5-

166 12 5
                                        

-Mavi ve Gri-

Evde tek olmanın huzuru ile yatağında sırt üstü uzanmış tavanı izliyordu. Jin erkenden işi olduğu için gitmiş, kahvaltıyı hazırlayıp tembihlemişti.

Dükkana gitmesi gerektiğini biliyordu ama sahibi kendisiydi. Bugün de randevu yoktu. Gerekmezdi.

Belki ilk defa işini aksatıyor olabilirdi ama kafasına doluşan düşünceler kullanılmadan bir yere gitmeyeceğinin garantisini vermişti.

Zaten başka işleri de vardı. Derince nefes vererek yatakta oturur hale gelmiş odada gözlerini gezdirmişti.

Bitter çikolata ağırlıklı pastayı hissettirmişti dilinde. Ayaklandı ve odasından çıkarak günlük rutinini gerçekleştirdi.

Jin'in fazlaca özendiği sofrada yemeğini yemiş ve çatı katına geçmişti.

Çatı katının kapısını kilitlemiş ve tam ortada duran son çiziminin yanına ilerlemişti.

Geçen bitirdiği resimde ve kuruması için açıkta bırakmıştı. Kimse girmezdi buraya. Zaten eve gelen bir misafir yok, Jin ise saygısı olduğundan adımını dahil atmazdı.

Tuvali alıp diğerlerinin yanına astığında hemen yerdeki defteri almış ve yere oturmuştu. Çizim yapmalıydı. Bir şeyler bulup içindeki boyaları akıtması lazımdı.

Bir çok şarkıyı dinlemişti. Uygun ana bulması gerekiyordu şarkıyı. Yoksa yapamazdı.

Kendisini çizecekti bu sefer. Kendisi yazacak, kendisi şekillendirecek, kendisi renklendirecekti.

Kafasını duvara yasladı ve tavanı izledi. Tanrı herkesi sınıyordu. Sınavlara sokuyor. Öğrenerek ilerlemeye itiyordu. Doğduğun andan beri.

Ama kimse doğduğu gibi hiçbir şey bilemezdi değil mi?

Yanlarında biri olurdu. Yol gösteren birileri, Tanrı'nın sınavını yarılamış kişileri verirdi. Birilerine yoldaş olarak sınav puanlarını arttırırlardı.

Bir melek işlevindeydi onlar. Kimi ebeveyn olurdu, kimi dost, kimi sevgili...

Taehyung'un hangisiydi?

Kafasını deftere eğdi ve kalemi eline aldı.

Benim meleğim nerede?

'Ölüm kollarını ansızın açar ve beklerdi bizi' diye geçirmişti içerisinden Taehyung. Ya kendisi gelir, ya bizi beklerdi. Ama kendisi biliyordu ki her insan kendi ayakları ile giderdi ona.

'Belki bir gün bende günün sonunda' dedi. 'Biri gelip beni uzaklaştırmadan tatmadığım o sıcak kolları ölümde bulurum. Sonsuz soğuğa hapsolsam bile.'

Günün sonuna biri beni gelip kurtarsın, lütfen.

En çok istediği şeyden bile emin değildi. Sonundan emin olmak istiyordu Taehyung. Genç adam iç çekti ve kalemi elinde salladı. Doğru kelimeleri bulmakta zorlanıyordu.

Hiçbir kelime bu kadar yorulmamıştı ki birleşip dertlerini anlatsınlar.

Yorucu bir günün ardından, yorucu bir iç çekiyorum.

Yorgunken bile nasıl gülündüğünden bir haberdar olduğunun farkındaydı. Yorgun olanlar bile gülüşünden belli ederdi. Yanakları sanki kırk ton taşımış gibi zorla kalkıyor. Gözleri tek bir harekette göz yaşlarını kontrolden kaybedecek gibi duruyor.

Winter||TaeKookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin