B16 - "Hasretin bir kurşun gibi delip geçer yüreğimi"

4.5K 215 72
                                        

sizi üzecek olan bölüm bu. bana fazlasıyla kalp acısı yaşattığını söylemek isterim... 🦋 (aslında kelebeğin bir kanadı kırık arkadaşlar)

Bölüm 16: "Hasretin bir kurşun gibi delip geçer yüreğimi"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Bölüm 16: "Hasretin bir kurşun gibi delip geçer yüreğimi"


Kol saatim neredeyse on dakikadır burada, bu soğuk bar tuvaletinde kısılı kaldığıma işaret ediyordu. Bizi otele götürecek olan otobüsler artık gelmiş olmalılardı. Belki beş dakika kadar herkesin toplanmasını bekleyebilirlerdi ama biz buraya gelince sayı tutulmamıştı, çünkü bu partiye herkes katılmamıştı.Yani ortalıkta gözükmezsem kimsenin haberi olmayacaktı.

Düşündüğüm bu şey aniden panik atağımı tetikledi.

"Hey! Deminden beri bağırıyorum burada! Kimse yok mu ya?!"

Geri zekalının önde gideni olduğumdan telefonumu yanımda getirmemiştim. Getirseydim Selen'i arardım kesin. Ela'nın aksine o içki içmeyi seven birisi değildi ama belki galeyana gelmiş ve içmiştir, kim bilir? Gerçi ben de içki içen birisi değildim ama demin Simurg'a gıcıklık olsun diye içmiştim işte. Belki de içmeme iyi yönden bakmalıydık, çünkü yüksek derecede panik yapmamı engelliyordu. Eğer hissettiğim panik yüksek derecede değilse, o zaman yüksek derecede panik yapmak nasıl oluyordu?

"Alo! Birinizin de tuvaleti gelmiyor mu ya?! Bu nasıl bir böbrektir?! Üç saattir burada tıkılıyım! Sesimi duymuyor musunuz?!"

Muhtemelen duymuyorlardı, çünkü müziğin abartı derecede yüksek tonu ta buraya kadar geliyordu.

Ya Simurg beyefendisine ne demeli? Adam hiç mi demez gidip şu kızı kontrol edeyim diye? Gerçi ona da arkamdan gelme falan demiştim değil mi? Of!

"Valla üç dakika içinde buradan çıkmazsam kapıyı kırarım! Devlet malı mülkü demem kırarım!"

Ah keşke! Ama kapı içeri doğru açıldığı için dışa taraf kıramıyordum. Kapıyı tüm gücümle tekmelemeye başladım. Burası o kadar soğuktu ki üzerimde mont bile olmadığı için hafiften üşümeye de başlamıştım. Daha doğrusu donmaya. Sonum Titanik'tekiler gibi mi olacaktı yani?

Öfleyerek kol saatime baktım tekrar. Bu saati abim on yedinci doğum günümde bana almıştı. Neden şimdi bu tarz detayları düşünüyordum? Yoksa bu benim sonum muydu? On beş dakikaya doğru ilerliyorduk ki aniden dış taraftan birisi kapıya vurdu. İrkilerek geriye çekildim. Sonum yaklaşıyor mu acaba?

"Hüma, orada mısın?" diye bir ses geldi. Sesi duyduğum an resmen gözlerim büyüdü.

"Furkan?" Nasıl içeridekinin ben olduğumu biliyor?

"Hüma, ben bir salaklık yaptım." dedi yüksek sesle. Sesi sarhoş gibi geliyordu, aslında gibi değil. Baya sarhoştu. "Kaç gündür seninle konuçmaya çalışıyorum ama sen benimle hiçbir şekilde sohbet etmiyordun. Ben de seninle senin benden kaçamayacağın bir yerde konuşmak istedim. O yüzden herkesin gitmesini bekledim ama sonra anahtarı kaybettim."

BATI MAHALLESİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin