Adaya dönmüştük. Nisa'yla birlikte yaptığımız salıncakta yüzüstü yatıyordum.
Herkes dokunulamazlık+iletişim oyununu kaybetmenin verdiği üzüntüyle, dağılmış halde adanın her köşesine yayılmıştı.
iletişim için üzgündüm fakat dokunulamazlık için aynısını söyleyemeyecektim.
Önüne geçemediğim bir his Berna ya da Evrim'i yazmam için beni itiyordu sanki.
Sorun tam olarak onları yazmamda değildi aslında. Performansları iyi olmadığı için yazmam gayet normaldi.
Sorun, benim onları yazmak isteme sebebimde performansın ikinci planda kalması ve benim içimdeki duygulara yenik düşmemdi.
Sıkıntıyla ofladım.
Niye böyle oluyordu ki şimdi durduk yere?
Odağım sürekli Nisa'ya mı kayacaktı böyle?
Niye böyle hissettiriyordu bu kız bana?
Gözlerim Nisa'nın salıncağa çizdiği resimlere ilişti, neredeyse izlediği bütün çizgi film karakterlerini çizmişi.
Gülümsedim. Çocuksu ruhunu her yerde bir şekilde belli ediyordu.
Çizdiklerini yakından incelendiğimde daha çok gülümsedim. Bu karakterlerin hepsini çok seviyordum. Zevklerimiz aynıydı, bu beni mutlu etmişti.
Gözüme çarpan Iron Man ve Thor çizimleriyle gülümsemem sırıtışa döndü.
Manyak bir şeydi bu kız!
Bu kadar kısa sürede acayip merak edip özlemiştim ve bu normal değildi.
Kendime kızıyordum, böyle yaparak hedeflerimden kopuyordum.
Nisa, etrafına ışık saçıyordu ve sanki saçtığı bu ışık karanlık bir yolu aydınlatıyor gibiydi. Yolu takip edersem kendi yolumu şaşardım.
Bunu asla istemiyordum. Ne olduğunu bile anlayamadığım garip hisler yüzünden hedeflerimi saçma bir şekilde riske atamazdım.
Ayrıca Nisa'nın düşüncelerini bilemezdim ki. Ya o da benim hissettiğim şeyleri başka biri için hissediyorsa...
Anlık olarak onun da benim için bu şekilde hissetmesini istedim.
Bu yanlıştı ama en doğru yanlışım da olabilirdi.
Uzunca bir süre daha düşündüm.
Onu beğendiğimi kabul ediyordum ama eminim sevmeyen yarışmacılar bile içte içe beğeniyordu zaten. Beğenilmeyecek gibi değildi ki...
Ayrıca burada açtık, tüm duygulara açtık. Sevgiye de açtık. Nisa ise sevgi doluydu. Sevimli bir bakışıyla bile insana güzel hissettirebiliyordu.
Bu yüzden bu duyguların gelip geçici bir şey olduğuna karar verdim. Daha fazla ne olabilirdi ki zaten?
Hissettiğim şeyler basit bir beğeniden ibaretti, sadece bana iyi hissettirdiği için öyle düşünüyordum ve ben bu saçma düşüncelere takılmak yerine olduğum gibi devam edecektim.
Saçımı bir elin geriye doğru çekmesiyle sinirlice bağırdım. Bu takımdakilerin özellikle mutsuzken bana bulaşmamaları gerektiğini şimdiye kadar öğrenmeleri gerekiyordu.
"Siktir git Yasin ya!"
"Siktir git ha?"
Duyduğum sesle kalbim çarpmaya başlarken anında arkamı döndüm.
"Nisa?"
"Yasin ha?"
"Sen nereden çıktın kızım, ayrıca niye saçımı çekiyorsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐬𝐚𝐥𝐯𝐚𝐭𝐨𝐫𝐞 - 𝐨𝐠𝐧𝐢𝐬
Fanfikce|𝟐𝟎𝟏𝟕 𝐎𝐠𝐞𝐝𝐚𝐲 & 𝟐𝟎𝟐𝟎 𝐍𝐢𝐬𝐚| 𝓐𝓵𝓵 𝓽𝓱𝓮 𝓵𝓲𝓰𝓱𝓽𝓼 𝓪𝓻𝓮 𝓼𝓹𝓪𝓻𝓴𝓵𝓲𝓷𝓰 𝓯𝓸𝓻 𝔂𝓸𝓾 𝓲𝓽 𝓼𝓮𝓮𝓶𝓼 𝓞𝓷 𝓽𝓱𝓮 𝓭𝓸𝔀𝓷𝓽𝓸𝔀𝓷 𝓼𝓬𝓮𝓷𝓮𝓼, 𝓼𝓱𝓪𝓭𝔂 𝓫𝓵𝓾𝓮
