| hyunin |
Alt dudağını ısırdığı anda dizimde hissettiğim şişmiş aletiyle elimi hemen boynundan çekip kendimi ondan uzaklaştırdım.
"Sikeyim seni Hyunjin." diyerek kendimi hızla sınıftan attım.
Ne yaşamıştım ben az önce? Ağzını yüzünü dağıtmaya gitti...
"Oğlum boğulacaksın, yavaş ye." diyen anneme ağzım dolu olduğu için sadece kafa sallamakla yetindim. Babam ise bana bakıp sadece gözlerini devirmişti. Sanırım sadece içinden ayıplıyordu beni. Zilin çalmasıyla elimdeki son lokmayı da ağzıma sokup hızla masadan kalktım. Babam ise arkamdan anneme "Bu çocuğun bir sorunu mu var acaba?" diye soruyordu.
"Anne bugün biraz fazla para alabilir miyim?" demiştim ayakkabılarımın bağcıklarını bağlamaya çalışırken.
"Baban dün kredi kartını vermişti ya sende kalsın, oradan harcarsın." deyip yüzümü avuçlarının arasına alıp yanağıma öpücük kondurmuştu.
"Jeongin." diye seslenince annem gülümseyerek arkamı dönmüştüm.
"Hiçbir şey senden önemli değil tamam mı? Hiçbir şeyi kafana takma, dersler konusunda fazla yüklendik sanırım son zamanlarda ama senin iyi ve mutlu olmandan daha önemli değil bizim için hiçbir şey." derken gözleri dolmuştu.
Asansörün önünden koşarak gelip anneme sarıldım. "O zaman bu akşam arkadaşım bizde kalabilir mi?" dedim gülerek.
"Her fırsatı kullan böyle aferin oğluşuma." derken beni asansöre doğru ittirmişti gülerek.
Asansörün kapakları kapanmadan hemen önce ise "Tamam kalabilir." demişti.
Gülerek apartmandan çıkarken Changbin hyung her zaman ki gibi söyleniyordu. Bir kaç saniye sonra durup bana döndü "Sen niye bu kadar mutlusun sabah sabah? Yine ne orospuluk peşindesin acaba?" demişti.
"Hyung kalbimi kırıyorsun ama." dedim dudaklarımı büzerek. Tam o sırada yanımızda bir araba durdu camları açılmaya başladı. Ön tarafta Ryujin ve annesi gülerek bize "Günaydın." demişlerdi, arkada oturan Hyunjin ise sinsice sırıtarak sadece bana bakıyordu.
Anneleri bizi okula bırakmayı teklif ettiğinde arkadaşlarımızla gittiğimizi söyleyip kibarca reddetmiştik. Ryujin ise o zaman biz yürürüz deyip arabadan inmişti ve ardından da mecburen Hyunjin inmişti.
Anneleri gidince ortamda garip bir sessizlik ve bakışma yaşanmıştı. Daha sonra yan yana yürümeye başlamıştık. Ortam çok sessiz olunca Ryujin benim koluma girip "Jeongin'le konuşacaklarım var." deyip beni öne doğru çekiştirmişti. Arkama baktığımda Hyunjin de Changbin hyung da fazlasıyla şaşkın görünüyordu.
Ryujin bana iyice yaklaşıp "Akşam için umarım Felix'e çok kızmadın, hepsi benim planımdı." dedi. Konuşmama izin vermeden ise devam etti. "Gördüğüm kadarıyla aranız düzelmiş, Hyunjin gayet mutluydu eve geldiğinde." dedi gülerek.
"İnanamıyorum sana ama zaten Felix'in tek başına böyle bir şey yapmayacağını anlamalıydım." dedim sonra ise merakıma yenik düşüp "Sen Felix'le nasıl konuştun ki? Tanıştığınızı bile bilmiyordum." dedim.
"Felix'e ulaşmam baya zor oldu gerçekten, sınıf grubundan Seungmin'in numarasını bulup yarım saat yalvarıp Felix'in numarasını istedim. Sonra da tanıştık işte Felix'le." dedi gayet normal bir şeyden bahsediyor gibi gülüyordu.
"Şok içinde dinliyorum şu an seni." dedim gerçekten ağzım istemsizce o şeklini almıştı. Biz böyle konuşurken çoktan bizimkilerin yanına gelmiştik ve Felix sanırım onu döveceğimi düşündüğü için Yuna ve Seungmin'in koluna girmiş bekliyordu.
Yol boyunca Felix bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ona kızmamam için, hiç susmadığı için kızmayacağımı söylemeye vaktim olmamıştı. Neredeyse okula kadar Felix'in susmasın beklemiştim ve sonunda nefessiz kalıp susunca kızmak yerine teşekkür etmiştim.
Seungmin'le birlikte önden yürüyen Yuna okul binasına girmeden arkasına dönüp "Beyler ders öncesi bir kahve mi içsek?" dediğinde Ryujin direkt "Beyler?" diyerek tepki göstermişti.
Yuna ise "Pardon Ryu-Ryujin'di dimi?" demiş ve Ryujin başıyla onayladıktan sonra "Alışkanlık işte." diye devam etmişti cümlesine.
Hep beraber kantine girdiğimizde Minho hyung kendine bir şeyler alıyordu. Tam ona sesleneceğim sırada o elindeki tostla arkasını dönmüş bizi görmüştü. "Günaydın hyung." diye bağırdığımda Seungmin kafama vurup "Ne bağırıyorsun beyinsiz herif? Sence Minho hyung sağır mı?" diye söylenmişti.
Minho hyung ise "Siz niye çete gibi geziyorsunuz?" demiş hemen önümüzdeki masaya oturmuştu. Felix beni çekiştirip "Biz kahve alalım Jeongin." diyerek beni zorla sıraya sokmuştu. Felix kendisine çikolata seçerken ben kahve siparişini vermiştim.
Kahveleri beklerken Felix'in yanına gittiğimde çikolataların önündeki jelibon paketlerini görüp sırıttım. Bir tane jelibon paketini alıp ödedim. Felix elimdeki jelibona bakıp anlamaya çalışırken ona bakıp sadece omuz silktim.
Hyunjin'e bakmak için arkama döndüğümde Yeonjun hyung ve yanında adını bilmediğim ama sürekli Hyunjin'in çevresinde gördüğüm çocuktu. Yeonjun hyung Yuna'nın yanındaki sandalyeye otururken o çocuk ise Hyunjin'in yanına gelmiş bir şeyler söylüyordu.
Hyunjin'in de ayaklandığını fark edince hızla yanlarına gittim. Çocuk şaşırmış bir şekilde bana bakarken bizimkilerinde gözü benim üzerimdeydi.
"Hayırdır? Nereye gidiyorsunuz?" dedim ama soruyu Hyunjin'e değil de çocuğa yönelttiğim açıkça belliydi. Seungmin kolumdan tutup "Jeongin sakin ol." demişti. Kolumu çekiştirip gözlerimi çocuğa odakladım.
"Dersle ilgili bir şey soracağım." dediğinde ise bahane olduğu belliydi.
"Yok soramazsın, hadi uzaklaş şimdi." deyip Hyunjin'i kolundan tutup masaya doğru çekmiştim. Bu sürede Hyunjin ise robot gibiydi, her hangi bir tepki vermemişti.
"Pardon ama neden soramıyormuşum?" dediğinde çocuk derin bir nefes alıp arkama döndüm.
Bizimkilerin hepsi pür dikkat bizi izliyordu, Minho hyung bizden daha çok tostuna odaklanmış gibiydi. Seungmin ve Felix ise hemen bir adım arkamda olası bir kavgayı önlemek için bekliyordu.
"Çünkü Hyunjin'in işi var, yeterli mi amına koyduğum?" dediğinde önce bir kahkaha atmış daha sonra ise "Hadi ya ne işi varmış? Çünkü yaklaşık iki dakika önce bir işi olmadığını söylemişti de kendisi." dedi kendinden emin bir şekilde.
Elimdeki jelibon paketini Hyunjin'in diğer eline bırakıp "Jelibon yiyecek ve gördüğün gibi kendisi de şu an öğrendi." dedim tek kaşımı kaldırıp elimin tersiyle uzaklaş hareketi yaparken.
Çocuk bu seferde Hyunjin'e dönüp ondan aksi bir yanıt beklediğini belirtircesine sadece "Hyunjin?" demişti.
Hyunjin ise girdiği şoktan çıkıp "Şey evet jelibon yiyeceğim ben, çok işim var." demişti. Çocuk sonunda uzaklaştığında herkesin gözü hala bizim üzerimizdeydi.
Felix "Amına koyim ne tür bir sikiş dönüyor bu aşağılık yerde?" diyerek kafasının karıştığını açıkça belirtmişti.
Minho hyung ise "Bir tost daha alıyorum isteyen var mı?" diyerek kantine dönmüştü.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.