Kochou, bugün değişik bir yerde uyandım. Nehrin oradaki kırlardaydım. Neden buradaydım ki? Sarhoş mu olmuştum acaba? Hayır. Sarhoş olsam evde uyuyup kalırdım.
Umursamamaya çalıştım. Uzandığım yerden hışımla kalktım. Omuzlarım, sırtım çok ağrıyordu. Adım attığımda sadece omuzlarım ve sırtım değil heryerim ağrıyordu.
Sanki. Sanki uzun bir rüyadan uyanmış gibi hissediyordum. Hava güneşliydi. Etrafıma bakındım. Kar yoktu. Kış mevsiminde değil miydik? Bir gecede hepsi erimiş olamaz ya!
Her neyse. Ellerimi cebime koydum. Ağrıyan vücuduma rağmen yürüyordum. Yürüdükçe vücudum sızlıyordu. Ama hafif hafif.
Saatlerce yürüdüm. Mezarlığa geldim en sonunda. Galiba artık bununla yüzleşmem gerekiyor. Mezar taşlarının üstünde ismini aramaya başladım.
Kochou Shinobu
Evet. Bu sendin. Görüş alanım bulanıklaştı. Yere çömdüm. Sessiz sessiz ağlamaya başladım. Belki de gelmemeliydim. Şu halime baksana mezarını görür görmez gözyaşlarına boğuldum.
Beklediğim bu değildi. Kendime söz vermiştim. Mezarına gidince ağlamayacağım diye. Ama sözümde duramadım. Ne zaman sözümde durdum ki?
Arkamda bir ses duyuyorum. Bu ses, insanların sesi. Arkama dönüyorum. Herkes siyahlar içinde. Ağlıyorlar. Bazılarının ellerinde çiçekler var. İstemsizce kaşlarımı çatıyorum. Neler oluyor?
Yoksa bu bir cenaze mi? İyi de senin cenazen olmamış mıydı? Anlayamıyorum.
senin derinlerinde bir yerde buldum Sımsıkı sarılacak karışacak köklerimi Görmek beraber olmak seninle Çok güzel belki ama Düşlemek bambaşka