Chris birkaç saniye şaşkınlıkla olduğu yerde kalıp tepki veremezken biraz sonra oflayarak elini yüzüne kapatmıştı.
"Hay sikeyim..."
🦋
Jisung, uzun zamandır hissetmediği kadar heyecanlıydı.
Bay Yoo, Minho ile kendisini tiyatro oyununda ve oyuncularda yapılacak değişiklikler için görevlendirmişti. Bu yüzden öğle arası kafeteryada buluşmak için sözleşmişlerdi.
Şimdi Jisung, cam kenarında bulduğu ilk masaya oturmuş ve Minho'nun gelmesini bekliyordu.
"Hey, selam."
Jisung duyduğu sesle başını camdan çekip yanına yaklaşan gence çevirdi. "Selam." dedi gülümseyerek.
Minho da aynı şekilde gülümserken karşısındaki sandalyeye yerleşti. Elindeki defteri ve kalemleri masanın üzerine bırakarak arkasına yaslandı.
"Önce bir şeyler atıştıralım mı?"
Jisung başını salladı. "Olur."
Minho ikisine de birer tost ve içecek alarak geri döndü. Beraber bir yandan yerken bir yandan da sohbet ettiler.
Daha sonra Jisung, Minho'nun önündeki defteri kendisine doğru çekerek sayfalarını karıştırmaya başladı. Tiyatro kulübündeki öğrencilerin listesinin bulunduğu sayfaya geldiğinde durup bir süre inceledi.
"Tamam, toplam 19 kişiyiz." diye başladı başını kaldırarak. "3 kişilik bir sahne arkası ekibi olacak. Jiwoo, Kai ve Chan Hyung."
Jisung konuşurken Minho da başını sallayarak onu dinliyordu.
"Chan'la da konuşmamız lazım aslında." dedi Minho. "Şimdi voleybol takımına seçildi ya, ikisine de yoğunlaşamaz. Son sınıf öğrencisi zaten."
"Doğru söylüyorsun." dedi Jisung. "Yedek birini bulalım şimdiden bence. Çünkü voleybola devam etmesi daha olası geliyor bana."
"Belli olmaz." dedi Minho kaşlarını kaldırarak. "Ben bugün konuşurum onunla."
Biraz daha öğrenciler hakkında konuşup gerekli düzenlemeleri not ettikten sonra tiyatro metnine gelmişti sıra.
Jisung bir sahneyi okuyup onunla alakalı bir şeyler söylüyordu fakat Minho metni göremediği için takip etmekte zorlanıyordu.
"Dur, bu böyle olmayacak." dedi Minho oturduğu yerden kalkarken.
Jisung kaşlarını çatarak şaşkın bakışlarla kendisini izlerken yanındaki sandalyeyi çekerek oraya oturdu. İyice yanına yaklaşarak bir kolunu masaya dayadı ve yüzünü Jisung'a çevirdi.
"Evet, devam et. Seni dinliyorum."
Jisung bu yakınlığı beklemediği için bir anlığına afallasa da her zamanki gibi dışarıya renk vermeden işine devam etti.
Bir süre daha metinle uğraşıp sohbet ettiler. Bazı sahneleri çıkarıp birkaç ekleme yaptılar. İşleri bittiğinde zilin çalmasına da birkaç dakika kalmıştı.
"Bay Yoo'ya hemen bugün gösterir miyiz?" diye sordu Jisung.
"Dur, dur, acele etme." dedi Minho kaşlarını kaldırarak. "Daha alternatif oyunlara bakmamız gerek."
"Doğru ya, çıkmış aklımdan tamamen." dedi Jisung.
Zil çalana kadar beraber kafeteryada oturmuş ve sonra sınıflarına geçmişlerdi.
***
"Lütfen, Hyunjin, lütfen, lütfen..."
Hyunjin oflayarak arkasına yaslandı ve gözlerini bahçede gezdirmeye devam etti. Yanındaki çocuğa bakmamakta kararlıydı. Çünkü ona dayanamayacağından emindi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
kelebek | chanmin
Conto"Bu tür şeylere kelebek etkisi denildiğini duymuştum. Düzenin başında gerçekleşen küçük değişiklikler, beklenilmeyen büyük sonuçlara yol açabiliyormuş." mel, 22.
