben giyinip geleyim.'' dediğinde bana kal geldi. Nasıl ben giyineyim? Çıplak mıydın lan? Yok, artık! Buradan bakınca gri tişörtü gözüküyordu. Ama altı? O gözükmüyor! Allah'ım! Aklıma gelen iğrenç düşüncelerden koru beni. Bende pantolon var zaten, bir şey olmaz da,işte.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kusursuz&Kuralsız
Novela JuvenilEğer sana senin izin vereceğin mesafe kadar yakın olacaksam,senden izin almayacağım. Çünkü ben senin yanında değil,kalbinde olmak istiyorum.Artık seninle olup geriye kalan bütün kusurlarımı kapatmak istiyorum. Kusursuz'un olmak istiyorum.Seninde ben...